İnsan mücadeleci ve müdahalecidir. Her ikisinin aşkıyla yanar ama tutuşamaz. Çünkü tutuşması için, aşk mücadelesine ve aşkın kendisine yapacağı müdahalelere ihtiyaç duyar. Bu konuyu en iyi lokomotif ve vagon terimleri açıklayabilir. Vagon, lokomotife takılma mücadelesi içindedir. Bu noktada diğer vagonlara da müdahale etmek ister, lokomotife en yakın olmak ister. Bütün mücadele aşkı, ona ulaşmak ve bağlanmaktır. Lokomotife uzak olması seyahatine engel olmasa da öndeki vagonların birinin ayrılma keyfine kalmak istemez. Lokomotif ise, aşk mücadelesi içindedir. Kendisine bağlanacak vagonlarla değil, istikametiyle ilgilenir. Bu yolu daha hızlı nasıl alabilirim aşkıyla tutuşur ve ışık hızını bile hedefleyebilir.
Nasip arayışında mücadele kadar müdahale de önemlidir. Mücadelenin hayırlı olması müdahaleyi de hayırlı kılar. Şer mücadelesinin sonu ise şerli bir müdahaledir. Neyin hayırlı ve neyin şerli olduğunu bilmek ise; ilmihaldir. İnsanın halini bilmesi ve lehinde ve aleyhinde olacakları yapabilmesi, mücadele ve müdahale sınırlarını belirler. Bu çerçevede hareket etmek; mücadele aşkı içinde olmak, bu çerçevede kalabilmek ise aşk mücadelesi içinde kalmaktır. Bizi, mücadeleden aşka taşıyacak olan, değerlerimizdir. Değerlerimizi önce algılama, sonra da yaşama şeklimizle bunu hayatımıza yansıtabiliriz. Algılama yanlış, yaşama doğru olursa mücadele aşkı içinde olabilir, hem algılama hem de yaşama şeklimiz doğru olursa aşk mücadelesi içinde bulunabiliriz. Bir müridin yükseldiğini gösteren kerameti değil, bağlılık süresidir. Ömrünün sonuna kadar sürecek bu sadakat en büyük keramet değil de nedir?
Mücadele, müdahaleleri sürekli içinde barındırır. Sadece istikamet ve sadakat bu müdahaleleri göğüsleyebilir ve ancak bu göğüslerde aşk ateşi tutuşabilir. Bu ateş tutuştuğunda onu söndürebilecek ne su bulabilirsin, ne de söndürücü. Bu bilir lütuftur. İstenebilir ama dayanılamaz. Dayanabilmek bile büyük bir lütuftur. Bu aşkı tadanlar bunun için ölüm anını en mutlu an kabul ederler ve sadece ölüme müdahale etmezler. Edemeyeceklerini bildikleri halde... Model arıyorsak işte modelimiz, hem de son model.
Tabiat boşluğu kaldırmadığı gibi, insan da hayatında modelsizliği kaldıramaz. En kötü planın bile plansızlıktan iyi olması gibi, en kötü model bile modelsizlikten iyidir. Bizim asıl konumuz ise, modelsizlik değil, iyi model olabilmektir. İşte bu "iyi"yi belirleyen konum vagonsa, insan mücadele aşkı içinde olur, lokomotif ise aşk mücadelesi içinde bulunur.
Vagon gibi birilerine takılıp el ense yapmak varken neden lokomotif olup kendimizi parçalayalım? Önce şunu iyi bilmeliyiz ki, lokomotif olmak bir lütuftur, çalışarak kazanılmaz sadece geliştirilir. Bunu bilirsek, en azından bu lütuf için şükrederiz ya da bu lütuf peşinde oluruz. Bundan nasibimiz yoksa, bırakın aşk mücadelesi içinde olmayı mücadele aşkı içinde bile olamayız. Yeryüzüne dağılıp nasibini isteyenlerden olmak durumundayız. Bizim en büyük nasibimiz mücadelemiz. En büyük imtihan ise buna yapılacak müdahalelerdir. Müdahale edilmeyen mücadele aşka dönüşemez.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



