Kadim dostum Ekrem Kızıltaş 40 gün kadar önce telefon ederek, Konya'daki MTTB'li dostların MTTB Sempozyumu düzenlediklerini ve modoratörlüğünü yapacağı toplantılardan birine beni de konuşmacı olarak davet ettiklerini söylediğinde, gerçekten heyecanlandım. 30 yıldan fazla bir zaman önce kapanan bu teşkilatın bugün hatırlanan imajının oluştuğu günler...
Tarihçesini ilk defa yazıya geçiren ve yayın organı Milli Gençlik dergisinin Türkiye çapında ses getirmesine emeği geçmiş birisi olarak, MTTB'nin bizim hayatımızda önemli bir yeri var. Buna rağmen bugüne kadar mensubiyetiyle onur duyduğumuz bu teşkilat hakkında sadece iki yazı yazmışım: Birisi kuruluşunun 90. yıl dönümü vesilesiyle MTTB'nin Geçmişi ve Geleceği (2006) ve diğeri de MTTB ve Vakıflar Yurdu (2009) adlı kısa yazılar...
Bu yazılar, biraz da teşkilatın yeniden kurulacağı haberlerine bağlı bazı dikkatler ve bir kısım talepler ihtiva eden iyi niyet yazılarıydı ve tabii beklentilerimizi de ifade ediyordu. Asıl beklentimiz, yeni gençlerin bu veya benzeri bir teşekkül kurarak yeniden Anadolu gençliğinin hayati meselelerine sahip çıkmasıydı. Zamanla bu da oldu ve biz de buna çok sevindik, ama nasılsa gündem oluşturacak çalışmaları pek olmuyor, oluyorsa da dikkati çekmiyordu.
O bakımdan, Konya'daki eski MTTB'li dostların bir tam gün süren sempozyumdaki toplantıları ve bir hafta açık duran Ticaret Odası'ndaki Fotoğraf Sergisi önemliydi. Ben bu toplantıların gündeme getirdiği konulardan önce, sözünü ettiğim yazılardan alıntı yapacağım:
"MTTB'nin Geçmişi ve Geleceği"
Bu başlıkla yayınlanan ve ilgi çeken yazının bugün de önemli olan paragrafları şöyle:
16 Aralık (2006) Cumartesi günü, İstanbul / Cağaloğlu'nun ortasında bulunan ve şimdi Halk Eğitim Merkezi olarak hizmet veren eski MTTB binasında, sabahtan akşama kadar süren bir toplantı vardı. MTTB'nin 90. kuruluş yıldönümü kutlanırken, bu tarihi talebe teşkilatının eski başkanlarının yaşadıkları tecrübeler ve yeniden kurulmasının neden ihtiyaç olduğu yolunda konuşmalar yapıldı. Bu arada, Cumhuriyet'ten önce kurulan ve 1980 İhtilâli ile kapatılmasına kadar yaptığı etkili faaliyetlerle bir efsane haline gelen bu teşkilatın mensupları birbiriyle de buluşmuş oldu. Fakat MTTB'yi yeniden kurmak isteyen gençler ortalarda yoktular.
Bu toplantıya ben de bir süre katılıp eski dostlarla hasret giderip gençlerin yeniden MTTB'yi kurma teşebbüsünün hayırlara vesile olmasını temenni ettim. Salondaki konuşmalardan çok binanın çeşitli yerlerinde ve giriş kısmında buluşup görüşen eski MTTB mensupları, hararetli konuşmaları ve kucaklaşmalarıyla, çevreden geçenlerin dikkatini çekti.
Yıllarca önce, 1967-77 arasında da hep böyle olurdu. Çoğunluğu Necip Fazıl'ın konferansları için Türkiye'nin çeşitli yerlerinden gelen gençlerle gönlü genç yaşlılar bu binanın önünde buluşur, memleket meselelerini konuşur ve Üstadı dikkatle dinleyerek evlerine giderlerdi. Bu buluşmalarla yaşanan şuur yenilenmesi, bu ülkenin son 40 yılında çok önemli etkilere, sosyal, siyasal ve kültürel gelişmelere yol açtı; Türkiye bugün üzerine giydirilen çemberi kırma ve hasta adam gömleğini değiştirme aşamasına bu merkez binada ve MTTB'nin İstanbul dışındaki şubeleriyle yapılan faaliyetlerle gelebilmiştir. Bunu bilmeliyiz.
O dönemde de bu faaliyetleri, MTTB'deki konferansı, Cağaloğlu'nun sokaklarına kadar yayılan kalabalıkları Bâbıâli basını görmezlikten gelirdi. Bugün de İkitelli basını görmeyecek.
Devkuşunun kafasını kuma sokmasının ne anlamı olabilir? Onlar istemese de bu ülkenin halkı kendi kendisini eğitmeyi, geliştirmeyi ve en önemlisi de bu ülkeyi idare etmesini öğrenecektir. Belki zaman alacak, birileri yıpranacak; tabii bu arada fire de verilecek, ama zafer mutlaka inanarak hizmet verenlerin olacaktır. Korkunun ecele faydası yok...
MTTB'nin şanlı geçmişinin görüşülmesinden önce, MTTB kürsüsüne çıkan hatipler daha çok eski solculardı. 1960 öncesi ve sonrası MTTB'de başkanlık yaptıkları zaman önleyemedikleri hataları ifade ettiler, bu ülke gençliği ile Eski Demokratların zulüm görmesine nasıl yol açtıklarını yarım ağız ifade ettiler.
