Geçen hafta sözünü ettiğim Konya'daki MTTB'li dostların düzenlediği sempozyumdaki konuşma ve tartışmalar üzerinde durarak, bu ülkenin son 50 yılına damgasını vuran bu talebe teşkilatının yeniden kuruluşu ve çalışmalarıyla ilgili görüşlerimi ifade etmek istiyorum. Buna benzer pek çok öğrenci kuruluşu vardı, ama hiç birisi MTTB kadar etkili ve derin devletle günlük politika dışı bir tutumu uzunca bir zaman sürdüremediği için, farklı bir sivil toplum kuruluşu niteliğine sahipti. Bence dünyada benzeri olmayan bir NGO sayılacak geçmişi var.
Bu tespit yalnız bana ait değil, Türkiye'de tanınmış pek çok sosyolog araştırmacılar tarafından da paylaşılıyor. Bunların en tanınmışı olan Prof. Dr. Şerif Mardin de geçen hafta NTV'de katıldığı bir programda bu hususu açıkça ifade etti. Özellikle Cumhuriyet döneminde bir şekilde Derin Devlet'in enstrümanı haline gelen öteki talebe teşkilatlarından farklı olan MTTB ile ilgili Prof. Dr. Şerif Mardin'e gönderilen teferruatlı bir çalışma onu da şaşırtmış ve kendi ilkelerinden sapmamaya özen gösteren bu gençler topluluğunun tavrı ilgisini çekmiştir.
Sempozyuma katılanlardan da MTTB'nin gençliğin sosyal ve kültürel katkısını önemseyen pek çok konuşmacı vardı ve eski başkanlardan Rasim Cinisli ile benim en yaşlı MTTB mensupları olarak bu hususa yaptığımız vurgu, sanıyorum o günün dikkati çeken yanı oldu.
Sempozyumun konu ve konuşmaları
2 Nisan Cumartesi günü, bundan tam 15 gün önce, sabah saat 10.30'da başlayıp aralıklarla 23.30'a kadar süren ve 13 saat süren bu sempozyumda konuşulanlar inşallah yayınlanır da hakkında yeterli çalışma olmayan MTTB biraz daha yakından öğrenilmiş olur.
Açılış ve protokol konuşmalarının ardından üç oturum halinde sunulan sempozyumun oturum başlıkları bile konuya yaklaşımın ciddiyetini gösteriyor: Tarihsel Arkaplan Akademik Perspektif, Karşı ve Yan Pencerelerden MTTB, MTTB'liler MTTB'yi Anlatıyor...
İlk oturumun moderatörü Prof. Dr. Yasin Aktay, ikincisinin Doç. Dr. Yusuf Tekin, üçüncüsünün de Ekrem Kızıltaş idi. Akademik Perspektifle MTTB'nin tarihine yaklaşan genç araştırmacılar MTTB'nin öteki gençlik teşkilatlarından farkını güzel anlattılar. Onlardan özellikle Serkan Yorgancılar kitap da hazırladığı için çok dikkate değer tespitler ortaya koydu.
Karşı ve Yan Pencerelerden MTTB konusunda konuşanlardan özellikle geçmişte Ülkü Ocakları'ndaki çalışmalara katılan Prof. Dr. Mümtaz'er Türköne ile Dr. Murat Yılmaz'ın farklı bakış açıları dikkati çekti. Özellikle Mümtaz'er Bey, 1969 yılında Taksim'de yaşanan ve bazılarına göre "Kanlı" bazılarına göre de "Şanlı" Pazar olaylarıyla MTTB arasında ilişki olduğunu söyleyen bir MİT elemanının şahitliğiyle bazı değerlendirmeler yapmaya çalıştı. Fakat o günün öncesinde ve sonrasında MTTB bulunduğum için, yakın geçmiş hakkında Rasim Beyin de şahitliğinde, o olayla bizim hiçbir ilişkimizin olmadığını ifade ettim.
1960-80 arasında, komünizan faaliyetler gerçekten çok artmış, bürokratlar bölünmüştü. Komünizmle Mücadele Derneği ile bazı cemaatların sol gruplara karşı insanları topladığını ve o günkü şartlarda güç denemesine giren sol grupların komünist söylemlerle ülkeyi sürüklemeye çalıştığı kaosu önlemeye çalıştığını biliyoruz, ama silahlı eylemlere biz hiç katılmadık. MTTB, daha çok sosyolog Dr. Murat Yılmaz'ı ilgilendiren nitelikte NGO görevi yapıyor ve Anadolu'dan büyük şehirlere, özellikle de İstanbul'a gelen orta sınıf veya dar gelirli aile çocuklarına sahip çıkıyordu. Bunlar karşı ve yan pencerelerden yeterince görülmüyordu. O gün de böyle oldu. Maalesef bu teşkilatın içinde yetişmeyen Mümtaz'er Bey de 1965-1980 arası onca politik çatışma ve silahlı kavgaların dışında nasıl kaldığımızı anlamakta güçlük çekti.
Üçüncü oturum akşam başladı ve geç saatlere kadar sürdü. Bu oturumda İstanbul'dan gelen benden başka 12 Eylül öncesi son Genel Başkan Vehbi Ecevit, Mesut Uçakan, Kenan Yabangül ve Konya MTTB'den Orhan Gündüz konuştu. Biz hayatımızdaki ve o günkü dünyadaki MTTB'yi anlatmaya çalıştık, dikkatle izleyen üniversite gençleri yanında Konyalı eski MTTB'liler de heyecanımıza, nostlajik duygulanmalarımıza katıldılar. Yeni dönemde MTTB gençliğine başarılar diledik. Sanıyorum anlatılanlar yeni Genel Başkan İsmail Emrah Karayel ile arkadaşlarının çalışmalarına ışık tutar ve MTTB'nin temiz mazisine yakışır işler yapılır. Geçen ay MTTB yeniden kuruldu ve 60. Genel Başkanı seçti. Ona ve arkadaşlarına başarılar diliyorum. İnşallah gençliğin bugünkü problemlerini tespit ederler ve çözüm yolları ararlar.
