Nurettin Topçu, ahlak meselesinin merkezine sorumluluk kavramını koyar. Ona göre sorumluluk anlayışının kaynağı şuurdur. Şuur, sorumluluk karşısında harekete geçmemekten dolayı kendini suçlar. Bu hareketi evrensel nizama itense insani endişedir. Tıpkı hareket gibi düşünce de bu endişeden doğmaktadır.
İnsani endişe, size normal şartlar altında normal insanların vermeyeceği tepkiler verdirebilir. Daha yalın ifadesiyle diyebiliriz ki; dert adamı söyletir. Bazı dertler vardır ki, yüksek sesle ve büyük harflerle söylenmesi gerekir. An gelir, sözün çatallı yol ağzına dayanırsınız, 'söylesem öldürürler, söylemesem ölürüm' dersiniz kendi kendinize... Söylemeniz gereken yerde susup yutkundukça, kirlendiğinizi hissetmiyorsanız, sizin Müslüman ahlakla irtibatınız kopmuş demektir. Kendimizi kirlenmiş hissetmemek ya da bir şekilde temizlenmek ihtiyacı hissediyorsak, ağız dolusu söylemek zorundayız.
Duruşu, kendine has sesi ve muhalif tavrıyla Mehmet Bekaroğlu benim hayranlık ve saygıyla takip ettiğim bir isim... Bu saygı siyasi ve ideolojik kaygıların dışında bir yerde duran bir saygı; Gandi'ye, Kemal Tahir'e Nihat Genç'e ve bütün hak ve onur mücadelesi veren güzel insanlara duyduğum saygı gibi bir şey bu... Hadi söyleyeyim dediğim pek çok şeyi kendisinden duymuş olmak da benim için ayrı bir bahtiyarlık... Kendisiyle belki benzer şeyler söyleyen insanlara karşı çok sert bir üslup kullanması, araya fark koymak isteyenler tarafından hiç de yadırganmamaktadır. Söylemleriyle birbirine benzese de biz mantık derslerinden biliyoruz ki; bir şeyin benzeri kendisi değildir.
Yine Nurettin Topçu'ya göre: "Ahlaki davranış kendi bilgisini tayin eder. İyinin gerçekleşmesini belirleyen şey, iyilik fikri değildir. Sırf fikir olarak vazife fikri insanı harekete geçirmekte yetersizdir." Yine bunun gibi, çok sıklıkla kullandığımız bir mısra var: "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz." Teorik anlamda benzerlikler olsa da, suyun öte yakasındakilerle çok ciddi bir çatlak var ve bu çatlak her geçen gün giderek yarılıyor.
Seçim öncesinde "bölünmeyin, böldürmeyin" diyerek Bekaroğlu'nu üslupsuzlukla suçlayanlara Temel'in mezar taşına yazdırdığı şu cümleyle cevap verelim: "Hastayım dedim inanmadınız, ya şimdi ne oldu?"
Mehmet Bekaroğlu gibi bir değer adamını, tez tüketip kolayca gözden çıkaranlara ne diyelim? Bu ülkede ekmek bekleyen bu kadar aç ağız varken, tartışmaları hep başka yerlere çekmek, topu taca atmaktan başka bir şey değildir. Hadi şimdi yüksek sesle homurdanma zamanı...
Bize ait bir çıkış üretmek için Mehmet Bekaroğlu gibi mücadele adamlarına çok ihtiyacımız var. Yığınlar gözleriyle düşünür, oysa bizim için önemli olan hakikatle kurduğumuz birebir ilişkidir. Daha açık konuşacak olursak, hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatra feda edilemez. Mehmet Bekaroğlu'nun bu ülke gerçeklerini haykırması, yığınları uyandırmaya çalışması, benim için binlerce seçim kazanmaktan çok daha önemlidir. Bir ülkeyi yönetme iddiası, bir dünyayı yönetme iddiası üzerinde yükselir. Eski İngiliz Başbakanı Çorçil'in kelimeleri savaşa sürmesi gibi, biz de isyanımızı, itirazımızı, kavgaya ve geleceğe dair umudumuzu meydanlara sürmeliyiz. Bizim öyle, mıymıy, ağlak, korkak, sünepe bir üslupla yapabileceğimiz tek iş, dört koyun alıp köyümüze geri dönmektir. Oysa biz, İsmet Özel'in bir zamanlar ifade ettiği gibi ''Toparlanın gitmiyoruz'' dedik bir kere... Kalıp kendini mücadele hattına atanlar için tek çıkış yolu da bu üslup üzerinden geçmektedir. Bu kavgada bize umut ve heyecan pompalayan, kelimelerimizi ateşleyen o kadar çok imkân var ki elimizin altında...
Her ne kadar içerden birileri 'bu bizim üslubumuz değil' deyip Bekaroğlu'nu yalnızlaştırmak istese de, şahsen ben, Bekaroğlu'nun duruşunu Müslüman ahlakın isyanı olarak tarif ediyor ve sahipleniyorum. Bekaroğlu'nun sevdiğim bir diğer tarafı da hesap kitap yapmadan, kitabın orta yerinden konuşmasıdır. Bizim her şeyden önce insani endişelerimiz var. Bu endişe, ihlâsımız ölçüsünde yankısını bulacaktır. Hayata karşı hep yenilsek de hiç mühim değil, yenmek ve yenilmek bize göre izafi şeyler. Ama Sezai Karakoç'un şu dizesini unutmadan: "Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır."



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




