milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Millî Eğitim’de otomasyon

12 TEMMUZ 2010
PZT 03:40

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Uzun yıllar Millî Eğitim bakanı olarak görev yaptıktan sonra, devir teslim töreninde, yeni bakanı yok sayarak kendinden emin bir vaziyette ve yaptıklarının doğru olduğuna güvenerek, "Biz Millî Eğitim'de her şeyi otomatiğe bağladık, bundan sonra yapılacak bir şey kalmadı, her şeyi mükemmel bir şekilde işleyecek!" mealinde sözler söylemişti.

"Millî Eğitim Bakanlığı" görevi yapan bu zat, eğer gerçekten "Millî eğitimi" tanısaydı asla böyle bir laf etmezdi. Çünkü eğitim alanı en değişken alandır. Burada hiçbir zaman otomasyon olmaz, olamaz. Eğitimde her dem taze ve diri olmak zorundasınızdır. Eğitim, değişen şartlara ayak uydurmayacak; tam tersine eğitim şartları değiştirecektir.

Eğitim yapısı ve kadrolarıyla öyle dinamik bir yapıya sahip olacak ki, bireyleri dimdik ayakta tutacak ve toplumu ileri, daha ileri götürecektir. Böyle bir kurumun otomasyona bağlanmasından söz edilemez. Eğitim alanında bugün olumlu sonuçlar veren bir şey, yarın aynı ortamda aynı sonuçları vermeyecektir; vermiyor da...

Değişmek, yenileşmek eğitimin kaderidir. Değişmeyen, kendini yenilemeyen bir yerde her şey kokmaya, çürümeye ve hantallaşmaya başlar. Millî eğitimin sorunları çoktur, ayrıca sorunlarının olması da gerekmez, çünkü eğitim hiçbir zaman dalgınlığı, "güvende olma" duygusunu kaldırmaz. Söz gelimi yol ne kadar güvenli olursa olsun, trafikte seyrederken en küçük dalgınlık nasıl affetmiyorsa, eğitimde de durum bundan farklı değildir.

Eğitimi otomatiğe bağlamak, artık ondan umudu kesmek demektir. Her ne olursa olsun bir şeyin otomatiğe bağlanması, hem de iradeli olarak onun uçurumdan aşağıya yuvarlamasını istemek demektir. Eğitimin otomatiğe bağlanması meselesini kimse fark etmedi. Fark edenler de, kendi mevzilerini "rant" ortamı olarak görüp böyle bir fırsatın ellerinden gitmesini istemedikleri için seslerini çıkarmadılar ve çıkarmıyorlar.

Bütün idareciler biliyorlar eğitimde işlerin iyi gitmediğini; fakat işin ucu kendilerine dokunacak, rahatları ellerinden gidecek diye her şeyi örtbas ederek günlerin geçmesini marifet sayıyorlar.

Bakanlık müfettişleri gelip meydan okurcasına, "Okulda olay çıkmasına ve çıkarılmasına fırsat vermeyin, devletin başını ağrıtmayın, yoksa!..." diyorsa, idareci de "Canıma minnet" diyerek sorunları görmezden gelecektir, geliyor da... Kendilerini, hiç de lâyık olmadıkları kurumların "patron"u olarak görmeye başlayan müdürler, bin, iki bin hatta üç bin gencin bulunduğu bir ortamda hiçbir "sorun"a fırsat vermiyorlar. İnanabiliyor musunuz, bu kadar genç bir arada bulunacak ve böyle bir ortamda hiçbir sorun olmayacak, hiçbir disiplin hadisesi yaşanmayacak?

Oysa her şey çürümüş, kokuşmuş, kokmaya başlamış, fakat yıllarca yerlerinden oynamayan, oynatılmayan ve kuluçkaya yatmış gibi duran idarecilerden eğitim adına ne bekleyebilir misiniz ki? Sürekli aynı ortamda bulunduğu için çevreyle, velilerle, idarecilerle hatta siyasîlerle ahbap-çavuş ilişkisine girip, onların bir dediğini iki etmeden yerlerini korumaktan başka yaptıkları bir icraatları olmayan kişiler, eğitimi nasıl ileri götürebilirler? Onlar çevrelerindeki otoriter, varlıklı kişilerin, müteahhitlerin kulu-kölesi durumundadırlar.

