Bismillahirrahmanirrahim
Âlemleri yaratan, yaşatan, yöneten Rabbimize hamd, her şeyi tanzim edici, âlemlere rahmet Peygamberimize salât ve selam olsun.
Akıl ve İslam Allah'ın insanlara bahşettiği en önemli iki nimettir. Dünya ve ahiret saadetimiz için hem akıl hem de İslam gereklidir. İslamsız akıl bir işe yaramadığı gibi akıl olmadan da İslam'ı yaşamak imkânı yoktur. Çünkü insanın İslam ile mükellef ve sorumlu olması akıl iledir.
Akıl eserden müessire ulaşma kabiliyetidir. Akıllı olmak işin sonunu görebilmektir. Yaptığın işin seni cehenneme mi, cennete mi götüreceğini kestirebilmektir.
Akıllı insan ahiretini düşünerek dünyasını İslam ile tanzim eden kimsedir.
Allah (c.c) bu dünya hayatını biz kullarını imtihan etmek için yaratmıştır.
Allah (c.c) bu imtihanı bir HAK- BATIL mücadelesi şeklinde tanzim etmiştir. Birtakım yorumlarla bu gerçeği ortadan kaldırmaya kimsenin gücü yetmez.
HAK İslam'dır. BATIL ise bugün Irkçı Emperyalizmdir. Asrımızda HAK- BATIL mücadelesi HAK'KI temsil eden Milli Görüş ile BATILI temsil eden Siyonizm, Siyonist Hıristiyanlar ve bunların işbirlikçileri arasında geçmektedir.
Osmanlının yıkılması ve hilafetin TBMM'nın şahsı manevisinde mündemiç hale getirilmesinden sonra İslam âlemi ümmet olma vasfını kaybetmiş ve yaklaşık 55 parçaya bölünerek birlikte hareket etmeleri de engellenmiştir. Dağılan İslam birliğinin yeniden inşa edilmesi ve yeni bir dünyanın kurulması için bir aksiyonun ortaya konulması Müslümanlık inanışının gereği idi. Bu inanışın gereği olarak İslam coğrafyasında birçok şuurlu hareketler ortaya çıkmış ve Hakkın hâkim Batılın zail olması için cihad etmişler ve etmektedirler.
Yiğit düştüğü yerden ayağa kalkar.
Irkçı Emperyalizm Büyük İsrail'i kurulmak için önce Avrupa'yı Martin LUTHER ile emellerine hizmet eder hale getirmiştir. Bundan sonra Osmanlıya yönelmiştir. Önce cennetmekân II. Abdülhamid'e gelip para karşılığında Filistin topraklarını satın almak istemiştir. Sultan "şehit kanıyla sulanan topraklar parayla satılmaz" diyerek bu talebi reddetmiştir. Bunun üzerine 1897 yılında Basel Konferansını toplamıştır. Bu konferansın sonunda şu üç karar alınmıştır.
1. Sultan II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi,
2. Osmanlı Devletinin yıkılması
3. 100 yıl içinde Müslümanlığın ortadan kaldırılması.
Alınan bu kararları uygulamak üzere İtalya'lı Haham Emanuel Karasu görevlendirilmiştir. Emanuel Karasu, ön hazırlıklarını yaptıktan sora Selanik'e yerleşmiş, burada "İttihat ve Terakki" derneğini kurmuş ve mason localarını açmıştır. Sultan Hamid'in 1878'de kapatmış olduğu Meclisin 1908'de yeniden açılmasını sağlamış, bu meclise Selanik milletvekili olarak girmiştir. 1909'da bu meclisten Sultan'ın hal edilmesi kararını çıkarmayı başarmıştır.
İkinci adım olarak Osmanlı gereksiz bir şekilde 1. Dünya Savaşına sokulmuştur. Çanakkale Savaşını kazanmış olmasına rağmen diğer cephelerde yorgun düşmüş ve 10 Ağustos 1920'de Sevr'i imzalamak zorunda kalmıştır. Osmanlı yıkılmış ve Anadolu toprakları işgal edilmiştir. Sevr temelde Büyük İsrail projesidir.
Kahramanmaraş'ta Sütçü İmam ve Rıdvan Hoca, Balıkesir de H. Basri Çantay ve Fehmi Çıkrıkçı gibi Milli kahramanların gayretiyle milletimiz, düşmanı bu topraklardan kovmuştur.
Gayesine yaptığı savaşlarla ulaşamayan Irkçı Emperyalizm strateji değişikliğine gitmiş, Anadolu'yu sanal işgal yoluyla ele geçirerek hedefine ulaşmayı kararlaştırmıştır. Artık sahnede Mısır Hahamı Hayım Nahum vardır.
Hayım Nahum 24 Temmuz 1923 tarihinde batılıları Lozan'ı imzalamaya ikna etmiştir. Fakat Irkça Emperyalizm imzalanan bu anlaşma ile Sevr'den vazgeçmiş değildir. Bu düşünce ile ABD hiçbir zaman Lozan'ı imzalamamıştır.
