Çözüm: "Erbakan, 1994, Bingöl: Bu ülkede hangi kökensin diye kimse kimseye sormazdı; çünkü, hepsi Müslüman evladı, hepsi Müslüman kardeşiydi. Onun için İlaç budur."(1)
Parlamento içi siyasette Kavmiyetçi akımlara ve Kürt sorununa karşı en köklü ve kalıcı çözüm önerisini getiren Milli Görüş hareketidir. Milli Görüş hareketi sorunu, Teşhis ve Tedavi şeklinde iki aşamalı bir sorun olarak ele almıştır. Teşhisin gerçekçi olması için 'konunun tabu olmaktan çıkarılması' ve her meselenin tartışılabilmesi gerektiğini dile getirerek meseleyi, 1- Terör meselesi, 2- Kürt Meselesi, 3- Güneydoğu Meselesi olmak üzere üç boyutlu olarak ele alınması gerektiğini belirtmiştir. Milli Görüş hareketine göre böyle bir meselenin ortaya çıkmasının sebebi, 'asimilasyoncu', 'materyalist', 'Irkçı politikalar', 'taklitçi zihniyetler', 'yabancılaştırma hareketi', 'sömürü düzeni' ve tahakküm düzenidir'.
Burada Milli Görüş hareketinin Kürt sorununa getirdiği çözüm ele alınacaktır.
Federasyon veya ayrı devlet kurmak çözüm değil çözümsüzlüktür, kaostur
Milli Görüş hareketi Kürt sorununun çözümü için birliği savunmakta, parçalanmaya neden olabilecek 'ayrı bir devlet' ve 'Fedaratif yapıya' şiddetle karşı çıkmaktadır. Böyle bir bölünme, ayrışma sorunu kangren haline getirir, büyük bir iç göçe neden olur, İslam birliğinin Türkiye öncülüğünde kurulmasını engeller ve sadece dış güçlerin işine yarar:
"Şüphesiz ki çözüm, yeni milli devletler kurmak, yeni parçalar ihdas etmek değil, parçaları birleştirmek, yeni ve ırkçılığa dayanmayan, büyük bir bütüne doğru yol almaktır. Bir bütün içinde hep beraber saadet bulmaktır.
Nitekim çok açıktır ki Kürt meselesinin çözümünde ne 'federasyon' ve ne de 'ayrı devlet' asla kimseye fayda getirmez, saadet getirmez ve bir çözüm sağlamaz. Çünkü;
1. Güneydoğudan daha çok Kürt kardeşimiz Türkiye'nin diğer bölgelerinde yaşamaktadır. Böyle bir ayırım göçe zorlar. Kimseye saadet getirmez.
2. Batılılar ve bütün ülkeler aralarındaki sınırları kaldırıp tek bir devlet ve topluluk olmak için adım atarken, dış güçler bizi sömürmek ve ezmek için bölmek istiyorlar. Onların bu emellerine alet olmak sadece felaket getirir.
3. Güneydoğudaki Kürt kardeşlerimizin Adana'ya, Mersin'e, İzmir'e, İstanbul'a pasaport ve vize ile gitmeleri gerekirse bundan kimin eline ne geçer.
4. Ateist ve komünist rejimlerin zulmü altında aç, işsiz, Bengaldeş'ten daha geri bir topluluğa dönüşmek kime ne saadet getirir.
5. Bugün yeryüzünde ki bütün insanlığın saadeti 'Kuvveti değil, hakkı üstün tutan' zihniyetin kuvvetlenmesi ve korunması ile mümkündür. Bu maksatla İslam birliğinin kurulması görevi Türkiye'nin öncülüğünü gerektirmektedir. Bu görevi yapacak bir Türkiye'nin ise küçülmüş, bölünmüş değil, bütün, sağlam ve güçlü bir Türkiye olması gerekmektedir.
Dış güçlerin oyunlarına aldanıp, onların planlarına hizmet ederek, Türkiye'mizi bölmeye ve parçalamaya çalışmak, sadece Türkiye'de 60 milyon insana değil, yeryüzünde ki bütün Müslümanlara ve insanlığa en büyük kötülüğü yapmak demektir."(2)
Yukarıda dikkat çekilen önemli noktalardan biri, Güneydoğuda yaşayanlardan çok daha fazla bir Kürt nüfusun Türkiye'nin dört bir tarafına dağılmış olmalarıdır. En az bunun kadar önemli bir olgu da, Kürtlerle Türkler arasında, tahmin edilen, iki milyon civarında bir evliliğin var olmasıdır. Bu evliliklerden oluşmuş bir ailenin ortalama 4 kişiden müteşekkil olduğunu düşünürsek yaklaşık 8 milyon insan var demektir. Herhangi bir ayrışmanın bu aileler üzerinde yapacağı tahribatın boyutu çok yüksek olacaktır.
