Kurum düzeyinde bakıldığında 50 yıl, yani yarım asır, kısa sayılacak bir zaman dilimidir. Hele bu kurum eğitim ve öğretim alanında sözkonusuysa, o kurumun kuruluşu, yerleşmesi, kendine özgü niteliklerini belirgin hale getirerek bir kimlik kazanması, hoca ve öğrencileri arasındaki iletişimiyle toplumda etkinlik sağlanması bile, nereden bakılırsa bakılsın ancak 50 yılda farkedilir bir duruma gelebilir. Hatta yeterli bile olmayabilir bu süre. Elbette şartlar, imkanlar, en azından aynı düzeyde devam ettirilebilirse, sözkonusu durum gerçekleşebilir.
Oysa ülkemizde, özellikle eğitim ve öğretim alanında, şart ve imkanların aynı düzeyde devam ettirilmesi bir tarafa, sıradan bir iktidar değişiminde, hatta aynı iktidarın eğitim bakanının değişiminde bile, eğitim ve öğretim sisteminden tutun, yapı, kurum, politika farklılıkları sıkça karşılaşılan bir olaydır. Eğitim ve öğretim alanında binbir çaba ve emekle kurulabilen hassas dengeler, basit bir dinamikte, unsurda yapılacak düzeltme ya da değiştirmede, doğrudan veya dolaylı yoldan etkilenme niteliğindedir.
Bu bakımdan, tanımı ve algılanması hâlâ belli bir açıklığa kavuşturulamamış "ilahiyat" konusunda 50 yılı geride bırakmış bir kurum, sadece bu özelliğiyle bile dikkatleri üzerinde toplamayı hak etmiştir, denebilir. M.Ü. İlahiyat Fakülteleri, kurum olarak 50 yılı geride bırakırken, eğitim ve öğretim alanında yetkin bir birikimin oluşmasını gerçekleştirebilmesiyle, dikkate değer bir örnek olay olmayı da ortaya koymuştur. Örnek olay olma özelliğini birkaç gösterge üzerinde irdelemek yerinde olur.
Marmara İlahiyat, 1959 yılında Yüksek İslâm Enstitüsü adıyla Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilk yüksek eğitim kurumu olarak kurulur. Tek kaynağı imam-hatip okullarıdır ve A.Ü. İlahiyat Fakültesi'nin yanında imam-hatip okullarının, liselerin ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ihtiyaç duyduğu meslek dersleri öğretmeniyle din hizmetleri görevlilerini yetiştirmektir. Kısacası, teknik anlamıyla eğitim hizmeti vermektir. Dolayısıyla öğretim, eşdeyişle akademik alanda faaliyette bulunabilmesi imkanına ancak Yüksek Öğretim Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1982 yılında kavuşacaktır. Böylece Marmara Üniversitesi'nin kurulmasıyla birlikte Yüksek İslâm Enstitüsü, İlahiyat Fakültesi'ne dönüştürülecektir.Bu dönüşüm Marmara İlahiyat'ın tarihinde bir dönüm noktası olarak değerlendirilmelidir.
Yüksek İslâm Enstitüsü dönemi çok önemli bir birikimi İlahiyat Fakültesine aktarmıştır. Klasik yöntem ve bilgi birikimidir bu. Bir bakıma "medrese"nin alameti farikası olarak belirmiş bulunan kaynak bilgiyi doğru kavrama ve aktarma, öğretme, kısacası "usûl"ün tevarüs edilmesidir. Yani geleneğin tecrübesini yeni şartlara taşıyabilme! Fakülte forma böyle bir imkanı geliştirmede elverişli bir ortam sağlamıştır denebilir. Geçmişin birikiminden kopmadan, onu özümseyerek geleceğe yönelmedir bu aynı zamanda. Öte yandan fakülte formu (aynı zamanda üniversite) eleştirel bakmayı, bilgiyi yöntem sorunu içinde kavramayı, dolayısıyla bilimsel özgürlüğü içselleştirmeyi sağlamıştır. Marmara İlahiyatın öğretim kadrosunun verim ve kalitesine bakıldığında bunu gözlemlemek mümkündür.
Dikkat çekilmesi gereken bir diğer özellik, hoca-öğrenci ilişkisinde kendini somut olarak ortaya koyar.Hoca, burada ulaşılamayan, mesela "not silahıyla" öğrenciyi hizaya getiren, deyim yerindeyse "ceberrut" bir otorite değildir. Yerine göre arkadaştır, sırdaştır, dert ortağıdır ama itinayla, içtenlikle ve sevgiyle korunan bir mesafenin sınırıdır. Onun için ilk zamanlarında ürkek, bazan da acemi gibi davranmak durumunda kalan öğrenci, bir süreden sonra usul, erkân, yol yordam öğrenmeye başlayan bir kişiliğe bürünür.
"Yüksek İslâm Enstitüsü'nden İlahiyat Fakültesi'ne / 1959-2009" başlığı altında Marmara İlahiyat 50. Yıl'ını kutlamak üzere 18 Kasım Çarşamba gününden 20 Kasım Cuma gününe kadar sürecek bir etkinlik gerçekleştirmektedir.Çarşamba günü açılış konuşmasıyla birlikte bazı törenler ve Türk Tasavvuf Musikisi Konseri icra edilecektir. Perşembe günü "İhtiyaç ve Beklentiler Açısından Türkiye'de İlahiyat Fakülteleri" başlığı altında bir sempozyum yapılacaktır. Sempozyum üç oturum halinde düzenlenmiştir. Birinci oturumda "Türkiye'deDin Olgusu ve İlahiyat Fakülteleri", ikinci oturumda "Din Öğretimi ve Din Hizmetleri Açısından İlahiyat Fakülteleri" ve üçüncü oturumda "Bilimsel Araştırma Kurumu Olarak İlahiyat Fakülteleri" konuları tartışılacaktır.
50. Yıl kutlamasının üçüncü gününde "Hafızlık Cemiyeti ve İcazet Merasimi" Fakülte Camii'nde icra edilecektir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