Lozan ile elde edilen bu süreçte Hayım Nahum doktrini yürütülecek, Türkiye yumuşak lokma yapılacak, parçalanacak, yutulacak ve Büyük İsrail'e vilayet yapılacaktır. Bu doktrinine göre gerçekleştirilecek 7 hedef şudur.
1. Türkiye insanının aç bırakılması,
2. Türkiye insanının işsiz bırakılması,
3. Türkiye'nin borca esir edilmesi,
4. Halkın dininden ve inancından uzaklaştırılması,
5. Türkiye'nin bölünmesi,
6. Bölünüp parçalanıp yumuşak lokma yapılması,
7. Bu lokmaların İsrail'e vilayet yapılması
Şuurlu bir bakışla ülkemizde yürütülen icraatlara baktığımızda, bu planın kesin etkisini görmekteyiz.
Müslümanlığın koruyucusu Allah (c.c)'tır. Irkçı Emperyalizmin gücü zahiridir. Gerçekte kudret ve kuvvet sahibi yalnızca Allah'tır. Mülk Allah'ındır. Ve Allah mülkü olan yeryüzüne salih kullarını varis kılmıştır. "Muhakkak Zikir (Tevrat) den sonra Zebur'da da: "Yeryüzüne salih kullarım varis olacaktır' diye yazdık." (Enbiya: 105) Allah'ın salih kulları Müslümanlar, O'nun yeryüzündeki halifesi olarak rızası olan İslam'ı yürütmenin mükellefidirler.
Milletimizin inanan şuurlu evlatları Irkçı Emperyalizmin bilinen bu planlarına karşı bir direniş hareketi olarak 1969 yılında Konya'dan başlatılan Milli Görüş hareketi bu inanç ile başlatılmıştır. Bu inancı biz Milli Görüşün ilk partisi olan Milli Nizam Partisinin kuruluş beyannamesinde görmekteyiz. "Aziz Milletimiz! Bugün, daima Hakk'a bağlılıkta, Hakk'ı tutmakta, iyiyi destekleyici, kötüyü men edici hüviyetiyle insanlık tarihinin en ulvi mahreki üzerinde yürüyen Büyük Milletimizin, çeşitli tesirlerle kendi yolundan saptırılması gayretlerinin hüküm sürdüğü oldukça uzun bir devreden sonra, yeniden ulvi ve şanlı tarihi yörüngesi üzerine oturtulması için füzelerin ateşlendiği gündür. Milli Nizam Partisi; Milletimizi karışık ve karanlık devrelerden sonra aydınlığa götürecek, onu parlak tarihi yörüngesi üzerine yeniden oturtmak için, ateşlenen güçlü füzedir. Bugün bu füzenin ateşlendiği gündür. Bugün, bu mutlu gündür. Bütün milletimize uğurlu ve hayırlı olsun; ey daima Hakk'ı tutmak, iyiyi sağlamak ve kötüyü men etmek yolunda bulunmak üzere seçilmiş mümtaz ve Aziz Milletimiz!"
Bu metin dikkatlice okunduğunda Milli Görüş hareketinin Irkçı Emperyalizmin dünyada ve ülkemizde yürütmeye çalıştığı ifsat çalışmalarını engellemek ve yeni bir saadet dünyasını kurmak için başlatılmış bir cihad hareketi olduğu görülecektir.
Milli Görüş hareketini başlatan, liderliği yapan ve kınayanın kınamasına aldırmadan vefatına kadar cihadına devam eden ERBAKAN hocamız, verdiği bütün eğitim seminerlerinde, İslamsız saadetin olamayacağını, Müslümanlık şuurunu, İslam'ın bir aksiyon ibadeti olan CİHAD farzının bilinip eda edilmesinin yaratılış gayemiz olduğunu anlatarak ömrünü geçirmiştir.
Erbakan hocamız insanın dünya hayatını hep İMAN ve CİHAD olarak tanımlamıştır. Cihad şuuruna sahip olmak önemlidir, saadete cihatsız ulaşılamaz.
Cihad: Allah'ın rızası olan İslam'ın dünya hayatımızda fert, toplum ve kurum olarak yaşanılır hale gelmesi için tüm gücümüzle çalışma mecburiyetidir. Rabbimiz "Fitne (zulüm, küfür, şirk) kalmayıncaya ve (yaşanan) dinin tamamı Allah'ın dini oluncaya kadar onlarla harp edin..." (Enfal: 39) ayeti ile bu farzı eda etmemizi bizlere emretmiştir.
İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır. Milli Görüş harekâtı ilk günden günümüze bir milletin uyanışına sebep olmuş ve insanlığa çok büyük hizmetler yapmış, yapmaya da devam edecektir.
HAK- BATIL mücadelesi şeklinde tanzim edilmiş dünya imtihanımızı ancak Milli Görüşe dâhil olup birlikte cihad ederek kazanabiliriz. Zira anlayan akıl için Milli Görüş tek çaredir.
Erbakan hocamızın şu sözü bütün Milli Görüşçüleri yeniden şahlandıracak etkiye sahiptir: "Batılda zirvede olmaktansa, Hakta ve hakikatte zerre olmayı tercih ederim."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



