"Arap-Amerikan Baharı"nın ardından gelişmeler, Müslümanları heyecanlandıracak nitelikte değil tam tersine düş kırıklığına uğratacak. Müslümanlar aynı heyecanı yaşıyorlar mı, yoksa içlerine kapanıp olana bitene razı mı oluyorlar? Gerçi sekülerleşen ve hatta artık laikleşen Müslümanlar için Amerika çok da tehlikeli bir konumda değil. İktidarlarını ona borçlu olmanın bir sonucu mudur bu, olabilir. Allah insanları mihnet duygusu altında bırakmasın.
Sevgili Efendimizi, en yakın arkadaşlarından Ebu Eyyüb el-Ensari'nin kendilerine verdiği bir yemekten sonra bile onu karşılıksız bırakmamış. Ona hediyeler sunmuştur.
Mısır'da yeni anayasa yazma sürecine girilince, yer yerinden oyması gerekirken, hayır tam tersi bir kıpırdanış bile yok. Olsa bile dünya kamuoyunu heyecanlandıracak girişimler artık yok gibi. Olsa bile onları insanların gözüne sokacak bilgilendirmelerden [informe edişlerden] yoksunuz. Çünkü bu yeni durum sessiz sedasız geçiştirilmeli.
Amerika çok yakın bir dostu olan Hüsnü Mübarek'i feda ettikten sonra meydanı Müslüman kardeşlere bırakacak değil.
Yeni hükümet ordu tarafından atanmış. Bu müvazaa hükümet parlamentonun oluşmasını beklemeden anayasayı hemen yapmak istiyor. Kurulacak yüz kişilik komisyonda görev alacak üyeler üniversite öğretim görevlileri, hâkimler, sivil toplum örgütü üyelerinden oluşacak. Bunun seksen kişisini ordu belirleyecek. Ayrıca çıkarılacak olan anayasaya göre "Anayasa meşruluğunun koruyucusu" olarak ordunun konumu güçlendirilecek.
Tabii İslâmi duyarlığı olan kesimler tepki gösterse de; bu, dikkate alınmayacak. Müslüman Kardeşler: "Bu tutum halkın egemenliğine karşıdır, bu ikinci bir devrime yol açacaktır" deseler de bundan bir sonuç alınamayacağı belli. Çünkü batıcı egemen güçler, özellikle Amerika-İsrail- İngiltere üçlü ayağı buna asla izin vermez. Liberallerin adayı Baradey de buna tepki göstermiş. Önceki yazılarımızda anlattığımız gibi, Baradey yönetime gelirse İsrail ile ilişkilerini eskisinden daha sağlam olarak sürdürmek istiyor.
Mısırlı generaller yönetimi bırakma niyetinde değil, kendini sağlamak için önemli girişimlerde bulunuyor. Yönetimi sivillerin inisiyatifine asla bırakılmayacak gibi görünüyor.
Sayın Başbakan'ın Mısır'da laiklik önerisinde bulunması boşuna değil. Çünkü Türkiye üçlü ayağın bir tamamlayıcısı konumunda. Türkiye'ye önemli bir görev verilmiş. Böyle bir süreci ancak Türkiye öncülüğü ve önerisi kolaylıkla bir sonuç elde edebilir.
Diğer taraftan Mısır'a önerilen yönetim biçimi "kırk yıl önceki Türk modeli" olarak sunuluyor. Türkiye'nin geçmiş olduğu yollardan geçilecek. Gerçi Amerika'daki kimi çevreler Türkiye'de ordunun rolünün zayıflatılmasından rahatsız. AB baskısı ile kimi Amerikan çevreleri ordunun etkisiz hâle getirilmesinden memnuniyet duyuyor olsa gerek.
Zayıflatılmış bir ordu, Türkiye'nin gelecekte parçalanma sürecini kolaylaştırabilir. Doğuda Ermenistan ile ilişkiler, onları rahatlatacak bir süreç gerekmekte.
Amerika'nın Güneydoğu'da güçlü olmayan, ama bir Kürdistan devleti oluşturma hayali ve düşüncesi yeni değil.
Zaten kaç yıldır üzerinde durulan Büyük Orta Doğu projesi, İslâm dünyasının yeniden düzenlenmesi, daha etkisiz ve çok parçalı bir yapının oluşturulması, İslâm'ın daha etkisiz kılınması... Bu, yeni yapılanmayı şu sıralar hızlandırmış bulunuyor.
Çok önemli bir konumda bulunan Türkiye gibi bir ülkede İslâmî düşünce hareketi AK Parti içinde eritilmiş bulunuyor. Özellikle İsrail için tehlike olmaktan çıktılar. Milli Görüş'ün zayıflatılmasının asıl nedeni de budur. Çünkü, Türkiye'de Müslüman kesimin muhalefeti belirleyici ve etkili oluyordu. Bu hareketin içinden çekilip çıkarılan iktidar egemenlere önemli bir hizmette bulunuyor ne yazık ki. Bölgedeki yeni oluşum ancak Türkiye'nin yeni dönemi daha çok belirleyici olacak. "Ilımlı İslâm"dan "İslâmsız İslâm"a evrilme çok daha kolay olacak. Son durum budur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



