Mısır'da halk günlerdir sokaklarda Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'e meydan okuyor. El Cezire başta olmak üzere uluslararası televizyonlar Kahire, İskenderiye, Suveyş sokaklarından çektiği görüntülerle 'devrim ha oldu ha olacak' diye yayın yapıyor. Şu ana kadar en az 150 gösterici öldürüldü. Halk Tahrir meydanını terk etmiyor. On yıllardır süren yoksulluk, yolsuzluk, işkence, baskı, şiddet Mısır halkının canına tak etmiş.
ABD ve Avrupa'nın üç büyüğü (İngiltere-Fransa-Almanya), göstericilere karşı şiddet kullanılmaması ve demokratik reform çağrısı yapıyor. 70 yıldır Nasır'dan Sedat'a ve Mübarek'e kadar uzanan rejimin baskısı altındaki Müslüman Kardeşler itidalli davranıyor. Müslüman Kardeşler, eski Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Muhammed el Baradey'in rejimle müzakere edecek isim olarak destekleyeceğini bildirdi.
Mübarek ise göstericilerin Tunus'un eski diktatörü Zeynel Abidin Bin Ali'ye atıfta bulunarak 'Suudi Arabistan seni bekliyor" çağrısına karşı ilk hamlesini yaptı. 30 yıllık diktatörlüğünde olmayan bir şeyi gerçekleştirdi, kendisine bir Başkan Yardımcısı atadı. Atadığı isim, 30 yıl sonra atama yapması kadar ilginç ve şaşırtıcı.
Mısır'ın resmi üniformalı en büyük işkencecisi Ömer Süleyman, Mübarek tarafından Başkan Yardımcısı olarak atandı. Mısır ordusunun kıdemli bir generali olan Ömer Süleyman, Başkan Yardımcısı olmadan önce de Mübarek'in 'sağ kolu' olarak biliniyordu ve Mısır istihbaratının başındaydı. Süleyman, yılın neredeyse 6 ayını İsrail'de geçiren ve buradaki meslektaşlarıyla Müslüman Kardeşler ve HAMAS'ın nasıl pasifize (pasifize etmekten kasıt, bunların nasıl temizleneceği) edileceği konusunda fikir alışverişinde bulunan bir isim aynı zamanda.
Süleyman atandıktan hemen sonra Batı medyasında "Batı ve İsrail nezdinde saygın bir isim", "Mısırlılar arasında kredisi olan biri" diye takdim edilmeye başlandı. Süleyman'ın atanmasından sonra şimdiye kadar sessiz kalan İsrail de ABD ve Batı'ya "Mübarek'i eleştirmeyin. Mübarek Batı'nın önemli bir müttefiki" çağrısında bulundu. Batı ve İsrail nezdinde saygın bir isim olduğu muhakkak ama Süleyman'ın 'Mısırlılar arasında kredisi olan biri' olduğu özellikle seçilmiş uydurma ifadelerden başka bir şey değil. Zira bu ifadelerden anlıyoruz ki, Mısır'ın yeni diktatörü Süleyman olacak.
Mısır'da yakılan ateş yeni diktatörü yakacak mı henüz bilmiyoruz ama Ömer Süleyman'ı bundan tam 2 yıl 14 gün önce hakkında yazılmış bir makaleden tanıyalım. 20 Ocak 2009'da İsrail'in Gazze'de 1500'e yakın Filistinli çocuğu (Gazze'de neredeyse herkes çocuk, çünkü yaş ortalaması 20'inin altında) fosfor bombasıyla katlettiği 22 günlük bombardımandan bir gün sonra İsrail'in Haaretz gazetesinde Ömer Süleyman ile ilgili ilginç bir makale yayınlandı.