Benim gözümde MTTB
Konya'daki MTTB'li dostlarla bizi eski günlerin heyecanına kavuşturan gençlere teşekkürlerimi ifade ettikten sonra, MTTB Sempozyumundaki kendi mesajımı özetlemek ve notlarımı nakletmek istiyorum.
30 yıldan fazla bir zaman önce kapanan bu teşkilatın bugün hatırlanan imajının oluştuğu günlere gidersek, şu gerçeği açıkça görürüz. Bu teşkilat bizim gençliğimizin 10 yılında çok canlı ve unutulmaz bir yere sahip. Tarihçesini ilk defa yazan ve böylece yazarlık alanında kitap çapında bir emek ve çaba ortaya koyan bir gençtim. Yayın organı Milli Gençlik dergisindeki yazılarıyla Türkiye çapında ilgi çeken birisi olarak, MTTB benim için çok önemlidir.
İttihat Terakki'nin Çanakkale Zaferi'nde gönüllü gençler topluluğunun başarısını gördükten sonra MTTB'yi 1916 yılında kurmaları ve Batıcı bürokratların toplum mühendisliği için kullanmaya çalışmaları anlaşılır bir şeydi. Fakat bu kuruluşun 27 Mayıs öncesindeki sosyal ve siyasi kargaşaya hizmet ettikten sonra, Çanakkale'ye gençleri götüren Kadeş Vapuru rezaleti ile salonlarını TİP'in toplantısı için kiraya vermesinden sonra teşkilatın Anadolu çocuklarına teslim edilmesi zorunlu hale geldi. Kuruluşundan 50 yıldan sonra milletin üniversite tahsili yapmaya çalışan çocuklarına hizmet veren böyle bir kuruluştan yetişenlerin bugün Türkiye'yi yönetir hale gelmesi, çoğu insanı şaşırtıyor. Halbuki durum hiç de şaşırtıcı değil.
MTTB ile Vakıflar Yurdu'nun toplumun temel değerleri etrafında yetişen gençliği günlük politika üstü bir tutumla bir araya getirip hak ve hakikat yolunda yetiştiren Necip Fazıl'ın konferansları ile Kitap Kulübü'nde yapılan seminerlerle okunan kitaplar etrafındaki fikirler...
Dünyada benzeri olmayan bu kuruluşun tarihine ait pek çok kitap ve tez çalışması yapıldı, yapılıyor. Daha geniş çalışmaların yapılacağı anlaşıldığı için, MTTB'ye bakıştaki şu hususların öne çıkacağı bir perspektifin şart olduğunu düşünüyorum:
Bu teşkilatta elbette 1916-36 ve 1946-56 ile 1957-65 ve 1965-80 gibi bir birinden çok farklı dönemler var. Tevfik İleri ve Kâmuran Evliyaoğlu yanında, Bedri Baykam'ın babası ve daha sonra CHP milletvekili olan Suphi Baykam ve Yüksel Çengel'i birlikte ele almak mümkün değil. Rasim Cinisli'den sonra başkan olup politikaya giren pek çok başkan ve yöneticiyi de farklı değerlendirmek gerekir. Elbette Metin Akpınar ile Zeki Alaysa'dan sonra o teşkilatta yetişmiş genç sanatçıları da ayrıca ele almak gerekir. Pek çok da gazeteci yetişti MTTB'de...
Burada tarih şuuru yanında devlet ve medeniyet şuuru veriliyor, Sosyal İlimler Enstitüsü gibi kuruluşlarda öğrencilerin kültürel alt yapıları veriliyor, estetik donanımları sağlanıyordu. Basın-Yayın, Turizm, Tiyatro ve Spor Müdürlükleri, Sinema ve Kitap Kulüpleri, sanki küçük bir devletin kurumları gibi ciddiyetle çalıştırılıyor, pek çok oda aile ve arkadaş muhabbetiyle sımsıcak bir yuvaya dönüşüyordu. Burada devlet tecrübesi edinen arkadaşların her alanda başarılı olduğu görüldü ve sonraki yıllarda siyasete atılanlar da kitlelerle kolay diyalog kurma imkanına sahip oldular. Böylece, sonraki yıllarda çok görülen ihtisasa bağlı körlüklerden o günkü MTTB gençliği kendini kurtarmış oldu, teknik alanlarda ihtisas yapanlar da sosyal ve kültürel gelişmelerden haberdar oldular. Benim yazdığım Umut Suları MTTB'de sahnelendi.
Sinema Kulübü'nün seminer ve açık oturumlarıyla o günkü halk sanatının halkımızı ne kadar yansıttığı hususu üzerinde ciddi tartışmalar yapıldı ve yönetmenlerle senaryocular soru yağmuruna tutularak hesaba çalışıldı. Bu arada pek çok sanatçı da yetiştirilmiş oldu.
Konya'daki Ticaret Odası'nda düzenlen Fotoğraf Sergisi bizim için sempozyumda konuşulanlar kadar önemliydi, çünkü bunların hep bir nostalji havasını oluşturduğu kadar o havayı yansıttığı da görüldü. Nasıl yaşandığı bilinmeden nasıl yaşanacağına yol bulunamaz...Derin devletin oyuncağı olmayan bir öğrenci kuruluşu olarak MTTB şanlı bir tarihi var.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



