İlginç bir MİT raporu…
İlginç bir belge var elimizde. Bir MİT raporu. Bilgi Notu’da denebilir. Tek sayfalık…
Milli İstihbarat Teşkilatı İstanbul Bölge Başkanlığı tarafından hazırlanmış. Raporun Tarihi 18.02.1995. Yani tam 11 yıl öncesine dayanıyor. Ama raporun tarihinden daha ilginç olan; “raporun içeriği.” Çünkü raporun konusu “Tayyip Erdoğan’ın Sağlık Durumu”yla ilgili. Geçtiğimiz günlerde Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sağlığı ile ilgili tartışmalar oldukça yoğun bir gündem oluşturmuştu. Ama rapordan da anlaşılacağı gibi meğer MİT bu konu ile yıllar önce ilgilenmiş.
Herhangi bir spekülasyona neden olmamak ve sağlık üzerinden yapılan tartışmaları doğru bulmadığımız için içeriğine değinmiyoruz.
Sadece şunu söyleyebiliriz; Sözkonusu rapor, nerdeyse bir Tıp doktoru titizliğiyle hazırlanmış. O kadar ki teşhisin tıp bilimindeki adına bile yer verilmiş. Başka detaylarda var. Ama dediğimiz gibi herhangi bir spekülasyona neden olmamak için burayı atlıyoruz.
Devam edelim. Çünkü bazı sorularımız olacak.
Tayyip Erdoğan 27 Mart 1994 seçimlerinde İstanbul Belediye Başkanı seçilmişti. Raporun tarihi ise 18.02.1995. Yani bu bilgi notu, Tayyip Erdoğan’ın Belediye Başkanı seçilmesinden kısa süre sonra hazırlanmış. Soru şu olabilir; MİT Erdoğan’ın belediye başkanı olmasından sonra sağlık durumuyla neden yakından ilgilenmiştir? MİT Bütün belediye başkanlarının sağlık durumlarıyla ilgilenir mi?
Raporda başka önemli ayrıntılarda var. Mesela bu bilgi notu “Genel Kurmay İstihbarat Daire Başkanlığı’na gönderilmiş. Çünkü Rapordan anlaşıldığına göre Genel Kurmay da Tayyip Erdoğan’ın “Sağlık durumuyla” ilgili MİT’den “bilgi” istemiş.
MİT’ten Genel Kurmay’a gönderilen bilgi notunun “Öncelik Derecesi” “Çok İvedi” olarak düşülmüş. Bir soru daha Neden “Çok İvedi.” O günlerde kamuoyunun bilmediği “ivedi” bir gelişme mi vardı?
Ve son soru. Merakımızı bağışlayın, Belediye Başkanı iken hakkında rapor tutulan Tayyip Erdoğan, şimdi Başbakan. Yani bu bilgi notunu hazırlayan MİT’de bizzat kendisine bağlı. Tayyip Bey, Başbakan sıfatıyla MİT’ten kendisi hakkında tutulan dosyayı istese, ne olur? Mesela bu ilginç belge de karşısına çıkar mı?
Ecevit’in ölüm tarihi seçildi mi?
Ecevit tam 172 gün komada kaldı. Bu da çeşitli spekülasyonları beraberinde getirdi. Bu spekülasyonlar hala da devam ediyor. Bildiğiniz gibi Ecevit’in vefatı Pazar günü “resmen” açıklandı. Yani 5 Kasım’da..
10 Kasım’dan 5 gün önce, 29 Ekim’den 7 gün sonra. Yani 29 Ekim ile 10 Kasım’ın tam ortası. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı.. 10 Kasım ise Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm tarihi. Her iki günde Laik hassasiyetlerin yoğunlaştığı günler.
Ne dersiniz! Ecevit’in ölüm tarihi özellikle mi hesaplandı yoksa gerçekten tesadüf mü oldu.. Başkent kulislerinde tesadüf olmadığını düşünenler oldukça çoğunlukta..
Akbulut gibi birisi!
Cumhurbaşkanlığı tartışmalarına ilişkin soru işaretleri kafaları kurcalarken yaz aylarından kalma bir anekdot aktaralım biz size… Anekdotun, yaz aylarından kalma olduğuna bakmayın, zira gündemi oldukça taze…
Sendikacı bir ağabeyimiz AKP Grup Başkanvekillerinden biriyle Ordu-Samsun yolunda bir petrolde karşılaşmış. Petrol dediysek aynı zamanda dinlenme tesisi. Tesisin köfteci salonunda gelişen muhabbet sonunda gelmiş Cumhurbaşkanlığı seçimlerine. Bugünlerin en çok sorulan sorusu sorulmuş masada:
- “Kim olacak Cumhurbaşkanı?”
AKP’li Grup Başkanvekili Tayyip Bey’i kastederek;
- “Bizim patron olmayacak!” cevabını verir.
Meraklı sendikacı dostumuzdan bir soru daha gelir Grup Başkanvekiline:
- Peki nasıl bir Cumhurbaşkanı seçeceksiniz?
Bugünlerde de herkesin dilindeki bu soru sıradan Cumhurbaşkanlığı sorularındandır, ama Grup Başkanvekili’nin cevabı sıra dışı ve ilginç olur: -Yıldırım Akbulut gibi bir isim olacak. Patron köşke çıkınca O’nun gibi önünü ilikleyecek, selam duracak!...
Günün Fıkrası..
Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri, bir gün balonla dolaşmaya çıkar. Aksilik bu ya, pusulasını aşağıya düşürür ve kaybolur. İnmek için uygun bir yer ararken bir gökdelenin tepesinde sigara içen bir adam görür ve alçalır.
-"Pardon. Ben neredeyim acaba?" diye sorar.
- "Yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içindesin" der adam. Yönetici sinirlenir:
-"Sen mühendissin değil mi?" diye sorar.
-"Evet." der adam. "Nereden bildin?"
- "Çünkü başım belada ve sana bir soru soruyorum. Verdiğin cevap yüzde 100 doğru fakat hiç bir işime yaramıyor."
-"Sen de yöneticisin değil mi?" diye sorar Adam.
-"Evet sen nereden bildin?" –Adam "Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde kaybolmuşsun. Pusulan yok, berbat durumdasın. Fakat şimdi bu benim suçum oldu."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için 



