Dile kolay tam 40 yıl. Bu yolculukta bir çok acı, tatlı, kederli, neşeli olaylar yaşandı. Sevinç gözyaşlarının yanında hüzün verici yaşlar da gözlerden boşanıverdi. Zaman geldi nefesler tutuldu, zaman geldi yüreklere taş basıldı. Millî Görüş yolu sabır yoludur. Bu yokuşu herkes çıkamaz. Bu yola girenlerin bir kısmı yolun başında, bir kısmı yolun çeyreğinde, bir kısmı yolun ortasında geriye dönerek inişe geçtiler.Başlangıç noktasının gerisine düştüler. Israrla zirveye tırmanmaya devam edenler huzur yolundan yürüyerek sahil-i selamete kavuşacaklardır. "Her yokuşun bir inişi vardır"zahmetin arkasında rahmet vardır. Sabrın sonu selamettir. Sabır ağacı dikenlerle sarılıdır, meyvesi tatlıdır. Meyvesine kavuşmak için sabır ağacını saran dikenlerden korkmamak lazımdır.
Millî Görüş yolunda yürüyen insanlar önce ahlâk ve mâneviyat diyerek yola koyuldular. Milletin kavrulan yüreklerini serinleten ahlâk ve mâneviyat şerbetini köy köy, mahalle mahalle, ev ev, şehir şehir dolaşarak insanlara sunmaya çalıştılar. Bütün zorluklara rağmen insanları huzur iklimine taşımaya ve tanıştırmaya çalıştılar. Üzülerek ifade edelim ki ihlasla çalışan Millî Görüşçüleri soydaşları ve dindaşları alaya aldılar. Önlerine akıl almaz engeller çıkardılar. Akıl almaz engellere ve dayatmalara rağmen, vatan, millet, din ve mukaddes değerler uğrunda büyük bir şekilde yollarına devam ettiler.
Zaman geldi tek başlarına yürüdüler, derin ve karanlık vadilerden geçtiler. Kar, tipi, fırtınaya tutuldular ama yılmadılar. Yüce Mevlâ'ya güvenerek yollarına devam ettiler. Bu azmin direnişin ve dik duruşun karşısında kuduran şer güçler, şuursuz Müslümanları da kendi hain planlarına alet ederek, gönül fatihlerinin yollarına engel olmak için sel oldular. Zalimlerin, bu iş bitti dedikleri anda, Millî Görüşçüler yol değiştirmeden sabırla selin üstünden geçerek, yollarını aynı kararlılıkla yürümeye devam ettiler.
Millî Görüş yolunu engelleyemeyeceklerini iyice anlayan şer güçler; son bir hamle olarak, kervanı bölme ve parçalama planlarını devreye soktular.Kervanı bölenler bayram yaptı, bölünmeye alet olanlar iktidara getirildiler.Şer güçler görevlerini tamamladıkları inancıyla sabahlara kadar içerek günlerce aylarca belki de yıllarca, ayrılamayacak kadar sarhoşluk bataklığına gömüldüler. Sarhoşluk uykusundan uyanmaya başlayan şer güçlerin itiraf etmeye başladıkları, şuursuz Müslümanların da anlayamadıkları bir husus var ki, Millî Görüş yolunun asla engellenemeyeceğidir.Dün bu yolu bilerek veya bilmeyerek tenkit edenler, bugün bu yolun kurtuluş yolu olduğunu görmeye başlayanlar, yüreklerinin derinliklerinde bu yolda yürümenin ateşiyle yanmaktadırlar. Yolun sahibi olan Yüce Allah, yolu açık tuttukça bu yolda yürüyecek çok aşıklar çıkar. Yoldan geri dönenler, yan çizenler, yorulanlar, yeniden bu yolun aşığı olabilirler. Kervanın bölünmesi rahmete dönüşebilir. Bu dönüş şer güçlerin bitişini de hızlandırır. Görünüşteki bu bölünme hızlı bir şekilde yeniden birleşmenin yolunu da açabilir. Bu birleşme şuursuz Müslümanların şuurlanmasına da vesile olabilir. Yüce Allah tüm şer güçlere hitaben "Siz isteseniz de istemeseniz de Allah (CC) nurunu tamamlayacaktır."Bu ilahi fermanı Müslümanlar çok iyi anlamalıdır. Nur tamamlanmadan önce Müslümanlar hakikat yolunda kenetlenmiş tuğla taşları gibi saf olmalıdırlar.
