Bismillahirrahmanirrahim
Kâinatı varlığının bilinmesi için yaratan, rızık veren, yöneten, kullarının iki cihan saadeti için İslam'ı gönderen, terbiye eden Rabbimize hamd, son peygamber, âlemlere rahmet, yaşayan Kur'an
Peygamberimiz (s.a.v)'e salât ve selam olsun.
Bilmiş olalım ki bizler Müslümanlar olarak iş olsun diye Müslümanız diyenlerden olmamalıyız. İlim, sahibini Allah'a götürürse ilimdir. Âlim Allah'ı bilip tanıyan, O'ndan gerektiği gibi sakınan ve emirlerini titizlikle yerine getiren kimsedir. "...Kullarından ancak âlim olanlar, Allah'tan korkar. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir, bağışlayandır." (Fatır: 28)
Bizler hakikaten İslam'ı benimsemiş kimseler olmak zorundayız. Çünkü Müslüman olmak demek Allah ve Resulünün emirlerine teslim olmak demektir. "(İnsanları) Allah'a davet eden, salih amel işleyen ve "ben Müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kim vardır?" (Fussilet: 33) Allah ve Resulünün emirlerine teslim olmadan Müslüman olmak, İslam'ın bütün hükümlerini benimseyip yaşamadan dünya ve ahiret saadetine nail olmak mümkün değildir. Bu gerçeği üzerimize farz kılınan bir hüküm üzerinden görmeye çalışalım. Rabbimiz Kur'an'da bizlere haber veriyor: "Ey iman edenler, öldürülenler hakkında size kısas farz kı¬lındı. Hür insana karşı hür insan, köleye karşı köle, kadına karşılık kadın. Öldüren, Öldürülenin kardeşi (vârisi) tarafından affedilirse (kısas düşer.) Öl¬dürene örfe uymak ve affedene (diyetle) iyilikte bulunmak gerekir. Bu size Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Kim bundan sonra haddi aşarsa ona acıklı azap vardır. Ey akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız." (Bakara: 178-179) Bu ayetlerde üzerimize farz kılınmış bir mesele var. Müslümanlar olarak üzerimize farz kılınan bu görevi yerine getirecek miyiz, getirmeyecek miyiz? Müslüman isek, Allah(c.c)'ın bütün emirleriyle birlikte bu emrini de yerine getirmek zorunda olduğumuzu bilmemiz gerekir.
Allah(c.c)'ın emirlerini yerine getirmemiz üç şekilde olur. Bunlar beş vakit namaz, oruç gibi fert olarak tek başımıza yapabileceğimiz emirler, Cuma namazı, cihat, hac gibi bir imam, lider, emir etrafında ittifak ederek birlikte, hep beraber yapılacak emirler, iyiliklerin yürütülmesi, kötülüklerin yasaklanması, adaletin sağlanması, kısas gibi bir otorite, iktidar ve siyaset kurumu yoluyla eda edilecek emirlerdir. Kısas farzı da bir otorite ve iktidar ile eda edilmesi gereken bir farzdır. Bu ve benzeri farzları eda edebilmenin şartlarını Müslümanlar oluşturmak zorundadır.
Müslüman fert ve toplumun, ahkâmın uygulanması için gerekli olan bir otoriteyi, iktidarı ve siyaset kurumunu oluşturması ve kontrolleri altında bulundurması inançlarının gereğidir.
İslam'ın iktidarsız, müeyyidesiz, siyasetsiz yaşanmayacağını bilmemiz gerekir.
İslam zillet halinde değil izzet halinde yaşanır.
Bunun için bütün Müslümanların İslam'ı muktedir hale getirmeleri varlıklarının gereğidir.
Bir Müslüman fert ve toplum, ben siyasetle ilgilenmiyorum, siyaset bizim meşrebimiz değildir, bu işler yalan dolan işidir diyerek topluma karşı yerine getirmesi gereken sorumluluklarından sıyrılamaz. Çünkü peygamberimiz şu hadisleriyle herkese sorumluluklarını yüklemiştir. "Dikkat ediniz. Hepiniz çobansınız ve hepiniz idare ettiklerinizden sorumlusunuz. İktidar sahibi idareci çobandır, yönettiği kimselerden sorumludur. Erkek ev halkının çobanıdır ve onlardan sorumludur. Kadın kocasının ev halkının ve çocuklarının çobanıdır ve onlardan sorumludur. Çalışan işverenin kendisine emanet ettiği malın çobanıdır ve o da ondan sorumludur. Dikkat ediniz. Hepiniz çobansınız ve hepiniz emriniz altındakilerden sorumlusunuz." (Buhari ve Müslim)
En müessir güç siyasi güçtür. Bu gücü Müslümanların hafife alması ve İslam düşmanlarına ve işbirlikçilerine bırakması Allah'ın razı olmayacağı bir şeydir. "Muhakkak, zikir (Tevrat) den sonra Zebur'da da: "Yeryüzüne salih kullarım varis olacaktır" diye yazdık." (Enbiya: 105) Yani Allah yeryüzünün yönetimini salih kullarına bir görev olarak vermiştir. Siyonizm'in, emperyalizmin, batının ve işbirlikçilerinin yönetimi ve idaresi geçicidir. Yönetimdekiler salih kullar değilse, onlar varis değil işgalcidirler. Salih kul hayatını Kuran ve Sünnete göre tanzim etmeye çalışan insandır.
