Allah tarafından insana verilmiş özelliklerden biri de sevgidir. Sevgi, insanı anlamlandıran, insanı Allah'a, Allah'ın sevdiklerine bağlayan bir özdür. Sevgi, çeşitli biçimlerde yansır ve karşılık bulur. Sevginin katmanları ve ulaşacağı bir son nokta var. Küçük dairelerden başlayan Allah'a ulaşan sevgi. Bu, çeşitli şekillerde tezahür eder.
Sevginin de çeşitleri var.
Bunun en önemlisi ve başta geleni Allah'a, her şeyi Yaratana karşı duyulan, doğuştan gelen doğal sevgi. Bu, insanın içinden bir pınar gibi kaynar durur, süreklilik taşır. Yansımaları çeşitli olur. Bu; saftır, yani katışıksızdır. En küçük nesneden başlar dalgalar hâlinde yayılır, insanı ve evreni kuşatır, büyüdükçe büyür. Çıkarsız, hilafsız ve sonsuzdur.
Kendisini Allah yoluna, bir ideale, bir düşünceye, karşılık beklemeden olan sevgi, bu en anlamlı ve en değerli olanıdır.
Sevginin bir diğeri ise çıkara dayanır. Bir insan bir başkasına kendisini borçlu hisseder. Ondan yardım umduğu ve çıkar ilişkisi devam ettiği sürece bu sevgi vardır. Minnet duygusu taşır. Çıkar ilişkileri bozulduğunda sevginin bir anlamı kalmaz. Günümüzde bir yere gelmek için, o yere basamak olan kimseye duyulan sevgi buna örnek verilebilir. Günümüzde siyasada bir yere varmak için duyulan sevgi. Makama, maddi çıkar için ulaşacağı kişiye olan sevgi aşırılıklar içerir, hatta tapınma duygusuna bile götürür. Tapınma duygusu o kişi ile sınırlıdır, onu bir başka yere taşımaz.
Bir diğer sevgi ise rastlantılara dayanır. Bu, birinci sırada anlatmaya çalıştığımız sevgiye çok benzer insanı sarıp sarmalar. Biriyle olan arkadaşlık, yanında bulunduğu kimsenin himayesinde kaldığı sürece o kişiye duyulan sevgi.
İnsan Allah'ın yüceltmesiyle var olan bir varlık. Ondan yansıyan sevgi, onun sevdikleriyle olan sevgi bağı insanı Allah'a götürür. Peygamberlerine duyulan sevgi bir aşk ve vecd hâlinde ise o yücelir. Bu sevgi kişiye değil, Allah'ın aziz kıldığı kimselere olan sevgidir. Bu, insanı insana ve eşyaya olan tapınmadan uzaklaştırır.
Bu sevgi insanı sonsuzluk uzamına götürür. Yaratılan her şeyi kuşatır. Yunus Emre'nin dizesinde karşılığını bulan bir sevgi anlayışıdır bu:
"Yaradılanı hoş gördüm Yaradandan ötürü"
Müslümanların dünyalarında oluşan kavramlar da bu özü taşırlar. Sevgilerinde bir hilaf ve yanılsama yoktur. Hakikilik içerir. Düşmanının bile esenliğe ve iyiliğe ulaşmasını arzu eder.
Müslümanların kendi aralarındaki bağları bu sevgi özü taşır. Namazlarında veya diğer ibadetlerinde dua ederken sadece kendi nefsi ve çevresini düşünmez. Yeryüzünde bulunan bütün Müslümanları kardeş bilir onlara duada bulunur. Zamanın hiçbir anı boş geçmez. Doğudan batıya zamanın her anında her Müslüman bu duanın halkası içindedir.
İnsanların kadın ve erkek olarak birbirilerine olan muhabbetleri aynı ruh içinde ise onları aşkınlığa götürür. Bu sevgi halkası ilâhi olana ulaştırır. İlk sevgi tohumu hastır.
İnsanların arasında sevgi ve muhabbeti bozacak olan davranışlar kesinlikle yasaklanmıştır. Bir insanın arkasından konuşmak, gıybet etmek, ikiyüzlü davranmak sevgisizlik içerir. Bu, oluşabilecek olan sevginin yolunu keser.
Çıkara dayanan sevginin alanı sınırlıdır. Kişi maddi veya başka anlamda bir güç sahibi ise onun etrafında, onu sevenler oluşur. Kişi gücünü yitirince etrafındakiler dağılır.
Eşyaya ve kula olan sevgi sınırlıdır, insanı o dar alana sıkıştırır.
Korkuya dayanan sevgi, sevgi değildir.
Hakiki sevgiden güzel şeyler meydana gelir.
Sevgi tatlı bir muhabbet doğurur, bu vecd hâline dönüşür. Kişi, Allah yolunda yürüdükçe yaptığı her eyleme aşk ile bağlanır, bunu bir azme dönüştürür. Bu da kendisini başarıya götürür.
Çıkara dayanan sevgide ikiyüzlülük var. Sonuçları da sonuçsuzluktur. Geleceği yoktur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



