Bir halka veya kavme sahip bulunduğu büyük bir değerden, tarihte hiçbir karşılığı olmayan bir başka kültüre yönlendirmek en büyük bir hakarettir. Bir halkı, İslâm gibi çok büyük bir değerden uzaklaştırmak, onu hiçliğe ve yokluğa sürüklemek kadar büyük bir ihanet olamaz.
Kürtler Mezopotamya bölgesinde var olan, sıradan, kendi hâlinde vahşi bir hayat sürdürürken, İslâm gibi İlâhi bir değerle buluşmuş, kabullenmiş kendisini asıl mecraında bulmuş. Bu, onu var olmaya, insan olmaya sağlamış. Kürtlerin İslâm öncesi ortaya koydukları hiçbir şey yoktur. Ne bir filozofları, ne bir kahramanları, ne bir anıtları, ne de tarihe kayda düşülmüş bir şeyleri olmuştur.
İslâm'da var olmuş, kendilerini bulmuş tarihe iz bırakan büyük değerlerin yetişmesini sağlamış. Dünya tarihinde insanlığa zulüm örneği gösterilebilecek olan Haçlıların Kudüs'te yaşayan Müslüman ve Yahudileri katletmiş, şehrin sokaklarında oluk oluk kan akmıştı. Bu zulmü ortadan kaldıran ve büyük bir fetih gerçekleştiren Selahaddin Eyyubi, Müslüman bir kahraman olarak büyük bir örnek olmuş, tarihte Eyyubiler gibi bir devlet kurmuşlardır. O büyük kahraman, yapılmış zulümleri, katliamları hiç göz önüne bile getirmemiş, Frankları, Haçlıları özgür bırakmış, onların yeniden orada yaşamalarına izin vermiş, gitmek isteyenlere kendisi eşlik etmiş, şehrin dışına kadar kendisi uğurlamış. Bu büyük kahraman, tarihe büyük bir damga vurmuş. Bu büyük davranışından ötürü batılılar onun bu insanî yanını unutmamış, ama bir yandan ona olan kinlerini içlerinde hep saklı tutmuşlardır. Haçlılar yirminci yüzyılın başında Kudüs'ü ve Şam'ı işgal ettiklerinde onun kabrine, türbesine kadar gelmiş ayaklarıyla sandukalarına vurmuş, merhumla alay etmişlerdir. Onlar bu sarhoşluklarını kin kusarak gösterirken, insanlığa bölgede yeniden zulme başlamışken, Selahaddin Eyyubi adıyla tarihteki yerini hep korumuş ve koruyacak. Bu, İslâm'ın kendisine sağlamış olduğu büyük nimetten ötürüdür. Eğer Selahaddin Müslüman olmasaydı tarihte böyle bir isimden söz etmemiz de mümkün olmayacaktı.
İdrisi Bitlisi gibi büyük bir İslâm filozofundan söz ediyoruz. Bu büyük bilgin ve bilge insan İslâm'ın ruhundan var olmuştur, Ahmed'e Hane ve daha nice İslâm büyükleri, şair ve düşünürleri tarihin aynasında yerlerini almışlardır. Dünya kültür tarihinde her kavmin ancak birkaç büyük bir ismi olur. Bu, onları var olmaya ve varlık olmaya götürmüş.
Anadolu'nun müslümanlaşmasında Türkler ile birlikte büyük bir konuma sahip olmuşlardır. Malazgirt muharebesinde büyük bir fonksiyonları olmuştur. Selçuklular ardından da Osmanlı devleti zamanında hem konumlarını korumuş hem kavim olarak varlıklarını korumuşlardır.
Mezopotamya veya Orta Doğu bölgesinde nice kavimler yaşıyorlardı. Bunların hemen hepsi pagan kültürler içinde bulunuyorlardı. İslâm ile buluşanlar insan olara hayatlarını sürdürdüler. İslâm'ı kabul etmeyenler ya da Müslümanlar ile savaşanlar kaybettiler. Dünyanın başka bölgelerinde de var olan pagan kültürle yaşamlarını sürdürenler ne yazık ki ortaya hiçbir şey koyamadılar. Vahşi birer kabile olarak batılıların kölesi olmaktan kurtulamadılar. Onların da dünya tarihinde hiçbir izleri ve anıtları yoktur.
Bu örnekleri verişimin nedeni, Müslüman Kürtleri, kendilerine varlık sağlayan büyük değerden uzaklaştırma adına, batı düşüncesinin bir ürünü olan sosyalizme yönelmişler. Orada bir varlık veya etkili olamayınca yeni bir arayışa girmişlerdir. Kürt halkını veya kavmini kendi kimliğiyle buluşturma adına önce sekulerleştirme, ardından da İslâm'dan uzaklaştırma çabasına girmişlerdir. Bugün Kürtler adına bu eylemlerde bulunanlar: "Kürtlere İslâm'ın dayatıldığı" iddialarını dile getirmişlerdir. Tarihte insanlık adına akıl ve mantıkta hiçbir karşılığı bulunmayan pagan bir kültüre sürükleme çabaları Kürtlerin kazancı olmaz kaybı olur. Onları büyük bir uçuruma itmekten başka bir işlevi olmaz.
Türkiye Cumhuriyeti bir kavim devleti olarak kurulurken sadece bir kavmin üzerine inşa edilmiş. Kürtlerin asimile edilmeleri, İslâm'dan uzaklaştırma çabaları istenen sonucu sağlamamış. Kürtler; medreseleriyle, manevi önderleriyle kendilerini bu büyük tehlikeden korumuş ve kurtarmışlardır. İslâm'ın en büyük özelliklerinden biri bir kavme kendi dilini ve kültürünü koruma özerkliği sağlar. Kürtler bu özerklik sayesinde yüzyıllar boyu şerefli bir kavim olarak yaşamışlardır. Müslüman Kürtler burada büyük bir dirençle varlıklarını korumuşlardır. Batı ruhlu bir çaba onları etkilememiş. Ne yazık ki Kürtleri bugün pagan ruhlu kavimler İslâm'dan uzaklaştırma çabasına girmiş, onları yok olmaya doğru sürüklüyorlar. Müslüman Kürtlere yazık oluyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