Sorunun çözümü için yol haritası
Bölünmeye götürecek her türlü çözüme karşı çıkan milli görüş hareketi için çözüm, terör ya da askeri operasyonlar veya asimilasyon politikaları da değildir. Kürt sorunun çözümü için bir yol haritası önermekte ve temel bazı ilkeler ortaya koymaktadır:
1. Teklif edilecek herhangi bir çözüm bölgenin tarihi ve sosyal gerçeklerine uygun olmalıdır. Tarihen biliyoruz ki Kürtlerin de bir parçası olduğu bölgemiz büyük devletler ve imparatorluklar tarafından idare edilmiştir. Şüphesiz ki Kürtler de bu bölgenin, İslam coğrafyası ve İslam dünyasının şerefli bir kavmidir. Elitlerinden bir bölümü, Avrupa, Amerika veya başka bir güce eğilim gösterseler bile, Kürt halkının kalbi İslam dünyasında atar. Bundan hareketle bölgesel her çözüm, İslam faktörünü göz önüne almadan tasarlanamaz ve yaşama şansı bulamaz.
Biz Kardeşler arasında tesis edilecek hukuki eşitlik ve işbirliğinin Kürt meselesinde tatminkâr bir çözüm getireceğini ve bunun bölgenin iktisadi, beşeri ve sosyal entegrasyonu yolunda önemli bir adim teşkil edeceğini düşünüyoruz.
2. Elbette Kürt kardeşlerimizin tabii hakları var. Kendi dilleriyle konuşmaları, medyayı kullanmaları, eğitim yapmaları onların tabii haklarıdır ve zaten tarih boyunca bu haklarını kullanmışlardır. Ancak, son 70 yılda izlenen milliyetçi, materyalist ve ırkçı politikalar problem yaratmış ve problemi ağırlaştırmıştır.
3- Öyleyse yapılacak iş; Ülkemizin 60 milyon insanını birbirinin, şerefli kardeşi sayan ve herkese insan hakkı, inandığı gibi yaşama hakkı, hatta inancına uygun hukuk sistemi seçme hakkı veren Adil Düzen'i Medeni insanlar olarak, kan dökmeden, barış yoluyla, elbirliği ile kurmak meselenin çözümünün ana unsurudur.
4- Adil Düzen kurulduğunda bütün ülke fertlerinin, insan hakları ve saadetleri teminat altına alınmış olacak, Ezen ve ezilen düzeni ortadan kalkacak Ülkedeki herkesin bu meyanda Müslümanların dini inançları ve inancına uygun yaşama hakları teessüs edecek. Böylece Müslümanların arasında ki şerefli kardeşlik ve içten gelen muhabbet bağı yeniden teessüs edecektir.
5- Ülkenin birliği kesinlikle teminat altına alındıktan sonra, ülke evlatları arasında ırk ayırımı yapılmadan muhabbet ve kardeşlik bağları teşkil edildikten sonra ve ülkede Adil Düzen kurulduktan sonra, herkesin dilediği dilde konuşması, dilediği dilde yayın yapması, eğitim yapması en tabii hakkıdır.
Bu ülkeye sadece kültür zenginliği getirir."(2)
Yukarıda ifade edilenleri aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
1- Herhangi bir çözüm bölgenin tarihi ve sosyal gerçeklerine uygun olmalıdır.
2- Kürt sorunu tabu olmaktan çıkarılmalı tüm çözüm şekilleri tartışılabilmelidir.
3- Bölgesel her çözüm, İslam faktörünü göz önüne almadan tasarlanamaz ve yaşama şansı bulamaz.
4- Kürt halkının kalbi İslam dünyasında atar.
5- Avrupa, Amerika veya başka bir güce eğilim gösteren elitlerle, yapılarla dini hassasiyeti yüksek Kürt halkını aynı havuza koymamak gerekir.
6- Avrupa ve Amerika kendi içlerinde bütünleşmeyi savunurken İslam coğrafyasında ayrılıkları teşvik etmeleri yeni bir sömürü hareketinin işaretleridir.
