Peygamberler içinde en yüksek makam olan "Makam-ı Mahmûd" Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimize nasib olmuştur. Nasıl ki semavî kitaplar içinde en mükemmel ve mukaddes olan Kur'an-ı Kerim, kendisine nazil olmuştur. Mirâc, ALLAH Teâlâ'ya yakınlığın en üstün derecesidir. Her ne kadar Peygamberlerden bâzılarına Meleküt âleminin sırlarının gösterildiğini Kur'an-ı Kerîm haber vermişse de, cismiyle bu makamlara yükselen tek Peygamber Hz. Muhammed (S.A.V.) olmuştur. Hiçbir mukarreb melek ve mürsel nebinin ulaşamadığı bu makamlara yükselmek, her şeyi arkada bırakıp O'nun mânevi zevkine ermek için ALLAH Teâlâ'nın dâvetlisi olmak şerefi O'na nasip olmuştur. Zaman ve mekân ufkunu aşarak Meleküt âlemine yükselen ve âlemin cilvesine eren tek yaratık: O büyük insandır.
Mirac, Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimizin risaletinin umumiliği-ni ifade ve isbat eder. İlahî saltanatın mülkü durumunda olan yedi kât semada O'nun gezdirilmesi, oraların ruhanî ahalisine O'nun gösterilmesi, ALLAH Teâlâ katındaki makamının yüceliğinin izharıdır. Mahlukat içinde mükerrem kılınan insanlığın en müntehab, en seçkin ferdinin O olduğu böylece ifade edilmiştir. Bu seyahatin sonunda Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz büyük melek Cebrail (A.S.)ın dahi ulaşmaya mezun olmadığı bir yakınlığa, ilahi kurbiyete ermiş, ALLAH Teâlâ'nın cemalini görmüş, her çeşit vâsıtadan, aracıdan mücerred olarak doğrudan ilahî kelâma mazhar omuştur. Böyle bir yücelik, O'ndan başka hiçbir kimseye nasip olmamıştır ve olmayacaktır da. Biz böyle bir peygambere ümmet olmakla iftihar ediyor, bizi de Fahr-i Kâinat'a ümmet olma şerefine erdirdiği için Rabbimize şükranlarımızı, hamdlerimizi arz ediyoruz ve diyoruz ki: Biz Müslümanlar, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize bahsedilmiş olan ilâhi mesajları doğru algılayıp, hayatımıza düstur edinirsek kemâle, olgunluğa, ruhî yükselişe, manevî miraca biz de ulaşabiliriz. Yeter ki: ALLAH'a kul, habibine ümmet olalım.
Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin İsrâ gecesi beş biniti vardı. Bunlardan birincisi Beyt-i Makdis'e kadar Burak; İkincisi: Dünya semasına kadar Mirac; Üçüncüsü: Yedinci semaya kadar meleklerin kanatları; dördüncüsü Sidre-i Münteha'ya kadar Cebrail (A.S.), Cebrail'in kanadı; beşincisi: Kab-ı Kavseyn'e kadar Refref.
Gerçi ilâhi kudrete nazaran bu vasıtalara lüzum yoktur. ALLAH Teâlâ, istediğini bir anda dilediği bir yere ulaştırmaya kadirdir. Fakat bütün bunlardan maksat Resûlullah (S.A.V.) Efendimize yapılan ikramı, âyetler göstererek açıklamaktır. Çünkü:
"O'na (Muhammed'e) âyetlerimizden nice şaşkınlık verici şeylerden bazısını gösterelim diye yaptırdık." (İsra sûresi:1) âyet-i kerimesi gereğince, İsrâ'nın hikmeti: ALLAH Teâlâ'nın: Kudret ve azametine delalet eden âyetlerini, delillerini göstermesidir.
Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz; Mekke-i Mükerreme'ye dönmek üzere, Beytülmakdis Mescidi'nin kapısına bağlamış olduğu Burak'a binip Mekke-i Mükerreme'ye döndü.
Ebû Talib'in kızı Ümmühânî hatunun bildirdiğine göre: Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz; onların evinde, fecirden biraz öncesine kadar uyuyup ev halkını uyandırdı. Sabah Namazı'nı kıldı. Ev halkı da kendisiyle birlikte kıldılar. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
- Ey Ümmühânî! Senin de gördüğün gibi, şu vadi'de sizinle birlikte yatsı vakti sıraları Beytülmakdis'e gittim ve O'nun içinde namaz kıldım. Sonra da şimdi gördüğün gibi sabah namazını da sizinle kıldım!" buyurdu. Gitmek için ayağa kalktı. Ümmühânî hatun Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin Ridası'nın ucundan tuttu:
- Ey Amcamın Oğlu! Ey ALLAH'ın Peygamberi! Sana and veriyorum. Bunu halka söyleme! Onlar seni yalanlarlar ve üzerler!" dedi. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
- Vallâhi! Ben bunu onlara söyleyeceğim! buyurdu. Ümmühânî hatun, Habeşli câriyesine:
- Yazık sana! Resûlullâh (S.A.V.) Efendimizin arkasından git de, O, halka ne söylüyor; halk O'na, ne söylüyor? Göz kulak ol! dedi. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz; İsrâ ve Mirâc'ını, Kureyş müşriklerine gidip haber vereceği zaman:
- Ey Cebrâil! Kavmim beni tasdik etmezler! buyurdu. Cebrail (A.S.):
- Ebû Bekr, seni, tasdik eder. O, sıddîk'dır!" dedi. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz; Kâbe'nin Hıcr, Hatim diye anılan mahalline gidip ayakta durdu. Kureyş müşriklerine, İsrâ hâdisesini, haber verince, onlar şaştılar.
- Doğrusu! Biz, şimdiye kadar bunun gibisini hiç işitmedik! Bu, şaşılacak, inanılmayacak şey! Vallâhi! Deve Mekke'den Şam'a gidişte bir ayda, dönüşte de bir ayda sürülüp götürülür. Muhammed, bir tek gecenin içinde oraya gider de, Mekke'ye dönebilir mi?! Biz, Beytülmakdis'e devemizin ciğerlerine, böğürlerine vura vura bir ayda varırız. O, oraya bir gecenin içinde gitmiş ha!? Ey Muhammed! Buna, delilin nedir? Dediler ve yalanladılar.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