Çalışıyoruz, çalışıyoruz olmuyor, yaptırmıyorlar, anlatıyoruz dinlemiyorlar, çağırıyoruz gelmiyorlar, istiyoruz vermiyorlar, bu kadar oluyor sözleri Allah'a inanan bir Müslüman için söylenmesi haram sözlerdendir. Bu duruş ve sözler bizi cihad, tebliğ ve davet görevinden düşürür ve biz Allah korusun fasık ve zalimlerden oluruz. Bizim yolumuz ikna yoludur. "Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin yolundan sapanı en iyi bilendir ve O, hidayette olanı da en iyi bi¬lendir." (Nahl: 125)
Peygamberimiz buyuruyor. ''Kim Müslümanların emri (yönetimi dahil bütün işleri)ne alakasız kalırsa onlardan (yani Müslümanlardan) değildir'' (Keşfulhafa) Müslümanların en önemli işlerinden birisi de hiç kuşkusuz siyaseti, hukuku ve idareyi İslam'a göre düzenleme işidir.
Bu işin mahiyeti nedir? Geliniz birlikte öğrenelim.
İslam'da siyaset: Yürütme olarak siyaset; İktidar sahiplerinin yönettiği toplum için İslam'ın maruf dediğini emretmesi, münker dediğini yasaklamasıdır. "Onlara eğer yeryüzünde (iktidar için) bir mekân verirsek na¬mazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler, kötülüğü yasaklarlar. İşlerin sonu Allah'a aittir."(Hac: 41)
Yasama olarak siyaset; adaba, toplumun barış ve huzurunu sağlamaya, mal ve hizmetlerin düzenli olarak dolaşımını sağlamaya yönelik olarak konulmuş kanunlardır. "Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, onların heva (ka¬nun) larına uyma. Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse bil ki Allah, onların gü¬nahları sebebiyle onları cezalandırmak ister. Şüphesiz insanlardan birçoğu elbette yoldan çıkmıştır." (Maide: 49)
Cihat olarak siyaset; İnsanları dünya ve ahirette mutlu edecek yola yönlendirerek, irşat ederek bütün insanlığın saadeti için çalışmaktır. "Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten yasakla¬yan bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onların ta kendisidir." ( Ali İmran: 104) Cihadın gayelerinden birisi de kâfir ve münafıkların ifsadını engellemek için onlara karşı cihad etmektir. "Ey peygamber, kâfirler ve münafıklarla cihad et ve onlara sert davran. Onların yeri cehennemdir ve o ne kötü dönüş yeridir." (Tevbe: 73)
Müspet siyaset: İslam'ın, toplumun barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için uygun bulduğu, gerekli gördüğü esas ve hükümlerin tamamıdır. Bu ise İslam dininin maruf olarak gördüğü şeylerin tamamının yasama ve yürütme yoluyla fert ve toplum hayatına hâkim kılınmasıdır.
Müspet siyaset adil olan siyasettir. Bu ise insanların her türlü haklarını, zalimlerin ve yoldan çıkmış sapıkların saldırısından koruyan siyasettir. Bu ise İslam'ın telkin ettiği ve benimsediği bir siyasettir.
Menfi siyaset: Halkın haklarını, zalimlerin ve yoldan çıkmış sapıkların saldırısından korumayan siyasettir. Bu ise iyilikleri yasakladığı, kötülükleri yürüttüğü için İslam'ın reddettiği, benimsemediği bir siyasettir.
Allah'ın halifesi sıfatını sırtında taşıyan Müslüman insan, bütün sorumluluklarını kuşanan kimse olmalıdır. Mülkün tek sahibi Allah'tır, Allah hükmeder. Mülkünü emanet ettiği insanlar da O'nun rızasına uygun olarak yönetirler, orayı imar ve ıslah ederler. "De ki: Ey mülkün sahibi Allahım, sen mülkü dilediğine ve¬rirsin, dilediğinden de mülkü çekip alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır, senin elindedir. Sen her şeye kadirsin." (Ali İmran:26).
Müslüman fert ve toplum olarak siyaset ve idare bakımından ve bütün alanlarda şu hususlardan sorumlu olduğumuzu bilmemiz şarttır.
1- Allah'ın rızası olan İslam'ı bir hayat nizamı olarak bilmek ve tanımak, İslamsız saadetin olmayacağını idrak etmek, İslâm'ı temel esaslarına uygun olarak yaşamak ve yaşatmak, İslam birliğini kurmak,
2- İslam ile Yeni Bir Dünyayı kurmak,
3- İnsanların aklını, malını, canını, neslini, dinini ve namusunu korumak,
4- Adil Düzeni kurmak, Köle Düzenini etkisiz hale getirmek.
5- Maddi ve manevi kalkınmayı birlikte yürütmek .
Ülkemizde kırk yıldan beridir inanan insanlar Milli Görüş şuuruyla bunları gerçekleştirmenin mücadelesini vermektedirler. Erbakan hocamızın liderliğini yaptı bu hareket ülkemizi aslına döndürmenin zaferini yaşamaktadır. İçinde bulunduğumuz şartlar geçicidir. Çünkü Allah nurunu tamamlayacaktır. Allah nurunu inanan şuurlu Müslümanların cihadıyla tamamlayacaktır. İşte Allah'ın nurunu tamamlamak için yolunda kullandığı kahramanlar biz olalım istiyorsak, kınayanın kınamasına aldırmadan, mazeretlerin arkasına saklanmadan daha fazla cihad etmek zorundayız vesselam.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



