Geçen hafta 26 kantondan oluşan İsviçre'deki her bir kantondan gelen katılımcı öğrencilerle yapılan müezzinlik yarışmasına acizane sunucu olarak davetli idim. İsviçre Türk Diyanet Vakfı ile Mimar Sinan Camii'nin birlikte organize ettiği 1. Müezzinlik ve Dini Bilgiler Yarışması seyircilerin doldurduğu salonda gün boyu heyecan düşmeden ilgiyle sürdü.
Elimdeki seyyar mikrofonla kimi zaman seyircilerin arasına girerek farklı sorularla onların da heyecanını artırarak katılımı canlı tutmak adına İsviçre'de ilk kez yapılan kültürel bir etkinlik aynı zamanda eğlenerek öğrenme güzelliğinde idi. Çoluk çocuk her yaştan izleyicinin ilgisinin diri olduğu programda çocuklardan dedelere her yaşa hitap eden kültürel bilgilerin tazelendiği, her birinin kendi tarzında okuduğu ezan ile minare yapımına karşı çıkılan bu ülkede doyasıya ezan ziyafeti ile gönüller doymuş, ruhlar şad olmuştu.
Programda benim de ilk kez tanıştığım Din İşleri Müşaviri Dr. Ahmet Akın, Mimar Sinan Camii başkanı M. Ali Coşkun, Cami Hocası Salim Selvi ve Alattin Dursun vardı.
İsviçre Çamlıcası
Zürih Havaalanı'nda bizi elinde bir demet çiçekle karşılayan küçük Talha'ya ben de yeni çıkan Kutlu Çocuk İlahileri albümümü imzalayıp mukabelede bulundum.
Meğer Talha o günkü programda sahne alan 40 kişilik ilahi çocuk korosunun da solisti imiş. Mihmandarım Yavuz Altuncu bizi ilkin sabah kahvaltısı için Zürih'e panoramik bakışı çok geniş, en yüksek tepesindeki kafeteryaya götürdü. Zürih'i buradan tarassut ederken aklıma Yahya Kemal'in 'sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul' mısraısı geldi. İsviçre doğumlu ama aslen Trabzonlu olan Yavuz Altuncu kardeşimiz Zürih'te ilkokulu gazetelere çıkacak denli İsviçre çapında birincilikle bitirdikten sonra babası hassasiyet göstererek hafızlık yapması için İsmailağa'ya gönderir. Kırık Türkçesi ile burada zor günler geçirse de ulum-u diniyyede altyapısı oluştuktan sonra tekrar ailesinin yanına İsviçre'ye yerleşir. Yavuz'un kızkardeşi de başörtüsü mağduru olarak İstanbul'da tıp fakültesinden ayrılınca Viyana'ya geçer ve orada yine aynı branşa girerek bu kez orayı birincilikle bitirir. Basel'e yerleşir. Yavuz cemiyetçilikte ve ticarette hizmetine devam ederken eşi Hulya hanım da Kadıköy İmam Hatip mezuniyeti birikimi ile burada kadınlar kolu başkanı olarak sohbetlere ve hanımların organizasyonunda hizmete koşmakta.
Rabbim de bu gayretlerine karşılık onlara verdiği Talha ve Etka hayırlı evlatları ilahi lütfun tecellisi olmakta onlara. Yavuz'la vedalaşırken kendisine 'eğer' dedim, 'Allah(c.c.) bir daha tv gezi programı yapmayı nasip ederse İsviçre'yi bu denli tanıyan senden başka bir rehberim olmaz.'


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