7- İslam coğrafyası ancak Türkiye'nin önderliğinde bir ve bütün olabilir. O nedenle Türkiye'nin ayrışması savunulamaz ve buna müsaade edilemez.
8- Kürt sorunu ne şiddet ve terörle ve ne de zora ki asimilasyon politikalarıyla çözülemez.
9- Kürtlerin kendi dilleriyle konuşmaları, medyayı kullanmaları, eğitim yapmaları onların tabii haklarıdır.
10- En köklü çözüm için Türkiye'de Adil Düzenin Kurulması şarttır.
11- Adil Düzen'de, herkesin dilediği dilde konuşması, dilediği dilde yayın yapması, eğitim yapması ve inandığı gibi yaşaması, hatta inancına uygun hukuk sistemini seçmesi en tabii hakkıdır.
Türkiye'nin kimlik inşasında altı ortak payda
Milli Görüş hareketi, etnik kimlikleri 49 Hucurat 13 ayetinde, farklı renk ve dilleri 30 Rum 22 ayetinde de ifade edildiği şekilde Allah'ın ayetleri olarak görmekte ve kavimlerin birbirlerine karşı soy, renk ve dilden dolayı herhangi bir üstünlüğe sahip olabileceklerini kabul etmemektedir. Ayrıca soy, renk, dil asimilasyonunu, ırkçılık olarak kabul edip karşı çıkmaktadır:
"Erbakan: Irkçılığın her türlüsüne karşıyız. Çünkü bu milletin inancı, tarihi ve medeniyet değerleri içerisinde ırkçılık, herhangi bir grubun ve /veya ırkın diğerine karşı tekebbürü asla yer bulmamıştır."(3)
Milli Görüş'ün eskinin Ortak Pazar'ına günümüzün Avrupa Birliği'ne karşı çıkmasının bir nedeni de, Türk kimliğinin kaybolma tehlikesidir."(4)
Milli Görüş hareketinde millet kimliğinde Türkiye'nin etnik yapısı ve inanç fotoğrafı göz önüne alınarak beş ortak payda (İslam, ortak tarih, ortak coğrafya, ortak kültür medeniyet, kader birliği ve akrabalık ilişkisi) seçilmiştir:
"Erbakan: Hepimiz ayni medeniyetin varisleri, ayni inancın ve ortak coğrafyanın çocuklarıyız. İmparatorluk mirasına sahibiz ve bu mirası hep beraber taşıyoruz."(3)
Milli görüş hareketi, Müslüman halklar için en önemli birleştirici, bütünleştirici ortak paydanın İslam olduğunu her vesile ile dile getirmiştir/getirmektedir. Milli Görüş lideri rahmetli Erbakan'ın değişik vesilelerle bunu ısrarla seslendirmiştir (5, 6). Erbakan'ın 1994, Bingöl konuşmasında Müslümanlığı, en önemli ilaç olarak sunması bu nedenledir.(1)
Millet kimliğinin inşasında Müslümanlığın yanı sıra, ortak tarih, coğrafya, medeniyeti ve kader birliği, özellikle Türklerle Kürtler arasında çok önemli ortak paydalardır:
"Bakın 1071'de Alparslan Bizans'a karşı savaş açarken Kürt kardeşlerimiz ona on bin asker verdi. Çünkü onlarda Anadolu'nun Müslümanlaşmasını istiyordu. O zaman ne Türklerin Türkçülük, ne Kürtlerin Kürtçülük iddiası vardı. Tarih boyunca savaşlarda en büyük destek Kürtlerden alındı. Ve yine asırlar boyu aynı inancın kardeşleri olarak siperde vücutlarını birbirlerine kalkan ettiler. Bu asrın başlarında Musul'da toplanan Kürt aşiretleri Osmanlı halifesinin yanında savaşmaya karar verdiler. Ve Sevr anlaşmasını yırttılar. Öyle ki Kürtlerin Osmanlı'ya karşı savaşmak için görüşmeye gelen İngiliz valisine, Kürt lideri Şeyh Mahmut el- Berzenci elini uzatmadı. Ve 'Müslümanların halifesine savaş açan bir ülkenin valisinin eli necistir.' dedi. Adıyaman'da Bedir Ağa kendisini isyana teşvik etmek için altın yüklü katırlarla gelen İngiliz görevlisine 'Ben halifeye isyan etmem' dedi. Kendisini altınlarıyla beraber huzurundan kovdu. Aynı İngiliz görevlisi Van'daki Kürt aşiret reislerini ziyaret ettiği zaman onlarda aynı sözlerle kendisini kovdular.
