Eşya karşısında insanın zaafı açmazıdır. Bekli de insanın nefsiyle en çok boğuştuğu alanı. Eşyayı algılama ve onu konumlandırma, kendisi için araç olan nesneler ile mesafesi bir irade ve bilinç sorunu.
Hayatın karmaşık düzeni insanı bir yerlere doğru götürür. Belki bir kısır döngü içinde olmasına neden olur. İnsanın yenilenmesi ile değişimi arasında fark var. Değişim kimi zaman insanın asıl değerlerinden kopuşa neden olur. Değişim ile yenilenme arasında farklar var.
Sabah namazıyla hayata başlamak hem bir bilinç, hem de bir yenilenmedir. Sabah namazını terk etmek değişimdir. Yadsımadan ihmal etmesi gaflettir. Bunu bir an önce gidermesi gerekir. Günlük hayat sabah namazıyla başlar. Toprak ve ziraat ile uğraşanlar sabah namazını başlangıç olarak kabul ederler. Memurlar ve aylaklar, özellikle burjuva ruhlular başka bir hayat tarzı seçerler. Bir Müslüman gündelik hayatındaki en küçük ayrıntıya özen gösterir. Besmele ile işe başlamak kendisinin üzerinde büyük gücün varlığını kabulü, ona teslimi ve onun ona verdiği ruhla hayata bakışını sağlar.
Günahlara, yanlışlara besmele ile başlanmaz. Çünkü o ruhun her halinde bir yanlışlık var. Besmele koruyucudur; tıpkı namaz gibi, sakal gibi. Efendimizin her halini özümsemek ve onu kendine ilke edinmek bir özgünlük.
Bir Müslüman hayatı boyunca alkol almıyorsa, zihni gelişimini sürdürür. Bir kere bedensel olarak sağlığını korumuş olur. Alkol almaya başlamak bir değişimdir. Geleneksel hayatımızda insanın korunması gerektiği kimi durumlar var. Bunların başında "yalan" olgusu gelir. Bir insan günahlarını, yanlışlarını, hatalarını yalanla örtmeye çabalar. Bu da bir yere kadar götürür kişiyi. Yalanın terki günahların terki anlamına gelir.
Huylarını beğenmediğimiz bir insandan uzak dururuz. Onlar kendileri de bu hallerinden memnun değiller ama ondan da kurtulamazlar. Hayatları onun etrafında döndüğü için artık kanıksanmışlık onların hayatının bir parçası olur. Bu, onu günahtan günaha, yanlıştan yanlışa sürükler. Veli ve öncü insanlar öğütlerini yalan söylememe üzerine kurarlar. Yalanı her türlü kötülüğün ve yanlışın anası olarak kabul ederler.
Burjuvanın ahlâkı yalan üzerine kuruludur. Burjuvanın kendisi de sistemini öyle oluşturmuş. Hıristiyan kültürün özünü oluşturur. Ruhu itibariyle aşırılıklar içerir. Gayri insanı ve ahlâki unsurları hayatının bir parçası olarak alır.
Bir Müslümanın burjuva ile özdeşleşmesi asla düşünülemez. İsraf ve lüks bir Müslümanın hayatının özünü asla oluşturmaz. Sadelik bir Müslümanın özgün hasletlerinden biri. Ticaret, helal kazanç meşru, fakat faiz değildir.
Günümüz Müslümanları modern hayata ayak uydurmak için kimi gayri İslâmi halleri özümsemek için meşruiyet ararlar. Ticaret bunların başında gelir.
Seküler, modern ve muhafazakârların hayatında alkol ile namaz, besmele ile günah bir arada olur. Tam bir Hıristiyan dünyanın ruhunu ve özünü taşır. Kilise kendi işine baksın ben kendi işime bakarım tezine dayanır. Bu da kilisenin yetersizliğinden kaynaklanır. Kilisenin hükümleri yoktur, sadece öğütleri vardır. Alkol bir kültürün özünü oluşturuyorsa orada zaten bir sorun var demektir. Oysa bir Müslüman'ın hayatında ayrımlar yok. Hayat, tepeden tırnağa bir bütün.
Batı kültürü hayatı bölümlemiş. Alanlar belirlemiş. Bu alanlarda kimi hallere izin veriyor. Ya da birbirine dokunmadan geçinmeyi öğretiyor.
Bir Müslüman bulunduğu yerin veya kurumun bütün hallerinden sorumludur. Orada bir şahsilik olmaz. Bütün yanlışlardan ve haramlardan korunmak zorunda.
Maddî kazançlar çok kolay elde edilir ama büyük riskler taşımakta. Modern hayatın tuzakları çoktur. Muhafazakârlık da bir tuzak.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



