11 Eylül 2001 rejimi, Müslümanları potansiyel teröristler kategorisine soktu. Oğul Bush'a yeni bir Haçlı savaşı başlatmak ve İslam dünyasına saldırı için bir bahane gerekiyordu. Bu bahane terör oldu. Bir Haçlı kampanyası başlattı ve bu psikolojik sindirmeyi de ihtiva ediyordu ve bu kampanya üzerinden her Müslüman potansiyel bir Kaide mensubu haline getirildi. Hatta 11 Eylül rejiminin ateşli dönemlerinde Karela gibi yerlere Körfez ülkelerinden Muhammed ismiyle havale gönderenlerin paraları şüpheli para gözükmesi nedeniyle bloke ediliyor ve ulaşmıyordu. Muhammed ismi veya selam muhtemel terör parolaları arasına girmişti. Müslümanları çıldırtan olaylar yaşandı. Batılılar Demokles'in kılıcı gibi Müslümanların üzerinde terör suçlaması yağdırdılar. Halbuki Ebu Gureyb ve Guantanamo gibi yerlerde Afganistan'da terör adına Müslümanların başlarına terör yağdırdılar. En son 24 Pakistan askerini öldürmeleri yetmiyormuş gibi aynı zamanda öldürdükleri Taliban mensuplarının üzerine bevl etme küstahlığını da gösterdiler. Müslümanlara karşı sindirme kampanyalarından birisi terör suçlaması ise ikincisi de soykırım isnadı ve suçu atılmasıdır. Hitler'i İttihatçıların yaptıklarının kışkırttığı vesair söylenir oldu. Yahudiler için bir soykırım sektörü kurdular ve kim Yahudilerin adaletsizliğini gündeme getirse bu ağa takılıyordu. Konu hakkında şüphe irat etmek bile suç sayılıyordu. Şimdi Ermeni-Yahudi ittifakı yeni bir aşamaya geldi. Yahudiler bu noktada Türkiye'yi terbiye etmek için sopa-havuç politikası uyguluyorlar. Türkiye üzerine de bir tarih çuvalı geçirmek ve etkisiz kılmak için Ermeni soykırımını gündeme getirdiler. Ermeni tezleri üzerinden Türkiye'nin üzerine çorap örmek istiyorlar. Lakin yaptıkları iş soykırım meselesini de aştı ve karşı tezi savunanlara hapis cezası verilmesi noktasına geldi. İddiayı serbest bıraktılar müdafaayı yasakladılar. Peki, bunun sebebi veya arkasında yatan faktör veya saik nedir?
Bu saik veya faktörleri yine Fransızlar dile getiriyor. "İnkar yasası" oylamasına günler kala Fransa Senatosu Türk-Fransız Dostluk Grubu'nun yeni Başkan Yardımcısı Nathalie Goulet, Hürriyet'e, "Senato'ya güvenin, Türkiye yalnız değil, ilerleme kaydediyoruz" şeklinde bir açıklama yaptı. FRANSA Senatosu, parlamentonun alt kanadı olan Fransa Ulusal Meclisi'nde kabul edilen ve 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddini suç sayan teklifini 23 Ocakta ele almaya hazırlanırken, tasarıya karşı çıkan Senatörlerin sayısı giderek artıyor. Yenilenen Senato Türk-Fransız Dostluk Grubu seçimiyle iki kadın senatör, Nathalie Goulet ve İstanbul asıllı Esther Benbassa başkan yardımcılığına, UMP'li eski Senato Başkanı Gerard Larcher ise komisyon başkanlığına seçildi. Seçimin ardından Hürriyet'e konuşan merkez sağ "Union Centriste et Republicaine" grubu senatörü Nathalie Goulet, Türkiye'nin başına gelen bütün belaların Müslüman olmasından kaynaklandığını söyledi. Hürriyet'e konuşan Nathalie Goulet, Türkiye ve Türk nefretini İslam'a bağlıyor ve şunları söylüyor:" Türkiye Müslüman olmasaydı, bu işler böyle gitmezdi. Ben de bunu görüp 'yasaya karşı mücadele başlatıyorum o zaman' demiştim."
*
Bu gerçekle ilgili tekil bir tanıklık veya şahadet değil. Fransa'da Ermeni soykırımı iddialarını reddedenlerin cezalarını ödemek için 1 milyon Euro'luk fon oluşturan Cezayir asıllı Fransız işadamı Raşid Nekkaz da Fransa'da Müslüman olmanın aleyhte bir puan olduğunu ve Müslümanların doğrudan ayrımcılığa maruz kaldığını teyit ediyor. COJEP (Adalet, Eşitlik ve Barış Konseyi) davetlisi olarak İstanbul' a gelen Nekkaz, Türkiye'yi savunmak gibi bir derdinin olmadığını sadece gerçeklerin peşinde olduğunu belirtiyor: "Parasal fon sağlamak istememin temel amacı, ifade özgürlüğünü savunmak. İslam söz konusu olduğunda Fransa'da hemen kılıçlarını çeken bir çoğunluk var. Benim de bu duruma karşı kullandığım metot fon sağlamak! Burka için fon oluşturduğumda çok tepki almıştım. Bu sefer ise öyle olmadı. Ermenilerden bile olumlu tepki geldi. Onlar da Sarkozy'nin acılarını siyaset için kullanmasından rahatsız oldular." Burada seçmece bir yaklaşım var. 'Chosen trauma' yani seçilmiş travma ile alakalı olarak Nekkaz şunları söylüyor:" Fransa'da 10 yıldır bu yasayı geçirmeye çalışıyorlar. Yasanın yaptırımları pratikte yalnızca Yahudi ve Ermeni soykırımı için geçerli olacak. Bunu herkes biliyor. Ben Ermenilerle alakalı bir katliam olduğunu söylüyorum. Lakin soykırım olması için bir ırkın yeryüzünden yok edilmesine ilişkin bir karar alınmış olmalı. Türkiye'de bu olmadı..."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