"Sorarım size, asırlar boyu tek vücut olarak yaşadığımız halde ne oldu da bu husumet ortaya cıktı? Niçin bu kanlar akıyor?"
"...Asırlarca şerefli tarihimiz boyunca hep bir ve beraber olduk, bütün savaşlarımızı el birliği ile tek kalp, tek bir vücut olarak hep beraber yaptık." (2)
SONUÇ: Çok hukuklu Adil Düzen
Bu ülkede toplumsal yapı, ana hatları ile; 1- Müslümanlar, 2- Gayri Müslimler, 3- Seküler- Laik- Ateist olanlardan meydana gelmiştir. Bütün çeşitlilikleri koruyacak ortak payda/paydalar bulunmalıdır. Yukarıda ifade edilen altı ortak payda, bu ülkede ki halkın kahır ekseriyetinin ihtiyacına cevap vermektedir. O nedenle bu kesim için üst kimlik İslam'dır. 2. ve 3. kesimleri de ihtiva edecek bir üst kimlik ise, Türkiyelilik ortak paydası etrafında çok dilli ve çok hukuklu bir sistem ile inşa edilebilir.
Bu yol, Hz. Peygamberin Medine Devleti'ni kurarken oluşturduğu Medine anayasasında benimsediği yol olup asırlar boyu İslam ülkelerinde uygulanmıştır (7). Medine anayasası ya da Vesikasında farklı din ve kavimlerden olan insanların birlikte bağlı kalacakları, ortak payda kabul edecekleri bir sözleşme metni çerçevesinde bir üst kimlik inşa edilmiştir.
Milli Görüş hareketi, çok kavimli, çok dinli, çok dilli ve çok hukuklu bir toplumsal yapıyı öngörmekte; çok kültürlülüğü zenginlik olarak kabul etmektedir. Medine sözleşmesinde öngörülen kimlik inşası yaklaşımını, bir çözüm yolu olarak bu gün Türkiye için önermektedir.
Kimlik krizi zorla, baskı ile şiddetle ya da korku ile tedavi edilmesi mümkün değildir. Bunu yolu, bireylerin ikna edilmesi, kalp ve gönüllerinin fethedilmesidir. Dağa taşa 'Ne mutlu Türküm diyene' yazmakla bir Kürt Türk olmamaktadır. Asabiyete/Kavmiyetçiliğe neden olacak her şeye birlikte karşı çıkılmalıdır. Her tarafa yazılan ''Ne mutlu Türküm diyene' yazıları ve her sabah öğrencilere yaptırılan 'Türküm Doğruyum Çalışkanım' yemini ve benzerleri kaldırılmalıdır. Günübirlik politikalarla değil Yüzyıllık politikalarla uğraşmalıyız.
Ne Türk kavmiyetçiliği ne de Kürt kavmiyetçiliği haklıdır. Bir mümin her ikisine eşit mesafede durmayı bilmelidir. Kınayıcının kınamasından korkulmamalıdır. Hakkın, doğrunun yanında olunmalıdır. Zulmün her çeşidine karşı çıkıp adaletin inşası için mücadele edilmeli ve bu uğurda dayanışma içerisinde bulunulmalıdır:
"Ey iman edenler, ...bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah'tan korkup-sakının. Gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır."(5 Maide 2)
KAYNAKLAR
1- Akın, K., Olay Adam Erbakan, Birey Yayıncılık, İstanbul, 2000, S:105-122
2- Erbakan, N., Refah Partisi 4. Büyük Kongresi Açış Konuşması, 1993.
3- Kurtulmuş N., Barış ve Kardeşlik için Gönüllü Birliktelik, 20 Ağustos 2009 Diyarbakır basın Toplantısı,
4- Erbakan N., Milli Görüş, Dergah Yayınları, İstanbul, 1975 s: 260.
5- Erbakan N., Milli Görüş, Dergah Yayınları, İstanbul, 1975 s: 17-40
6- Erbakan N., Türkiye'nin Temel Meseleleri, Rehber Yayınları, Ankara, 1991, S: 81.
7- Bulaç A., Modern Ulus devlet, İz yayıncılık, İstanbul, 1995 S: 259-260.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



