Mücahid Hoca'nın vuslat haberini şehirlerarası otobüste, seyahat halindeyken aldım. O gün, merkezi Tokat olan Özgür Yazarlar Birliği'nin İstanbul'da, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde düzenleyeceği "28 Şubat ve Edebiyat Paneli"ne konuşmacı olarak katılacaktım.
Daha öncesinde yazıldı, çizildi ama 28 Şubat döneminin edebiyatı bir toplantı çerçevesinde ilk kez dikkatlere sunulacaktı. Artık toplumun tamamen reddettiği bir süreç olarak 28 Şubat darbesinin 14 yıl sonra bir panel ortamında ele alınacak olması, tabii olarak bizde heyecan oluşturuyordu.
Böyle bir heyecan silsilesi içindeyken Mücahid Hoca'nın sevgiliye avdet edişiyle ilgili malumatların akışı, o günün önemini daha bir anlamlı kılıyordu. Zira, ebedî âleme sefer eyleyen Mücahid Hoca, tek başına diyebileceğimiz bir hâl ile 28 Şubat darbe sürecinin karşısında net bir şekilde durmuş, direnmişti. Dönemin zulüm sahiplerine karşı sanki taarruza geçmişti.
Panelin açış konuşmasını yapan Özgür Yazarlar Birliği Başkanı Ahmet Örs, "28 Şubat'ın, sistemin Müslümanlara reva gördüğü bir zulüm sürecinin adı" olduğunu, bunun ise "85 yıldır var olagelen bir faaliyetin yeni zamanlardaki sembolünden başka bir şey olmadığını" belirtti Ahmet Örs, Mücahid Hoca'yı 14 yıl önceki dinamik tavırları dolayısıyla andı, rahmet diledi.
Enes Malikoğlu'nun başkanlığındaki panelin ilk konuşmacısı bendim. "28 Şubat Döneminde Şiirin Görünümü" başlıklı tebliğime, 28 Şubat'ın direnen kahramanı Mücahid Hoca'nın, o dönemde sergilediği rolü anlatarak başladım. O büyük kahraman için, salonu dolduran dinleyicilerden kimi taleplerde bulundum. O gece İstiklâl Caddesi'nden havalanan fethedici dua ve Fatiha kuşları, eminim, yeni bir cehdedişin göğüne uçmuştu... Konuşmamın devamında, önce dönemle özdeşleşen kimi zulüm sahnelerini anlattım, bu zulüm sahnelerini oluşturanları ve onların çirkin ahlaklarını ortaya sermeyi tercih ederek, lanetledim. Ardından 28 Şubat statükosuna destek verenlerin oluşturduğu şiirlerin özelliklerini sundum. Bu resmî (Hak karşıtı, muhalif) şiirin özelliklerini, örnek metin parçalarını da okuyarak göstermeye çalıştım. Ardından, dönemin muvafık edebiyat ortamlarında oluşturulmaya gayret edilen şiirlerin özelliklerini takdim ettim. Bu takdimi, güzide şiir örnekleri ile süsledim.
28 Şubat döneminde yazılan hikâyenin mahiyetini Tasfiye Dergisi yazarlarından Beytullah Emrah Önce anlattı. Bu dönemin hikâyesini "başörtüsü hikâyesi" olarak vasıflandıran Önce, "28 Şubat'ın hikâyesi, son büyüleri günlerin de geçip gittiği bir dönemin anlatısıdır. Daha önce gerçek hayatta ya da romanlarda, hikâyelerde kurulan hayali cemaat atmosferinin Şubat soğuklarında dağıldığı ve insanların küçük hikâyelerin peşinde kendini avutmayı tercih ettiği bir dönemin hikâyesi." diyerek, İslâmî camia içindeki kimi çözülmeleri gündeme aldı. Bunu o dönemde yazılmış hikâyeler üzerinden örneklendirdi. Dönemin hikâyeciliğini 28 Şubat'ın etkileri ve 28 Şubat'ın anlatılmışlığı bağlamlarında ele alan Beytullah Emrah Önce, dikkate sunduğu hikâyeler arasında Cihan Aktaş, Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, Yıldız Ramazanoğlu, Hülya Aktaş, Kamil Yeşil, Sadık Yalsızuçanlar, Çiğdem Can, Gökhan Özcan, Selçuk Orhan, Suavi Kemal Yazgıç, Ahmet Örs, Nehir Aydın Gökduman, Münire Daniş, Mukadder Gemici, Abdullah Harmancı, Ali Ural, Sibel Eraslan gibi yazarların eserleri yer aldı. Bu arada, Ömer Faruk Dönmez, Mustafa Kutlu, Cemal Şakar gibi hikâyecilerin eserlerini de dikkatlere sunan Beytullah Emrah Önce, bu dönem hikâyelerinde hayal kırıklıkları, yalnızlıklar, kafa karışıklıkları, arayışlar, çaresizlikler, dağılmışlıklar, savrulmalar gibi temaların görüldüğünü belirtti.
28 Şubat romancılığı üzerinde bir tebliğ sunan Süleyman Ceran, bu dönemde Müslüman yazarların ciddi bir eser veremediğini dile getirdi. Konuyla ilgili en esaslı eserin Orhan Pamuk'un Kar romanı olduğunu söyleyen Ceran, bu romandaki karakterlerin 28 Şubat dönemindeki çeşitli figürleri çağrıştığını dile getirdi. Konuyla ilgili sayılabilecek ikinci bir roman olarak Ahmet Kekeç'in Yağmurdan Sonra'sını gündemine alan Süleyman Ceran, bu eseri zayıf bulduğunu söyledi. Yıldız Ramazanoğlu'nun İkna Odaları'nı da roman olarak okuyabileceğimizi belirten Ceran, bu eserde sürecin yaşanmışlıklarının daha net ifade edildiğini öne sürdü. Süleyman Ceran, konuşmasını 28 Şubat'la ilgili roman bağlamında bir literatürün oluşamamasını eleştirerek tamamladı.
Panelin son konuşmacısı 28 Şubat döneminde yayıncılık yapan Kadrican Mendi idi. Konuşmasını semboller üzerinden yürüten Kadrican Mendi, meşhur Beyazsaray Kitapçılar Çarşısı'ndan yola çıkarak kimi tespitler yaptı. Mendi, hayatın dışarıda aktığı bir ortamda İslâmi yayınevleri denilen kurumların, yeraltına doğru inerek girdiği bu çarşıda oluşturdukları görüntüyü tasvir etti. Oldukça nahoş nitelikler arz eden bu görüntünün 28 Şubat sürencinde binanın yıkılması ile ortadan kaldırılması ise, hayli ironikti.
Özgür Yazarlar Birliği kuruluşunu Tokat'ta gerçekleştirmiş olan yeni ve diri bir kurum... ÖYB'nin, Anadolu merkezli çıkışı temsil eden Mücahid Hoca'nın vuslat gününe denk gelen bir günde Taksim'e çıkartma yapmış olması, hayli önemliydi. Diğer bir ifadeyle, ÖYB'nin "28 Şubat ve Edebiyat Paneli" geleneğimizdeki Taksim alegorisini sembolik bir gerçekliğe ulaştırmış oluyordu. Dinamik bir dinleyici kitlesinin ilgisi ise, bu sembolik gerçekliği yaşanılırlık dünyasına havale edecek dinamizmi işaretliyordu.
www.edebiyathayatmemat.blogcu.com
P. K. 205, Ulucami, Bursa


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



