milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DALGA ASKERİ AŞAMADI
  • SİYONİST KATİLLER TUTUKLANABİLİR
  • ÜMMET, İSLAM BİRLİĞİ'Nİ BEKLİYOR
  • KADIN GARSON ZORUNLULUĞU
  • DEVLET DE ÖZAL'IN ÖLÜMÜNÜ ŞÜPHELİ BULDU
  • VÜCUDA ŞİFA KAYNAĞI(ÇEMENOTU)
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI

Muhafazakâr medya ve referandum

23 EYLÜL 2010
PER 02:22

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Muhafazakâr medya' kavramı AK Parti iktidarından bu yana bir kesim tarafından 'yandaş medya' olarak kullanılıyor. Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet ve genelde merkez medya tarafından kullanılan 'yandaş' söyleminin arkasındaysa iki gerekçe yatıyor. Birincisi muhafazakâr medya ile AK Parti arasında kurulmaya çalışılan symbiotik ilişki, ikincisiyse Türkiye'nin demokratikleşmesi yolunda gerçekleştirilen reformlarda gösterilen benzer yaklaşımlar olarak göze çarpıyor. Bunlar arasında, Devletin denetlenebilirliği, devletin demokratikleştirilmesi, askeri vesayetin kaldırılması, statükonun zayıflatılması ve bürokratik oligarşiye son verilmesi gibi kemikleşmiş problemler sayılabilir. 12 Eylül'deki halk oylamasından çıkan sonucun muhafazakâr medyada yer alış biçimi de benzer eleştirilerle aktarıldı bu gazetelerde.  Vurucu cümleyse muhafazakâr medyanın tirajı üzerinden kurgulandı ve bu tirajlara bakıldığında muhafazakâr medyanın referandumdan yüzde elli sekiz evet oyu çıkmasında katkısı olmadığı üzerinde duruldu. Aslında Türk muhafazakârlığının medya ile kurduğu ilişkinin asli sorunlarından birisini bu eleştiride aramak gerekiyor. 1950 yılından bu yana genellikle sağ eğilimli muhafazakâr (Refah Partisi örneğinde olduğu gibi İslamcı) partiler Türkiye'de siyasi iktidarı elde ettiyseler de kültürel alanda varlığını hissettirecek kayda değer bir sıçrama gerçekleştiremediler. Gerçekleştirilen çalışmalar çoğunlukla siyasi zeminde kaldığı için siyasi yapıyı başarıya ulaştıracak kültürel arka plana vakit ayrılmadı. Ya da gereksiz görüldü.

Tirajlarla seçmen profili uyuşmuyor

1950'den bu yana kuşbakışı bir çerçeve çizildiğinde kamuoyu oluşturmada ve gündem belirlemede öne çıkan gazetelerin daha çok sağ-muhafazakâr kesimden olmadığı görülüyor. Toplumsal yapıların, davranış biçimlerinin, tüketim kalıplarının belirlenmesinde, popüler kültürün pazarlanmasındaki gücünün farkında olan merkez medya etki düzeyini kullanarak toplumsal kontrol mekanizmasını sürekli elinde tuttu. 27 Mayıs'tan 28 Şubat'a uzanan kırılgan siyasi hatta 'merkez' olarak tanımlanan medya sahnede aktör olarak yer alabildi. İstediği siyasi partiyi istediği zaman iktidara taşıyamasa da istemediklerini iktidardan düşürmek noktasında çok başarılı oldu. Örneğin 1964 yılında Süleyman Demirel'in AP başkanı seçilmesinde, 1991'de Mesut Yılmaz'ın ANAP Başkanı olmasında ve yine 1993 yılında Tansu Çiller'in DYP başkanı olmasında özellikle Hürriyet'in önemli rolü oldu. Hürriyet'in Tansu Çiller için kongreden önce kullandığı "Leydi'nin Topuk Sesi" manşeti hala gündemdedir. Keza, 28 Şubat postmodern darbesiyle Refah-Yol iktidarının düşürülmesinde de medya öncü konumdaydı. Hürriyet, Milliyet ve Sabah gazetelerinin manşetleri darbe için psikolojik ortamın kurgulanmasında ön ayak oldular. Sabah'ın o dönemdeki patronu Dinç Bilgin Taraf'ta yayınlanan röportajında o dönemi anlatırken, medyanın ciddi bir rol oynadığının altını çiziyordu. Buradaki birkaç örnek bile siyasi alanda yükselen sağ-muhafazakâr yapıyla aynı paralelde hareket eden güçlü bir medyanın olmadığını gösteriyor. Bununla birlikte AK Parti iktidarından sonra bu yapının bir ölçüde kırıldığı söylenebilir.  Yine de gazetelerin satış rakamları ve televizyonların izlenme oranlarıyla muhafazakâr seçmenin oy dağılımı kıyaslandığında korkunç bir uçurumun olduğu fark ediliyor. İlginç bir şekilde Türkiye'deki muhafazakâr seçmen oyunu sağ-muhafazakâr partilere veriyor fakat gazete satın almak istediğinde, oy verdiği partiye muhalif yayın yapan, onunla çatışan, gazeteyi tercih ediyor. Seçmenin satın aldığı gazeteye inanmaması da kendi içinde ayrı bir paradoks oluşturuyor.