40 yıldır Millî Görüş yolunu engellemeye çalışanlar kendi nefisleri açısından boşuna uğraşmışlardır. Bu yolu elleriyle, dilleriyle, güçleriyle bazen de buğz ederek açmaya çalışanlar Yüce Allah'ın lütfuyla zahmetlerinin karşılığını alacaklardır. Şer güçlerin şerli icraatlarını gören ehli vicdan sahibi insanların da Millî Görüş yoluna doğru harekete geçmeleri kaçınılmaz olacaktır.Yüce Allah dilerse zalimlerin eliyle de dinine ve Müslümanlara yardım eder. Şer güçler zulümlerinin zirvesini yaşarlarken, Müslümanlar da en acı ve ağır işkencelere maruz kalmalarına rağmen; emperyalist kıskacında uyuşturulan Müslümanlar uyanmakta ve rahmet kapısına doğru hızlı bir şekilde yönlenmektedirler.
Millî Görüş'ün 40 yılını bir makalede sıkıştırmak bana göre saygısızlıktır. Bu saygısızlığı ortadan kaldırmak için, Millî Görüş'ü benimseyen yazar, siyasetçi ve ilim adamlarının her biri Millî Görüş'ün farklı bir yönünü ele alarak birer makale yazmalıdırlar. Bu yazılarda bir araya toplanarak kitap haline getirilip halkımıza takdim edilmelidir.
Millî Görüş; ahlâk ve mâneviyat yoludur.
Millî Görüş; ağır sanayi, millî harb sanayi, yüksek teknolojidir.
Millî Görüş; millî, süratli, yaygın kalkınmadır.
Millî Görüş; şahsiyetli iç ve dış politikadır.
Millî Görüş; millî ve yerli bir görüştür.
Millî Görüş; her yönüyle (siyasî-sosyal-ekonomik ve kültürel) tam bağımsız bir görüştür.
Millî Görüş; maddî ve mânevî kalkınmaktır.
Millî Görüş; yaşanabilir bir Türkiye, yeniden büyük Türkiye, yeni bir dünya projesidir.
Millî Görüş; ülkemiz, İslâm dünyası ve bütün insanlığın huzur ve saadetini sağlayan evrensel bir görüştür.
Son üç asırdır dünya siyasetini şekillendirmeye çalışan siyonist şer güçler, Everest dağına çakılmak üzeredirler. Siyonistlerin arkasına takılanlar da, kendi ülkelerinde üreterek büyüttükleri şer dağlarına ya çakılmışlardır ya da çakılmak üzeredirler. Emperyalistlerin bu zulüm uçağında yolculuk yapan insanlarımız tehlikeyi gördükleri için kurtarıcı bir rehberi ve vasıtayı dört gözle beklemektedirler. Zulüm uçağının dağa çarpmasını görüpte ses çıkarmayanlar toplum önünde rehber olamazlar.
Yanlış politikalar neticesinde ülkemiz ve milletimizin siyasi-sosyo ekonomik, ahlâkî, hukukî ve kültürel yönden duvara toslamaya ramak kala, Millî Görüş'ün 40. yılında Millî Görüşçülere çok büyük bir görev düşüyor. Her kesime mavi boncuk vererek kalıcı olmayan ve inandırıcılığı zor olan düşünce akımına kapılmadan, yeniden büyük Türkiye'nin kurulmasının şuuru ile, her kesime adalet ölçüsü içinde hakkını veren, her asırda tazeliğini koruyan ve koruyacak olan, değişmeyen inanç ilkeleriyle aziz milletimiz kucaklanmalıdır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