Diğer taraftan eğitim adına her türlü gelişmeden habersiz, çevredeki müspet gelişmelere karşı duyarsız, teknikten teknolojiden bîhaber, devletin gönderdiği (!) bilgisayarları depolarda çürütecek kadar basiretsiz kişilerin idareciliğinden hayır beklenebilir mi? Yine okul müdürlerine rağmen devletin düzenlediği "bilgisayar sınıfları"nın kapıları kilitli ve göstermelik bir vaziyette teftişleri bekleyen mekânlar olduğunu bilmeyenin kalmadığı fakat kimsenin sesini çıkartmadığı bir ortamdır eğitim kurumları...

Düşünebiliyor musunuz, bir kişi aynı yerde on beş yıl, yirmi yıl, hatta yirmi beş değişmeden müdürlük yapıyor ve kimse ona bu kadar zamanda "ne yaptın" arkadaş demiyor. Ayrıca "garip bir vaziyet"te müdürlük makamına gelen kimselerin zaman içinde nasıl "semizleştikleri" de herkesin malumudur. Hatta aralarında öyle beceriklileri vardır ki, sadece kendisi ihya olmakla kalmıyor, yukarıya doğru âmirlerini de memnun etmeyi beceriyorlar.

Böylesine becerikli (!) bir okul müdürüne kimse eğitimin kalitesini sormuyor, soramıyor; çünkü o, yılların idarecisidir, ona böyle şeyler sorulmaz, sorulamaz. Onun bulunduğu yer, artık sorgulanamaz oluyor.

İşte böyle bir ortamda ne oluyorsa çocuklara, gençlere oluyor. Ülkenin geleceği olan gençler sahipsiz bir şekilde yetişiyorlar. Bu arada gençler de boş mu duruyorlar, ne kadar alavere dalavere varsa onları öğreniyorlar.

Her ne kadar idareciler kafalarını kuma soksalar da gençlerin gözünden hiçbir şey kaçmıyor ve müdürlerinin yaptıkları her şeyi gözlüyorlar. Olup biteni bildikleri için de, okul idaresi kendi foyalarının ortaya çıkmaması için öğrencilerin yaptığı her gayri meşru şeyi görmezden geliyor. İdareciler, "Bana ne, ne yaparsa yapsın, iki gün sonra defolup gidecek, onunla uğraşıp başımı belâya mı sokayım, değer mi?" diyorlar.

Okul müdürlükleri birtakım kişilerin çiftliği olmaktan mutlaka çıkarılmalıdır. Hiçbir müdür uzun süreli olarak bir yerde kalmamalı, hatta beş yılı asla geçmemelidir.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 12.07.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: eğitim, öğretmen, ingilizce,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Dr. İhsan Alperen

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Necip Fazıl ve sigara
    2. İntikam
    3. Şehir tiyatroları üzerinden oynanan "tiyatro" ve "su"yun devrimi
    4. "Muhafazakâr"a bak!
    5. Düğün konuşmaları!
    6. Mazlumların gözyaşlarını Terkos suyu mu sandınız?
    7. Tuzak var!
    8. Vedalar geldi aklıma!
    9. Dershaneler
    10. Türkân Saylan adı
    1. Sömestr tatili, dinlenmek ve hobiler geliştirmek için büyük bir fırsat
    2. Aristokrat olunur mu?
    3. İkna Yöntemleri: “Zor kullanmak , para ile satın almak ve inandırmak”
    4. Şehvet kuyusu
    5. Dogma
    6. “Sıralardaki Heyecan”dan
    7. İlâhiyat Fakültesi Camii’nde bayram namazı
    8. Din ve hayat
    9. Kim anlar bizim halimizden?
    10. 'Eyvah! O da mı kötü yola düştü?'
    1. Yürüyüşüm değişti
    2. Bir müdür tanıdım!
    3. 'Eyvah! O da mı kötü yola düştü?'
    4. Evet mi hayır mı?
    5. İlâhiyatçı akademisyenlerin din sunumu
    6. Hangi mezheptensiniz?
    7. Millî Eğitim’in bayramda öğretmenevi zulmü...
    8. Din Adamı mı?
    9. Gücüme gidiyor!
    10. İkna Yöntemleri: “Zor kullanmak , para ile satın almak ve inandırmak”
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yasa geri çekilsin
    10. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek