Anayasa, bir ülkenin kimliği, gücü, duruşu ve dünyaya bakışı ile ilgili önemli ipuçları verir. O ülkenin ve halkının ruhunu ve karakterini temsil eder. Bu nedenle de bu metinlerin nasıl yazılacağı konusu önemlidir. Bu metinler sık sık değişen ve süreli üzerinde oynanan metinler olmamalıdır. Magna Carta'dan bu yana değişmeyen İngiltere Anayasa'sının temelinde de bu mantık yatıyor.
Maalesef Türkiye 60 yılda 4 kez anayasa yapma gereği duymuş. Özellikle 1960 ve 1980 askeri darbelerinin ardından yürürlüğe konulan anayasalar ve metinleri maalesef toplumun ihtiyaçlarına cevap veremedi.
Bugün yeni ve sivil bir anayasayı konuşuyoruz. Türkiye'nin böyle bir değişikliğe acil olarak ihtiyacı var. Bu konuda toplumun bütün kesimlerinin talepleri olduğu ortada ve sık sık da dile getiriliyor. Peki, hükümetin hazırladığı anayasa paketi, beklentileri karşılayacak mı?
Anayasa konusunda bir iyi niyetin ortaya konması ve bu konuda bir çalışma yapılması kesinlikle olumlu bir durum. Türkiye'nin acilen sivil, adil, özgürlükçü, çağdaş, yeni ve kapsamlı bir anayasaya ihtiyacı var. Hazırlanan paketin bu ihtiyacı karşılamadığı açık. Zaten paket açıklandığı anda yükselen itiraz sesleri bunu ortaya koydu.
Anlaşılan hükümet şimdilik hazırladığı bu paket ile süreci tamamlamak istiyor. Paket dün meclise sunuldu. Önce anayasa komisyonunda görüşülecek sonra da genel kurula getirilecek. Öyle görünüyor ki bu süreç anayasa değişikliğini referanduma götürecek. Referandumda halkın onayına sunulduktan sonra da, eğer evet oyu fazla çıkarsa uygulamaya konulacak.
Anayasa değişikliği süreci işlerken, Van'da bir konuşma yapan eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 'Anayasa değişikliği referandumdan geçse bile Anayasa Mahkemesi bunu iptal edebilir' dedi. Bunun anlamı nedir? Türkiye'de daha önce '367 kararı'nda olduğu gibi yeni bir hamle hazırlığı mı yapılıyor?
Türkiye'nin yıllardır çektiği en büyük sıkıntılardan biri, milletin, yönetim kademelerinde yeterince temsil edilmemesi ve doğrudan karar alma yetkisinin bulunmamasıdır. Buna büroktratik vesayet deniliyor. Meclis'in çıkardığı yasaları sadece 'Şekil yönünden inceleme' yetkisi olmasına rağmen anayasa mahkemesi tarafından iptal edildi. Bu da yargının, yasama organını kilitlediği ve çalışamaz duruma getirdiği yönündeki eleştirileri haklı çıkarmaya başladı. Eğer, milletin onayıyla yani referandumla yapılacak bir anayasa değişikliğini de yargı iptal ederse bunun adına millete de vesayet mi? diyeceğiz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



