Millî Gazete'deki değişimin farkında mısınız?
Yeni bir yazıişleri ve pırıl pırıl haber kadrosu..
Yeni yazarlar, yeni sayfalar, diri röportajlar, olay yerinden taze haberler, izlenimler, hadiselerin perde arkası, eğitime dönük ilginç promosyonlar...
Ve de yaz aylarında bile, gazeteci diliyle 'ölü' döneme rağmen tirajda bir kaybın yaşanmaması, aksine gazetenin tiraj alması..
Farkında mısınız?
Ankara kökenli duayen gazeteci Mustafa Kurdaş'ın Yayın Yönetmenliğinde, yılların deneyimli gazetecisi Necmettin Çakmak'ın yazı işleri, gelecek vadeden çalışmaları ile Gökçen Göksal'ın haber kumandasında, ana yörüngesinden taviz vermeden Millî Gazete kısıtlı imkanlarına karşılık harikalar meydana getiriyor.
Birkaç gün önce Türkiye'nin en büyük haber sitelerinden birinin Yayın Yönetmeni beni aradı.
Kullandığı ifade aynen şöyle:
"Ya abi Millî Gazete'de neler oluyor? Her geçen gün Milli Gazete'den daha fazla alıntı yapma ihtiyacı hissediyorum. Haberlerin çoğu dinamik ve özel. Tebrikler.."
Bir şey daha..
Ramazan Bayramı'nda memlekette idim..
Hem sıla-i rahim yaptık hem de rahatsız olan annemin hastanede tedavisini sağladık..
Dostlarla hasbihal ettik..
Tam Bayram günü gazeteden bir mesaj: Sayın yazarımız, Ramazan Bayramınızı tebrik ederiz..
Oldum olası bayramlarda, kandillerde telefon mesajıyla tebriklere hoş bakmam. Ama Gazetenin bu kurumsal icraatı gönlümü bir hoş etti, okşadı...
Kendince, arkadan dolanarak Millî Gazete'yi nasıl karalarım telâşesi içinde olanlara duyrulur..
Ana yörüngeden ayrılmadan değişime devam...
Turgut özal'a anlattığım rüya!
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek terör nedeniyle bu yıl TBMM'nin 1 Ekim'de yapılacak açılış resepsiyonunu iptal ettiğini açıkladı. Ne kadar isabetli bir karar, doğrusu tartışılır. Oysa o resepsiyonlarda farklı kesimlerden çeşitli düzeylerde kişiler/yetkililer bir araya gelir, bir uzlaşı ortamı, konsensüs havası doğar. Bunun en canlı tanıklarından biri de kuşkusuz Cemil Çiçek'tir.
Biri de benim.. İşte bir örnek...
TBMM Bahçesinde kokteyl..
Tarih 1990'lı yılların başları...
Mesut Yılmaz'ın Başbakanlığı dönemi.
DYP ve SHP'liler kokteylde fazlaca görülmüyorlar.
Kokteyle Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve eşi Semra Özal da katılıyor.
Türkiye'nin her kesiminden davetliler göze çarpıyor.
Türkiye'nin ilk özel televizyonu Star-1 TV tarafından seçilen yılın Türkiye güzeli Pınar Özdemir kokteyle babasıyla birlikte gelmiş.
Mesut Yılmaz kalabalık bir heyetle iştirak ediyor kokteyle..
Bağımsızlığını yeni ilan etmiş olan dost ve kardeş ülke Azerbaycan henüz Türkiye tarafından tanınmamış. Başbakan Mesut Yılmaz'a sorulan sorular çoğunlukla bu konularla ilgili.
Mesut Yılmaz'ın danışmanlarından, eski MHP'li, İMBAT Fuarcılık'ın sahibi Yaşar Okuyan da orada. O da bu türden sorulara muhatap oluyor. Yaşar Okuyan Türk Cumhuriyetlerini hemen tanımanın Batı ülkeleri tarafından yanlış anlaşılabileceğini, Türkiye'nin şimşekleri üzerine çekmemesi gerektiğinden dem vuruyor.
