12 Ocak 1972'de yayın hayatına başlayan Milli Gazete, 40 yılını yüz akıyla tamamlamış ve 41. hizmet yılına başlamış bulunmaktadır. Milli Gazete bu süre içinde doğru haberin adresi olmuş, mazlum ve mağdurların gür sesi olma anlayışıyla yayın yapmıştır. Son yüzyılın en hakkı yenilmiş insanları durumundaki müslümanların yanında yer almıştır. Şer odaklarına boyun eğmemiş, milletimizin değerlerine aykırı reklam ve ilanlardan uzak durmuştur. Hiç zikzag yapmamış, 40 senedir çizgisinde sağlam bir duruş ortaya koymuştur. Özgürlük ve dirilişin kapılarını aralamış, bu konuda hiç bir baskıya boyun eğmemiştir. Bu yüzden, Milli Gazete'nin asıl sahibi halktır, milletimizdir. Milli Gazete bir okuldur ve bu okuldan yüz binlerce insan yetişmiştir. Şahsen ben 40 senedir Milli Gazete'den çok şey öğrendim.
Milli Gazete, 40 yıllık mücadelesini, milletimizin değerlerine büyük ölçüde yabancılaşmış bir medya anlayışının hakim olduğu bir atmosferde vermiştir. İfsat edici medya görüntüsünün ülkemizi kasıp kavurduğu bir ortamda verilen bu onurlu mücadeleyi ne kadar takdir etsek azdır.
***
Günümüz medyasının durumunu ortaya koyması açısından iki örnek vermek istiyorum: Önce, yarım asrını medya sektörüne vermiş bulunan duayen gazetecilerden Mehmet Şevket Eygi'nin şu sözlerine kulak verelim: "Büyük medyada geçerli olan unsurlar ve değerler şunlar: Bol miktarda kalitesiz heyecan. Merak, kavga, gürültü, polemik. Dedi kodu. Raiting ve tiraj. Seks, fuhuş, çıplaklık ve müstehcenlik. Medyamız hep neticelerden bahsediyor, sebeplere inmiyor." (Milli Gazete, 14. 10. 2011)
Bekir Coşkun da, uzun süre hizmet verdiği medyada yaşadıklarından duyduğu üzüntüyü şu sözlerle anlatıyor: "Türk medyasını anlamak zordur. Burada dürüst olunmaz... Mertlik, açık sözlülük suçtur... İki yüzlülük, herkese şirin görünmek, döneklik para eder de, yalakaları başlarına taç yaparlar." (Hürriyet, 12. 6. 2009)İşte, bu medya anlayışı halk ve gençliği değerlerinden uzaklaştırmış, yabancılar karşısında aşağılık kompleksi oluşturmuştur. Yalan yanlış bilgilerle zihinler işgal edilmiştir. Yeni nesiller zevk ve eğlencenin kölesi haline getirilmiştir.
***
Ülkesini seven, geleceğin sorumluluğunu hisseden seçkin insanlar baştan beri değerlerimizi dikkate alarak yayın yapan Milli Gazete'ye en büyük desteği vermişlerdir. Milli Görüş'ün muhterem lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan, yeri, geldikçe "Müsbet medyanın öncüsü Milli Gazete'dir" ifadesini kullanırdı.
Müderris ve Hattat Erzurumlu merhum Mustafa Efendi vardı. Medine'de ikamet ederdi. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Muhittin Yıldırım Hoca, onu Medine'deki öğrenciliği yıllarından çok iyi tanıyordu. Bir konuşmasında şunları anlatmıştı: "Hattat Mustafa Efendi, Milli Gazete'yi düzenli olarak takip eder, 'Bugünün evliyası Milli Gazete okuyan insandır' derdi."
Maneviyat öncülerinden Sultan Baba olarak tanınan İhsan Tamgüney Hoca da, Zeytinburnu'nda bakkallık yaptığı günlerde müşterilerine şu teklifi yapardı: "Evladım! Bir Milli Gazete, bir de sabun alır mısın? Milli Gazete insanın kalbini ve ruhunu temizler, sabun ise bedenin maddi kirlerini."
***
Milli Gazete akademik tezlere de konu olmuştur. Alman akademisyen Dr. Ester Debus; Freiburg, Münih, Bamberg üniversitelerinde Şarkiyat (Türkoloji ve İslam Bilimi) öğrenimi görmüş, Milli Gazete'yi Yüksek Lisans Tezi olarak araştırmıştı. Milli Gazete ile ilgili olarak şu ifadeleri kullanır: "Tirajı, onun pek de yaygın olmayan bir gazete olduğunu düşündürse de, oluşturduğu etki, satış rakamlarının ortaya koyduğundan daha güçlüdür. İslam'ın Türkiye ve yurt dışında kaydettiği ilerlemeleri ve Emperyalizm tarafından ezilen müslümanların mücadelesini takip eder."
***
Dost, düşman herkes bilmektedir ki, Milli Gazete ifsadı önlemek amacıyla yayın yapmaktadır. Yayın hayatına başladığından bu yana şekil ve muhtevası kademeli olarak gelişmiştir. Mustafa Kurdaş Bey'in Genel Yayın Yönetmeliği'nde yepyeni bir mizampaj ve tasarımla çıkmaya başlamış, daha güzele ulaşabileceğinin işaretlerini vermiştir. Aynı zamanda Medya ve İletişim Derneği (MEDYADER) Genel Başkanı olan Kurdaş, "Basının pusulası olacak" anlayışıyla mücadelesini sürdürmektedir. Sayın Kurdaş, bir konuşmasında basın yoluyla yapılan tahribat ve Milli Gazete'nin konumu ile ilgili olarak şunları anlatmıştı: "Küreselleşmede en büyük tehdit, fikriyatımızın, düşünce iklimimizin ve reflekslerimizin de elimizden alınmasıdır. Bu, medya eliyle yapılmaktadır. Milli Gazete bu süreçte, yine üzerine düşeni fonksiyonel bir şekilde yerine getirmektedir. Milli Gazete penceresini kapatan kendisine gerçekleri de kapatmış olacaktır." (23. 9. 2011)
Milli Gazete'nin 40 yıldır gelişerek devam eden hizmeti ve sağlam duruşu ortadadır. Bu yüzden, Milli Gazete okuyucusu olmak bir ayrıcalıktır. Sağlıklı haber almak, hayatı tabii haliyle ve sansürsüz tanımaktır. Onun için, Milli Gazete hakikat sevdalılarının soluk borusu durumundadır. Nice 40 yıllara diyerek başarısının devamını niyaz ediyorum.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



