Nasrettin Hoca, ünü asırları ve sınırları aşmış, bütün dünyada tanınmış ve sevilmiş bir bilgi, hikmet ve nükte dehasıdır. O, kendi şöhret sahası içinde pek çok özelliği ile dikkat çekmiştir. Öncelikle medeniyetimizin “gülen yüzü”dür. “Güldürürken düşündüren bir halk bilgesidir”. Onun birbirinden farklı, fakat birbirini tamamlayan yönleri o kadar fazladır ki, çoğu kez hangi yönünü ele alacağımızı bilemeyiz.
Hoca’nın sözkonusu bu çok yönlü kişiliğinden olsa gerektir ki, bugüne kadar birçok araştırmacı tarafından incelenmiş, çeşitli çalışmalara tabi tutulmuştur. Onu şimdiye kadar kendisine konu edinenlere bir göz atacak olursak karşımıza geniş bir isim listesi çıkacaktır: İlhan Başgöz, Cahit Öztelli, Mehmet Önder, Pertev Naili Boratav, Enver Naci Gökşen, Abdulbaki Gölpınarlı, Eflatun Cem Güney, İrfan Ünver Nasrattınoğlu, Abdullah Özbek, Erdoğan Tokmakçıoğlu, Alpay Kabacalı, Ragıp Şevki Yeşim, Mehmet Önder, Rıfat Ilgaz, Mehmet Arslan, M. Şakir Ülkütaşır, Fikret Türkmen, Sadi Cumbul, M. Sabri Koz, Şükrü Kurgan, Orhan Veli Kanık, Memet Fuat, Mim Uykusuz, Feyzi Halıcı, Mikail Bayram, Nejat Birdoğan, Saim Sakaoğlu, H. Achmed Schmiede, Şevket Özdemir, Ahmet Efe, Mehmet Aycı...
Bu isimlere bugünlerde bir yenisi daha eklendi. “Nasreddin Hoca” isimli kitabıyla Mustafa Özçelik... Özçelik’in kitabı, “Bir bilgi, Hikmet ve Nükte Dehası” alt başlığını da taşıyor. Son zamanlarda önemli kitaplar yayımlayan ve bu yönüyle takdir toplayan Eskişehir Odunpazarı Belediyesi, kitabın yayımcısı...
Mustafa Özçelik, kitabın önsözünde Nasreddin Hoca’nın sözünü ettiğimiz çok yönlü kişiliğinin bilgisizlikten ötürü veya kasıtlı olarak, sadece ‘komik bir adam’ yani ‘komedyen’ gibi gösterildiğini, fakat onun gerçekte bir din, kültür ve medeniyet adamı olduğunu dile getiriyor. Hoca’yı kasıtlı olarak ele alanların amacı ise onu gerçek kimliğinden saptırmak isteyenlerdir.
Kitabında Nasreddin Hoca’nın ‘nereli’ olduğunu da mesele edinen Özçelik, “böylesine büyük bir insana” hemen herkesin sahip olmak isteyeceğini, bunun doğal olduğunu belirterek cevap veriyor. Fakat, ortada bir de gerçek vardır ki, o gerçek, tarihin vesikalarında tezahür etmiştir: Hoca Eskişehirli’dir, fakat onu “bütün ülkenin hatta bütün insanlığın Nasreddin Hocası olarak görmek en doğrusudur.”
Eser, bir önsöz, sekiz bölüm ve bir kaynakçadan oluşmaktadır. Kitabın birinci bölümü “Belgelerin Tanıklığı” adını taşıyor. Nasrettin Hoca hakkında bilgi bulabileceğimiz yazılı belge, mezar taşları, vakıf kayıtları, soy kütükleri ve diğer eserlerin tedkik edildiği bu bölüm sahih kaynaklara bağlı bir araştırmayı karşımıza çıkarıyor.
Eserin ikinci bölümünde Nasreddin Hoca çağı ve çevresi ile ve ilk bölümde ele alınan kaynaklar doğrultusunda dikkatlere sunuluyor. Bunu “Nasreddin Hoca’nın Hayatı” başlıklı bölüm takip ediyor. Doğduğu yer, ailesi, ilk tahsili, Sivrihisar’dan ayrılışı, evliliği, yaptığı işler, vefatı, menkıbeleri, Timur’la ilişkisi, başka Nasreddinler ile ilişkisi bu bölümde bütün ayrıntılarıyla ele alınıyor.
Mustafa Özçelik çalışmasının sonraki bölümünde “Eski Kaynaklar”daki Nasreddin Hoca’yı inceleme konusu yapıyor. Saltukname, Letaif, Seyahatname gibi klasik eserlerimizin yanı sıra, Mehmet Tevfik ve Şemseddin Sami gibi Türk kültür hayatının önemli isimlerinin Nasreddin Hoca hakkındaki görüşlerini bu bölümde okuyabiliriz.
Nasreddin Hoca’nın genel kişilik özelliklerinin yanı sıra bilim adamı, mutasavvıf, din adamı, hukukçu, eğitimci yönleriyle de incelendiği beşinci bölüm, onun nasıl algılanması gerektiği konusunda sağlam deliller sunuyor. Dolayısıyla, Nasreddin Hoca’nın kişiliği ve eserleri üzerine verilen derinliksiz yargılar çürütülmüş oluyor.
Eserin altıncı bölümü Nasreddin Hoca coğrafyasının haritasını çiziyor. Burada Türk ve İslâm coğrafyalarının yanı sıra, Nasreddin Hoca’nın diğer ülkelerdeki izleri de takip ediliyor.
Özçelik eserinde Nasreddin Hoca’nın fıkralarını da incelemeye tabii tutuyor. Fıkraların kaynakları ve özelliklerini inceleyen yazar, onlara yönelik yaklaşımları da ele alıyor. Bu arada Nasreddin Hoca fıkralarının nasıl yorumlanması gerektiğini, farklı görüşler eşliğinde dile getiriyor.
Eserin “Fıkralarından Seçilmiş Örnekler” bölümünde Nasreddin Hoca fıkraları tasnif edilmiş olarak karşımıza çıkarılıyor. Mensur ve manzum oluşları esasına göre dikkatlere sunulan fıkralar, ayrıca şu ara başlıklarla da gruplandırılmış: Eşeğiyle İlgili Fıkraları, Hırsız ve Dilencilerle İlgili Fıkraları, Karısıyla İlgili Fıkraları, Çocuklarıyla ilgili Fıkraları, Mahalle Çocukları ve Gençleriyle İlgili Fıkraları, Maddi durumuyla İlgili Fıkraları, Cemaatiyle İlgili Fıkraları, Kadılıkla İlgili Fıkraları, Komşularıyla İlgili Fıkraları, Misafirlikle İlgili Fıkraları, Timur’la İlgili Fıkralar, “Tasavvufi Açıdan Yorumlanan Fıkraları, Başka Dillerdeki Fıkraları…
Mustafa Özçelik “Nasreddin Hoca” kitabını hazırlarken pek çok kaynaktan faydalanmış: Fıkralar, menkıbeler ve elbette yazılı belgeler... Bu itibarla, Nasreddin Hoca kitabının sonuna eklenen kaynakçanın, bu alanda mesai harcayacak olanlar için önemli bir belgelik olacağı kanaatindeyiz.
Evet, böyle bir çalışmanın hazırlanıp yayınlanmasına vesile olanlara önemli borçlarımız var, bunlardan birisi teşekkür borcudur... Bu yazı, borcun ifası niyetinedir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