Bu türden günah çıkarmalar çok da önemli değil; önemli olan bunları yazmalarıdır. Çünkü çoğu siyasete karışmış, birisi de Profesör olmuştur. 70 yaşında yapılan itirafların gençlere getireceği, öğreteceği hiçbir şey yoktur. Demirel - Ecevit çatışmasının yıllar sonra barışa dönüşmesinin bu ülkeye hiçbir hayır getirmediği biliniyor. Bu denemelerin anlamı yok.
Gençlerin ufkunu geçmişin yanlışlarıyla karartmamalı, iş yapacak genç kurucular kurulunun önünü tıkamamalı. Çünkü sekiz üniversiteden öğrenci dernekleri birleşip bir birlik kurmaya çalışıyorlar. Bu gençlere yakın tarihin sıkıntılarını, şahsî ve ideolojik çatışmalarını bir miras olarak aktarmaya ne hakkımız ve ne de yetkimiz var. Bu büyük bir vebal olur...(...)
Ben bu teşebbüsü yürekten destekliyor, gençlere bina ve imkân verilmesini istiyorum. Bu maksatlara yardım edecek olan imkân ve himmet sahiplerine de teşekkür ediyorum...
"MTTB ve Vakıflar Yurdu"
Bu yazıda da MTTB'li gençlerin ücretsiz kalabildiği Vakıflar Yurdu üzerinde durarak, o günkü gençliğe ev sahipliği yapan kurumların aslında ne kadar hasbi davrandığını anlatmaya çalıştım. O günler 1967-68 yıllarının şartlarıydı ve Vakıflar Yurdu imkânlarını anlatıyordu:
Fatih Camii haziresindeki Sultan'ın kabrini ziyaretten sonra cami çevresindeki Sahn-ı Seman Medreseleri'ndeki Vakıflar Talebe Yurdu'nu gezdim. Havasını çok sevdiğim bu yurdun ana bloklarından birinde bulunan Fatih'in büstü yanında şarap içen üç serseri, "Amca biraz da sen iç!" diye büstün ağzına-burnuna içki döküyorlardı. Buna ben çok üzülmüştüm...
Kayseri Talebe Yurdu'nda ücretli kalmak yerine, Fatih Camii çevresindeki Vakıflar Talebe Yurdu'nda bedava kalmak imkânı vardı, o serseriler yerine bizim gibi gençlerin kalması için başvurdum. O yurdu arkadaş çevresinde ilk keşfeden ben olduğum halde, Kayseri Talebe Yurdu'nda kalanlarla yeni yeni tanışmaya başladığımız MTTB çevresinde toplanan arkadaşların hücumu andıran müracaatlarının çokluğu yüzünden o yıl bu yurda ben giremedim. Fakat bir hayli arkadaşımız bu yurdu mesken tuttu, çünkü Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesinden barınma imkânı yanında sabah kahvaltısı ile akşam yemeği de veriliyor, yıl boyu açık oluyordu. Bu da MTTB ile çeşitli kültür kurumlarında çalışan arkadaşlara en büyük destek sayılırdı.
(...) MTTB'nin yanı başında hizmet veren Vakıflar Talebe Yurdu'nun da orada faaliyet yapan gençlerin barınağı olarak ne kadar önemli olduğu da maalesef yeterince anlaşılamıyor. Bunlardan mahrum kalarak gençlerin ne türden sıkıntıları yaşamakta olduğu ve hayati ihtiyaçlarını kolay halledilmediği için de sosyal faaliyetlere zaman ve imkân bulamadığı belli.
12 Eylül rejiminin bizden aldıkları arasında yüzlerce Anadolu çocuğunun canı yanında, halkın demokratik Anayasa yapma hakkı ile sivil toplum örgütlerinin en sivili olan dernekleşme hakkı üzerinde hiç durulmuyor. O yüzden de MTTB ile Vakıflar Talebe Yurdu'nu birlikte anmak kimsenin aklına gelmiyor. Halbuki bu ikisi 1968-78 yıllarında çok hizmet verdi.
Bugün çeşitli sağ partilerde hizmet verenlerle önceki siyasi hareketlerin mensupları arasında 1968-78 arasında Vakıflar Talebe Yurdu'nda kalanların sayısının bir hayli fazla olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte MTTB'de partiler üstü sosyal ve kültürel faaliyet yapan arkadaşlarımız, sosyal, siyasal ve ekonomik olarak bağımsız-bağlantısız bir kimlik ve kişilik sahibi oldular. Böylece, Necip Fazıl, Tarık Buğra ve Sezai Karakoç gibi şahsiyetleri çok sevdik.
Cumhuriyet döneminde Vakıflar Talebe Yurdu olarak hizmet veren Sahn-ı Seman Medresesi'ni Güneş Motel'de hükümet kuran Bülent Ecevit yönetimi gençlerin elinden aldı. MTTB de zaten anarşi yüzünden hizmet veremez hale gelmişti. 12 Eylül öncesi ve sonrasında hizmet veremeyen MTTB ile Vakıflar Talebe Yurdu'nun yeniden gençlere verilmesini istiyoruz.
Evet, bu yazılarla o günlerde hangi şartlarda bir araya geldiğimizi hatırlatmaya çalıştım.
Konya'daki sempozyumda konuşulanları ayrıca anlatmak istiyorum, çünkü bunların hep bir nostalji havasında geçeceğini ve geleceğin oluşumuna hiçbir katkısı olmayacağını düşünen insanların, önce nerelerden buralara geldiğimizi bilmeleri ve bundan sonra neler yapılacağını dikkate almaları gerekir. Ayrıca, bizim hangi şartlarda hizmet verdiğimizi bilmeleri gerekir.
MTTB yeniden kuruldu ve 60. Genel Başkanı seçti. Ona ve arkadaşlarına başarılar...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




