Asya bozkırlarından çekirge sürüsü gibi kopup gelen Hülagü komutasındaki Moğollar, Bağdat'ı işgal ederek, yıkım ve yağmaya uğratırlar. (1258) Halife ve ailesini halılara sarıp çiğneyerek öldürürler. Halkı kılıçtan geçirirler, adetleri üzere bedenlerinden ayırdıkları başlardan kuleler yaparlar. Şehre su sağlayan kanalları tahrip ederler. Evleri, sarayları, bahçeleri, tarlaları yıkarlar, bozuma uğratırlar. Karargahları, şifahaneleri, bimarhaneleri, imarethaneleri, okulları, zaviyeleri, medreseleri yerle bir ederler. Kütüphaneleri yakıp yıkmakla kalmazlar, el emeği göz nuru nadide yazmaları, kitapları nehre atarlar. Düşünceye, sanata, edebiyata, bilime ve kültüre düşman oldukları için kendi ilkelliklerinin, cehaletlerinin, yabanıllıklarının yüzlerine vurulmamasını böylece sağlayacaklarını sanırlar.
Hülagü'nun işgal ederek yakıp yıkıp yağmaladığı Bağdat, Abbasiler'de temsil edilen İslam devlet ve uygarlığının merkeziydi. Uzakdoğu'dan, Ortaasya'dan Bereketli Hilal'e akan ve Bağdat'tan Batı'ya aydınlığını yayan inanç, düşünce sanatın harmanlandığı mekandı aynı zamanda. Bütün vahşiliklerine, yıkıcı ve kıyıcılıklarına rağmen müşrik Hülagü ve Moğollar çok geçmeden İslam ile hayat bularak onurlanacaklardır. İlhanlılar, Hülagü'nün soyundan gelerek, bir bakıma Moğol atalarının kefaretini ödeyeceklerdir.
Moğollar'ın Bağdat'ı istila ve yıkımlarından yedi yüzyıl sonra, Bush ve Amerikalılar Bağdat'ı istila edip yakıp yıktıktan sonra, tarihin kaydetmediği bir yüzsüzlük, arsızlık ve onursuzlukla Irak'tan çekildiklerini dünyaya ilan ettiler. Sözüm ona Irak'taki devlet ve hükümet yetkilileri, ihtimal, ilk fırsatta Irak'ı kurtardıklarını söylemeye ya da siyasi uzlaşmalarla başarı elde ettiklerini anlatmaya, anlattırmaya başlarlar, başlayabilirler. Tabii Amerika'nın, aslında kendilerini kukla olarak vitrinde tutarak, tam olarak Irak'a lök gibi çöreklendiğini gizli tutmaları, varlıklarını sürdürmenin kesin şartı olarak kalacaktır. Kaldı ki, Amerika, Saddam'ı tarla faresi gibi kovuğunda bulup ipte sallandırdığında ve öncesinde, ne kadar Irak'ta var idiyse, askerlerini çektiği anda ve sonrasında fazlasıyla var olacaktır. Geçmişte Kral Abdullah'a Ürdün'ü, Faysal'a Irak'ı emanet eden o meş'um güç, İngiltere, Amerika'nın kanlı ruhunda tevarüs olunmuş halde oynaşıp durmaktadır.
Yedi yüzyıl önce olanı, haklı olarak, hafızasında tutan ve etkisini hayıflanarak telin eden Müslümanlar, daha sekiz yıl önce yalan üzere bina edilmiş bir barbarlığı tepkisiz ve duyarsız seyreder olmuştur. İncirlik Üssü'nün, ayrıca İskenderun Limanı'nın Amerika tarafında kullanılması için 1 Mart 2003'te hazırlanan tezkere, yani izin belgesinin Meclis'te reddedilmesi hala bir mahçubiyet duygusuyla en yetkili kişilerce ukde olarak hatırlanmakta ve zikredilmektedir. 4 Temmuz 2003 Süleymaniye'de, Amerikan askerlerinin 11 Türk askerinin başına çuval geçirerek gözaltına alınması karşısında, uyarı anlamı taşıyan diplomatik notayı "müzik notası" mugalatasına döken hala baş üstünde tutulmaktadır.
