Muhterem Müslümanlar!
İbadetlerin içinde birbirine kıyasla önemli olanları vardır. Namaz, Allah'a imandan sonra gelen ibadetkerin en kuvvetlisidir. Yani namaz, ibadetlerin bütün kemalâtını taşıyan en kuvvetli bir ibadettir. Hz. Âdem'den itibâren gelen bütün peygamberler, namaz ibadetini yerine getirmişlerdir. Fakat şekil, rek'at sayısı ve nasıl edâ edildiği net belli değildir.
Hz. Muhammed (S.A.V.)'in ümmetine yani bizlere namaz, hicretten bir buçuk yıl önce 27 Recep 621 Cum'a günü Miraç Gecesi'nde, peygamberliğin verilişinin on birinci senesinde emrolunmuştur. Namaz icmal yoluyla Kur'an-ı Kerim'de zikredildi. Namaz hakkında ikamet'us-Salât (:Namazı ikâmet etmek) lâfzı zikrolundu. Müteakiben Peygamberimiz Efendimiz bu namazı ikâme etmek işini, ezan okutmak, mescitler bina etmek, cemaat teşkil etmek ve vakitleri beyan etmek suretiyle gereğini îfâ etti.
Peygamberimize namazın edâsını Cebrâil aleyhisselâm öğretti. Öğrenmek ve öğretmek hususundan sonra beş vakit namazdan ilk kılınan öğle namazıdır.
Muhterem Müslümanlar!
İbadetlerin bir hükmü bir de hikmeti vardır. Namazın hükmü Kur'an-ı Kerim'de emredilen (2/43, 110. 8/3. 9/71. 21/73. 33/32. 58/13) âyetlerdir.
Namaz kılmanın hikmeti ülkeyi bütün pisliklerden temizlemektir. Namaz, edâ edildiği ülkeyi pisliklerden temizleyecek. Namazın gâyesi tecelli edecek. Bir memlekette işler ve ilişkiler bozuksa o memleketin insanları namazlarını hikmetine binâen edâ etmiyorlar demektir. Namazın edâ edildiği ülkede içki yoktur, çıplaklık yoktur. İçki satılan yerden alış-veriş yapanlar, çıplaklığı yayanlar, alkışlayanlar ve itibar edenler namazını hikmetine göre kılmamışlar demektir. Fıkıhta bir kural vardır: Hikmetine uygun yapılmayan ibadetten sevap beklenemez.
Muhterem Müslümanlar!
Peygamberimiz Efendimiz buyurur ki: "Bir kul, insanların yanında güze, tâdil-i erkân üzere (gereğini yerine getirerek) namaz kılıyor, yalnız olunca âdâbınca namaz kılmıyorsa namazı hafife almış olur." Bu şu demektir: O insan namaza ehemmiyet vermemiştir. Bu hâl onun din ile arasının açılmasına sebeptir.
Rivayet olunur ki: Peygamberimiz Efendimiz namaz esnasında sakalı ile oynayan birini görmüş ve:
- Bu zâtın kalbi huşû' içinde olsaydı, organları da huşû' içinde olurdu, buyurdu. (Suyûtî c/2 Sf: 130)
Muhterem Müslümanlar!
En aşağı 30 milyon ferdin namaz kıldığı bir memlekette çıplaklık ülkeyi yakıp kavuruyorsa, günahlar çığ gibi büyüyorsa bu hâl o memlekette namaz kılanlar değil, sâdece yatıp kalkanlar bulunduğunun açık ifadesi demektir. Ve bu hâl, ruh sahibi olup da bunu Allah'a yöneltmeyen nasipsizlerin sefalet manzarasından beterdir. Musalli Müslüman olmak lâzım, musalla Müslümanı farkındaysanız bir işe yaramıyor.
Muhterem Müslümanlar!
Namaz kılanların hayatına baktığımızda namaz kılmayanlarla aramızda yaşayış itibâriyle açık bir fark göremiyoruz. Bundan anlaşılıyor ki: Kılmış olduğumuz namazlar gönlümüzde inkîlâb yapamıyor. Bunun sebepleri var elbette. Bu sebeplerin başında haram-helâl konusundaki hassasiyetsizlik ve tâdil-i erkânsızlık vardır. Öylesine bir hızla seccadeden kalkıyoruz ki, bir an önce dünyaya teşrif etmeye can atıyoruz. İslâmın yaşanması için Mevlâ'ya yakarışı uzatmaya tahammül edemiyoruz. Bu hâl, plâjdaki "Müslümanım" diyenlerin gafletine eşittir. Namazlarımızı gereği üzere ikâme edelim Muhterem Müslümanlar!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