Ancak Mesut Yılmaz aynı kanaatte değil; Azerbaycan'ın tanınması gerektiğini dile getiriyor, çevresindekilere...
Kokteylde tek bir kişi gerçek anlamda ilgi odağı.
Turgut Özal..
Özal, Semra hanımla birlikte kutlamaları kabul ediyor.
El sıkışmak için 'Özal kuyruğu' dikkat çekiyor.
Tamer Korkmaz'la birlikte giriyoruz kuyruğa..
Nihayet sıra bana da geldi..
Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile aramızda şöyle bir konuşma geçiyor;
- Efendim geçtiğimiz gün sizi rüyamda gördüm.
- Öyle mi? Peki nasıl gördün beni rüyanda? (Kahkahalar)
- Efendim, Çankaya Köşkü'ne misafir oluyormuşum. Siz pijamalarınızla salonda dolaşıyorsunuz ve sürekli bilgisayarlarla oynuyorsunuz, uğraşıyorsunuz. Ve bana, "Bak, buradan dünya bilgisayar ağına girerek bütün bilgileri elde edebilirsiniz." diyorsunuz.
- Hah, hah, hah. Sen ne iş yapıyorsun bakalım!
- Efendim ben gazeteciyim..
- Hangi gazeteden bakalım?
- Zaman Gazetesi'nden..
- Zaman'da Fehmi (Koru) var. Biz zaman zaman onunla konuşuruz. İyi bir gazetecidir.
- Efendim, genç bir gazeteci olarak bize ne gibi tavsiyeleriniz olabilir?
- Doğruyu yazın. Tetkik etmeden bir şeyi kesinlikle kaleme almayın. Önemli olan budur.
Turgut Özal'la aramızda bu diyalog yaşanırken öte tarafta dönerler servis edilmeye başlanmıştı. (self servis)
Fehmi Koru'yu görüyorum..
Bana, "Kokteyle gelmeden önce Özal beni aradı. Özal'a 'Yazılarımı okuyor musun?' dedim. Bana, 'Hangi yazını?' diye sordu. Kendisi bilir.." diyerek Turgut Özal'a sitemlerini yolladı. Fehmi Koru oysa o gün gazetede Özal ile ilgili bir yazı yazmış, yazısının Özal tarafından okunmadığı hissine kapılmış..
TBMM Başkanı Cemil Çiçek bu yılki Meclis açılış resepsiyonunu iptal etti.
İptal etmese kim bilir ne renkli konuklar Meclis bahçesine akın edecek, TBMM duvarları ne renkli diyaloglara sahne olacaktı.
Darısı bundan sonraki kokteyllerin başına...
Duyuru...
Mahalli gazeteleri takip eder misiniz?
Ben yaptığım iş gereği Türkiye'deki belli başlı yerel gazeteleri takip ediyorum..
Ulusal basına pek yansımayan o kadar renkli haber ve yazılar yer alıyor ki bu yerel gazetelerde anlatamam..
Gelecek yazımda (çarşambaya) iki farklı ilden iki farklı yerel habere yer vereceğim.
Haberin birini üzücü diğerini tuhaf karşılayacaksınız..
Tüyo yok..
Çarşambayı bekleyeceksiniz...
Çiğ börek muhteşem!
İlk, yıllar önce, 1985'li yıllarda İlahiyatçı Mehmet Semerci ile birlikte gittiğimiz Engin Yılmaz'ın düğün merasiminde yemiştim Eskişehir'in ünlü Çiğ Börek'ini..
Ve sonrasında Selami Güder'in düğününde...
Son olarak da birkaç gün önce..
Bugüne kadar Eskişehir'in Çiğ Börek'inden yemeyenlere izninizle şöyle seslenmek istiyorum;
- Ey ahali! Sadece Çiğ Börek yemek için bile Eskişehir'e gitseniz, yeridir!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