Sıhhat ve doğrulukları kesinlikle gerçeği yansıtmayan şu istatistik bilgiler bile Irak'ın işgal, katliam, yıkım ve imhasını dehşetengiz bir şekilde gözler önüne sermektedir.Birleşmiş Milletler Mülteciler Komisyonu kayıtlarına göre, bir milyon altıyüz seksen üç bin beş yüz yetmiş dokuz (rakamla: 1.683.579) Iraklı, Ürdün, Suriye vd. ülkelere göç etmiş. Tatile gitmemişler, evlerini, barklarını, işlerini-işyerlerini, mallarını-mülklerini, en önemlisi hayatlarını ve yurtlarını terk etmişler. Dahası bir buçuk milyon insan da Irak içinde göç etmiş, evsiz kalan beşyüz bin insan mülteci kamplarına yerleştirilmiş. Dokuz yüz bin kadın eşini kaybederek dul kalmış. Öldürülenler, tecavüze uğrayanlar, fuhuş sektörüne düşürülenler ne kadar? Ölen, yaralanan, sakat kalan, annesini, babasını, ailesini, akrabasını kaybeden çocuklar, kadınlar, erkekler ne kadar? Ne kadarlar ile ölçülebilir, açıklanabilir, anlaşılabilir mi bir milletin katliamı, soykırımı, yok edilişi? İstatistik bilgilere göre, Irak'ın petrol rezervi 115 milyar varil. Bulunacak ve çıkarılacak petrol yatakları ayrı bir kalem olarak zulada tutuluyor. Görünürdeki şirketler ve payları da şöyle: BP, 17.8 milyar varillik Rumeyla'da yüzde 38; Shell, 8.6 milyar varillik Batı Kurna I bölgesinde yüzde 30; ExxonMobil, Batı Kurna I bölgesinde yüzde 60; CNPC, Rumeyla bölgesinde yüzde 37; Lukoil, 12.9 milyar varillik Batı Kurna II bölgesinde yüzde 56.25; Total, 4.1 milyar varillik Halfaya'da yüzde 18.75; Statoil, Batı Kurna II bölgesinde yüzde 18.75. Şirketler İngiliz, Amerikan, Hollandalı, Fransız, Norveçli, Rus!
Irak Başbakanı Maliki "Irak'ta artık Amerikan generallerini değil, işadamlarını istiyoruz" diyerek, affedersiniz "ötmüş!" Amerikan Kongresi'nin denetim birimlerine göre işgal dolayısıyla harcanan para 802 milyar dolar. Ancak, Nobel ödüllü iktisatçı Joseph Stiglitz, askerlerin bakım masraflarıyla birlikte maliyetin 3 trilyon dolar olacağını tahmin ediyor. Üç trilyonu rakam olarak yazarsam sütuna yer kalmaz.Dilerim, bu insanlık suçuna doğrudan veya dolaylı olarak katılan, destek veren, yardım ve yataklık edenleri tez zamanda Iraklı masum çocukların, Salih Müslüman erkek ve kadınların ahı tutar da, burunlarından fitil fitil gelir yapıp ettikleri. Allah merhametlidir, adildir, aynı zamanda Kahhar ve Müntakim'dir.Zulme, adaletsizliğe, haksızlığa diliyle buğzetmek de ibadet cümlesindendir. "Obama ve Ameirka'nın görüş ve menfaatleriyle Türkiye'nin görüş ve menfaatleri örtüşüyor" diyenlerin ifade hakkı varsa, buğzetme, karşı çıkma, reddetme özgürlüğü de olmalıdır hiç değilse!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