Değişen dinamikleri anlamak gerekiyor

Gazete satışları ve televizyonların izlenme oranları ile seçmenin oy verdiği siyasi partilere bir tabloya aktararak bakıldığında muhafazakâr medyanın gerek etki etme konusunu gerekse algı üretme konusunu ciddi şekilde düşünmesi gerekir.

Güncel bir örnek vermek gerekirse Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Bakan olduktan sonra çeşitli televizyon kanallarındaki programlara katıldı. İlk çıktığı TV ise Kanal 7. Dışişleri Bakanlığı'nın verilerine göre bu kanallar arasında merkez medyanın televizyonları ile muhafazakâr medyanın televizyonları arasında denge gözetiliyor. Aynı denge Dışişleri Bakanı'nın gezilerine davet edilen gazeteciler için de geçerli. Fakat ilginç olan Ahmet Davutoğlu'nun açıklamaları, kamuoyu oluşturması bakımından incelendiğinde, merkez medyanın önde olduğunu gösteriyor. Muhafazakâr kanallara çıktığındaysa kamuoyu oluşturma grafiği daha düşük kalıyor.

Burada iki etmenin rol oynadığını düşünüyorum. Birincisi merkez medyanın başarısı ve muhafazakâr medyanın başarısızlığı. İkincisi de merkez medyanın psikolojik üstünlüğünü halen sürdürüyor olması. Ahmet Davutoğlu CNN TURK de Taha Akyol'un programına konuk olduğunda bir sonraki gün Doğan Grubu'nun birçok yazarı Davutoğlu'nun açıklamaları üzerine olumlu veya olumsuz görüşlerini köşelerinde yazıyor. Böylece haberi çoğaltıyorlar ve yeniden üretiyorlar. Aynı trende muhafazakâr medyanın yazarları da katılıyor. Fakat Ahmet Davutoğlu'nun TVNET'te yaptığı açıklamalar muhafazakâr medyanın köşe yazarları tarafından ilgi görmüyor.

Dolayısıyla merkez medya da ilgi göstermiyor. Benzer şekilde Ahmet Davutoğlu'nun herhangi bir gezisi hakkında, örneğin, Bugün gazetesinin muhabirinin haberi değil de aynı nedenlerden dolayı Milliyet gazetesi muhabirinin haberi yankı uyandırıyor.

Kuşkusuz örnekler çoğaltılabilir. Medyanın iki kutbu arasında planlı bir denge gözetilmesine rağmen sırf muhafazakâr medyanın etki derecesini psikolojik düzlemde algıya dönüştüremediği için entelektüel ortamlarda "Davutoğlu, genellikle merkez medyayı tercih ediyor" dedikodusu türeyebiliyor. Dolayısıyla gerek 'referandum' sonrası yaşanan tartışmadan gerekse 'Davutoğlu' örneğinden yola çıkılarak bakıldığında muhafazakâr medyanın şapkasını önüne koyup açmazları ve çıkmazları hakkında derinlemesine düşünmesi gerektiği görülebiliyor. Muhafazakâr medya, seçmenin çoğunluğu tarafından neden tercih edilmediği kadar yayınlarıyla paralel biçimde etki seviyesini yukarıda tutamadığının gerekçelerini de şapkasının içinde araması gerekiyor.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 23.09.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: muhafazakar, medya, erdoğan,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Yusuf Özkır

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Muhafazakâr medya ve referandum
    2. Davutoğlu ve imparatorluk mirası
    3. Sessiz yığınların gölgesinde referandum haberciliği
    4. Medya, siyaset, referandum
    5. İslamcıların Kürt sorununa bakışı
    6. Medya, siyaset ve Anayasa Mahkemesi
    7. Şerif Mardin’de Milli Görüş
    8. Eksen kayması ve dış habercilik
    9. Otoriteye karşı otorite
    10. Mavi Marmara’ya kurulan tuzak…
    1. İslamcıların Kürt sorununa bakışı
    2. Şerif Mardin’de Milli Görüş
    3. Muhafazakâr medya ve referandum
    4. Otoriteye karşı otorite
    5. Mavi Marmara’ya kurulan tuzak…
    6. Medya, siyaset, referandum
    7. Davutoğlu ve imparatorluk mirası
    8. Eksen kayması ve dış habercilik
    9. Sessiz yığınların gölgesinde referandum haberciliği
    10. Medya, siyaset ve Anayasa Mahkemesi
    1. Medyatik bir figür olarak Kılıçdaroğlu
    2. Mavi Marmara’ya kurulan tuzak…
    3. Otoriteye karşı otorite
    4. Eksen kayması ve dış habercilik
    5. Şerif Mardin’de Milli Görüş
    6. Medya, siyaset ve Anayasa Mahkemesi
    7. İslamcıların Kürt sorununa bakışı
    8. Medya, siyaset, referandum
    9. Sessiz yığınların gölgesinde referandum haberciliği
    10. Davutoğlu ve imparatorluk mirası
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Vücuda Şifa Kaynağı(Çemenotu)
    2. Başörtülü öğretmen haklarını istiyor
    3. 10 tane görevim var
    4. Kırmızı bülten isteme yetkimiz yok
    5. Birden fazla sınav dönemi
    6. Sağlıkçılar, 2 saat iş bıraktı
    7. Suriyeli çocuklar, hayata gülümsüyor
    8. Yaşamını 200 kiloluk üvey oğluna adadı
    9. Final heyecanı başlıyor
    10. Komşu ile hazırlık maçı
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
    9. Terör Dehşeti
    10. Kahraman polis can kaybını önledi
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek