Ne Cumhurbaşkanlığı tartışmaları, ne de iktidar-ana muhalefet arasındaki ağız dalaşı geçim derdine düşmüş vatandaşı zerre kadar ilgilendirmiyor.
Hele de AKP ve yandaş medyanın seçim atmosferine girildiği süreçte; ‘Türk ekonomisi tarihi rekor kırdı, şöyle büyüdü, böyle büyüdü ve kişi başına (!) milli gelir 5 bin doları geçti’ safsatası hiç mi hiç ilgilendirmiyor.
Artık vatandaş, kendisini büyülü (!) rakamlarla aldatma gayretine girmiş bulunanlara, ‘IMF şunu istiyor, bunu istiyor. O günler geride kaldı. IMF desin veya demesin, İşimize gelirse yapacağız, gelmezse yapmayacağız’ diyenlere ‘hadi ordan!’ diyor…
Nasıl demesin ki!
Enflasyon yüzde 10 civarında (!) iken, bankaların aldığı yıllık faiz yüzde 85’e çıkmış, kimse sesini çıkarmamış.
İhracat artmış ama dış ticaret açığı 52 milyar dolara tırmanmış, kimse sesini çıkarmamış.
İç ve dış borçlar 4 yılda 245 milyar dolardan 365 milyar dolara çıkmış, kimse sesini çıkarmamış.
Cari açık dünya rekoru kırarak yüzde 10’un üzerine çıkmış, son 4 yılda 76 milyar doları bulmuş, kimse sesini çıkarmamış.
Dış kaynaklı tehditlerde kullanılan sıcak para miktarı 66 milyar dolara yükselmiş, kimse sesini çıkarmamış.
Dolandırıcılık olaylarında yüzde 69, kalpazanlıkta yüzde 170, hırsızlıkta yüzde 90 artışlar meydana gelmiş, kimse sesini çıkarmamış.
ASO Başkanı Zafer Çağlayan’ın bile ‘uzaylı olsa geçinemez’ dediği asgari ücret 403 YTL olmuş, çalışan sayısı toplam çalışanların yüzde 60’ını geçmiş, kimse sesini çıkarmamış.
Kamuda çalışanlar 700–900 YTL almış, geçinememiş; çocuğunun eğitim masrafını, sağlık giderlerini karşılayamamış, kimse sesini çıkarmamış.
Sadece işçiler değil sanayici de kan ağlamış, vergi ve enerji yüklerinden dolayı ülke dışına kaçmış, kimse sesini çıkarmamış.
İşsiz nüfusa 2 milyon kişi eklenmiş, kimse sesini çıkarmamış.
Vatandaşın bankalara ödeyemediği borçlar 4 yıl öncesine göre 12 kat artarak 71 katrilyon lira sınırının üzerine çıkmış, 2002’de 38 bin olan kesinleşen icra sayısı geçen yıl 543 bini bulmuş, kimse sesini çıkarmamış.
Ama kişi başına milli gelir 5 bin doların üzerine çıkmış; nasıl olmuşsa!
Yukarıda sıraladıklarımız devletin resmi rakamları… Şaka değil, gerçekler…
Ama devleti yönetenler, “Türkiye iyi yolda. Ekonomi iyi. Her şey güllük gülistanlık” demeye devam ediyor ve vatandaştan bir de ‘alkış’ bekliyor.
Valla çok beklerler; sanal rakamlarla halkı yanıltmaya çaba gösterenlerin miadı artık dolmuştur.
Gerçekler o kadar çıplak ki, bu milletin, uydurma hesaplama yöntemleriyle, 80 yıldır bu ülkede zevki sefa içinde günlerini gün edenlerin gelirlerini, yoksul ve işsizlerin de dâhil olduğu 70 milyonun geliri olarak sunanların bu kirli bilgilerini dikkate alması mümkün değildir.
Nitekim GSMH içinde inşaat sektörünün yüzde 19,4 oranı ile önemli bir yer tutması kimin ekonomisinin büyüdüğünü ortaya koymaktadır.
Ve orta sınıfı çökerten, rantiyeye ise hortumları uzatan bu hileli oyuna önlerine konulacak sandıkta son vereceklerine olan inancımız da tamdır.
Çünkü bu ülkede kişi başına milli gelir 5 bin 477 dolar olsaydı, işsizliğin, yoksulluğun ve açlığın azalması gerektiğini onlar çok iyi biliyor; bilmekten öte bizzat yaşıyor.
O halde başka söze gerek var mı?
Yazıya son noktayı koyarken, sizleri Türkiye’yi yönetenlerin nasıl bir ruh hali içinde oldukları anlatan bir fıkra ile baş başa bırakmak istiyorum:
ABD Başkanı, İngiltere Başbakanı ve Türkiye Başbakanı, bir gün, bir toplantıda bir araya gelmişler. Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler? Önce ABD Başkanı’na sormuşlar;
“ABD’de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para veriyorsunuz?”
Başkan cevap vermiş;
“Ben, memura en az 2 bin dolar veririm. 1000 doları ile geçinirler. Geri kalan 1000 doları ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam!..”
Gazeteci, aynı soruyu İngiltere Başbakanı’na da sormuş. O da;
“Ben, memuruma 3 bin sterlin veririm. Geçinmesi için 2 bin sterlin yeterli. Artan 1000 sterlini ne yapar, nerede harcarlar, beni hiç ilgilendirmez!” demiş.
Gazeteci son olarak bizim Başbakan’a sormuş;
“Türkiye’de bir memurun geçim standardı nedir? Kaç para ile geçinebilirler? Siz kaç para veriyorsunuz?”
“Valla, Türkiye’de bir memurun geçinebilmesi için en az 1500 YTL lazım. Ama ben 800 YTL veriyorum! Geri kalan 700 YTL’ yi nereden bulurlar, nasıl geçinirler, bu beni ilgilendirmiyor!”


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