İsrail'in, uluslararası toplumdan ziyade daha çok Mübarek'in sağ kolu ve Mısır istihbaratının başındaki isim Ömer Süleyman'a odaklandığını yazan gazete, Süleyman'ın İsrail istihbarat yetkilileri, ordu yetkilileri, başbakan ve bakanlarca çok iyi tanındığını belirtiyordu Yossi Melman imzalı makalede. Mısır'ın resmi üniformalı en büyük işkencecisi ve yeni Devlet Başkan Yardımcısı Süleyman'ı daha iyi tanımak için Yossi Melman'a kulak verelim. Gazze bombardımanının sona ermesinin hemen arkasında Melman, 20 Ocak 2009'da Haaretz'de Süleyman için şunları yazmıştı:
"1993'te Mısır Genel İstihbarat Servisi'nin başına atandıktan sonra Süleyman İsrail gizli servisleri MOSSAD, Shin Bet ve askeri istihbarat yöneticileriyle düzenli bir ilişki içerisinde oldu. Bu bağlar (Süleyman ve İsrail istihbarat yetkilileri arasındaki bağlar) Süleyman özel hayatını paylaşacak kadar gelişmişti. Süleyman bir defasında MOSSAD'ın eski şefi Shabtai Shavit'e üç çocuğu ve bir torunu olduğunu ve bundan nasıl gurur duyduğunu anlatmıştı.
İsrailli eski bir istihbarat yetkilisine göre Süleyman'ın birincil görevi, belki de tek görevi rejimi savunmak ve Başkanı (Mübarek) korumak. 26 Haziran 1995'te bu görev test edildi. Süleyman, Mübarek'le birlikte Afrika Birliği toplantısına katılmak üzere Addis Ababa (Etiyopya'nın başkenti) havalimanından şehrin merkezine gitmek üzereyken pusuya düşürüldü. Süleyman, bir gün öncesinden Başkan'ın zırhlı Mercedes arabasının da Etiyopya'nın başkentine uçmasını istemişti. Süleyman'ın bu ısrarı Mübarek'in hayatını kurtardı ve ikili arasındaki dostluğu derinleştirdi.
Başarısız suikastten sonra Süleyman etrafındakilere hiçbir ahlaki kural tanımadan Mısır'da çok zayıf olan ve suikasti gerçekleştiren Cemaati İslamiye'ye karşı çalışmasını emretti. Radikal Müslüman örgütlerin binlerce üyesi, aileleri, yakınları tutuklandı, tutuklananların çoğu işkenceden geçirildi. Ömer Süleyman'ın demir yumruğu ve Mısır istihbaratı İslami terörizmi kısa bir sürede ortadan kaldırdı.
Mısır kamuoyu birkaç yıl öncesine kadar Süleyman'ı tanımıyordu. İstihbarat dünyasından diplomatik platforma taşındıktan sonra tanınan bir isim oldu. Kendisini ziyaret eden İsrailliler, Süleyman'ın Kahire'deki ofisinde kendisinden önceki istihbarat şeflerinin fotoğraflarının yanında kendisinin fotoğrafını da astırdığını söylüyor. Bu olağan bir durum değil ve bu durum onun mevcut işinin kendisi için hikayenin sonu olmayacağını gösteriyor. Son yıllarda (Süleyman) Mübarek'in yerine geçecek isim olarak konuşuluyor. Mübarek ise oğlu Cemal'i tercih ediyor. Ancak eğer bu duruma (Cemal'in başa geçmesi) muhalefet itirazda bulunursa, Süleyman'ın şansı artacak (ST'nin hatırlatması: Protestocuların gösterilerinden çekinen Mübarek'in oğlu Cemal Londra'ya kaçtı ve ardından Süleyman, Mübarek tarafından Devlet Başkan Yardımcılığına getirildi).
Süleyman'la tanışan herkes ondan etkileniyor. İsrailli bir istihbarat yetkilisi Süleyman ve CIA yetkilileriyle bir otelin lobisinde görüşmelerinde Süleyman'ın parmağıyla V işareti yaptığını yardımcılarının bir anda parmaklarının arasına bir puro yerleştirdiğini hatırlıyor. Şık ve zarif bir şekilde giyinen, kibar ve yumuşak konuşan Süleyman'ın İsrailli ve Amerikalı meslektaşları, onun bir başka özelliğine de şahit olmuşlar. İsrailli bir istihbarat yetkilisi İkinci İntifada'nın başlangıcında Arafat'ın onu iplemediğini anladığında Süleyman'ın onu (Arafat'ı) nasıl azarladığını hiç unutamadığını söylüyor. Süleyman'ın intikamı uzun sürmedi. 2002 yılında Savunma Kalkanı Operasyonu sırasında Arafat, Süleyman ve Mısır'dan hiç olmazsa sembolik olsa da rahatsızlığını ortaya koymasını rica etti. Süleyman buna cevap vermedi ve İsrail'in Filistin Otoritesi'ne neredeyse ortadan kalkana kadar vurmasına müsaade etti.
Süleyman, İsrailli meslektaşlarıyla toplantılarında ara vererek namaz kılacak kadar dindar bir Müslüman olmasına rağmen Müslüman Kardeşler'den nefret ediyor ve onları Mısır'a karşı en büyük tehdit görüyor. Sahip olduğu bu dünya görüşü El Kaide tutuklularının sorgulanmasında CIA'ya yardım etmesini sağladı. CIA bu sebepten dolayı (Süleyman'a) minnettar ve Mısır istihbarat servisini MOSSAD kadar önemli ve eşit şekilde müttefik görüyor.
(Süleyman'ın) Müslüman Kardeşler'in bir uzantısı olarak gördüğü HAMAS'a karşı görüşü de aynı. Buna şahit olanlardan biri de Batı ile Hizbullah ve HAMAS gibi radikal İslami örgütlerle diyalog kurmaya çalışan eski İngiliz İstihbarat yetkilisi Alastir Crooke tarafından kurulan ve uluslararası bir organizasyon olan İhtilaf Forumu Direktörü Mark Perry.
Perry, iki yıl önce Washington Araştırma Enstitüsü'nde bir konferansta kendisiyle (Süleyman'la) tanıştığını ve seçimleri kazanan HAMAS'ın Filistin Hükümeti içinde pozitif ve istikrar getirecek bir faktör olup olamayacağını sorduğunu belirtiyor. Perry, Süleyman'ın hiç tereddüt göstermeden 'Hayır. Bu insanları tanıyorum. Bunlar Müslüman Kardeşler ve değişmezler. Bu insanlar yalancı ve sadece güçten anlıyorlar' dediğini hatırlıyor.
İsrail istihbarat yetkililerine göre Süleyman Mısır ve İsrail arasındaki gas anlaşmasının arkasında olmasına rağmen iki ülke arasında bir 'Soğuk Barış' olmasından yana ve ekonomik ilişkilerin gelişmesini desteklemiyor. Gas anlaşmasından en büyük menfaati Süleyman ile yakın ilişkisi olan eski MOSSAD şefi Shabtai Shavit'in sayesinde Yossi Maiman elde etti. Çoğu İsrailli Süleyman'ın stratejik vizyonunu ve bilgeliğini takdir ediyor. Süleyman ve Mübarek HAMAS'ın Mısır'ın kapısında güçlenmesinden hoşlanmıyorlar ancak tünellerin (Gazze ve Mısır arasındaki tüneller) kapatılmasını da istemiyorlar. Bu tünelleri İslami muhalefetin Mısır yönetiminin Filistinlilere saldıran İsrail yönetimiyle işbirliği yaptığı suçlamasına karşı açık tutuyorlar. Diğer taraftan bu stratejik vizyonunu dikkate aldığımızda General Süleyman İsrail ordusu tarafından ağır bir darbe alan HAMAS için gözyaşı da dökmüyor."
İsrail'in övgüyle andığı General Ömer Süleyman artık Mısır'ın yeni diktatörü. Mübarek onu Devlet Başkanı Yardımcısı, Hava Kuvvetleri eski Komutanı Ahmet Şefik'i de Başbakan olarak atadıktan sonra bir hafta boyunca protestoculara sessiz kalan ordu da harekete geçti. Son haberlere göre ordu tüm kentlerde kontrolü ele geçirmiş. 150'ye yakın Mısırlı hayatını kaybetti ama Mısır'da diktatörlük hâlâ devam ediyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




