25 Mart günü acı bir haber geçti bütün haber ajansları ve televizyonlar. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopteri Kahramanmaraş'ın Çağlayan Cerit İlçesinden havalanmış ancak aradan hayli zaman geçmesine rağmen haber alınamıyordu. Daha sonra rahmetli Yazıcıoğlu'nu ve arkadaşlarını taşıyan uçağın Keş Dağ'ında düştüğü açıklandı. Ve uzun aramalardan sonra Yazıcıoğlu ve beraberindeki heyetin rahmeti Rahman'a kavuştuğu anlaşıldı... Muhsin Yazıcıoğlu yerine göre bir siyasi parti genel başkanı, yerine göre bir dava adamı, yerine göre de bir dervişti. Hiçbir zaman kendisini bir siyasetçi olarak göremedim. Kendisi bir gönül adamıydı. Kendisine ve heyetinde bulunup vefat edenlere yüce Mevla'dan rahmet diliyorum.
Bu noktanın altını çizdikten sonra konuya girelim. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, geçtiğimiz haftaki yaptığı grup konuşmasında partisinin bir kucaklaşma programı başlattığını belitti. Bu çerçevede Aydınlık Türkiye Partisi'ni ziyaret etti. Bu partinin MHP'ye katılcağını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Kamuoyunda hemen herkesin merak ettiği konu ise BBP ve MHP'nin birleşip birleşemeyeceği konusuydu. Bu haber siyasi çevrelerde heyacanla karşılandı. Siyasetçiler, yazarlar, akademisyenler çeşitli yorumlarda bulundular. Bu yazıların bir kısmı bu birleşmenin olabileği yönündeydi.
Bence bu iki partinin birleşebilmesi mümkün değil. Şu an için iki siyasi parti arasındaki görüş farkı söylenenden ya da bilinende de daha derin. Bir kere iki siyasi parti arasındaki din telakkisi farklı. Öyleki bu noktadaki farklılık nedeniyle rahmetli Yazıcıoğlu ve arkadaşları MHP'den ayrılmışlardı. Merhum Alparslan Türkeş'in başta din anlayışı dahil olmak üzere bir çok konudaki siyasi görüşleri Yazıcıoğlu ve arkadaşlarını mutlu etmiyordu. O nedenle ayrıldılar. Bugün gelinen noktada görüş farklılıkları daha da derinleşmiş durumda. Yine MHP ve BBP'nin demokrasi ve yargı konusundaki görüşleri de farklıdır. MHP mevcut yapının devamından yana iken BBP, AK Parti'ye yakın bir söylem içinde. Yine Ergenokon Davası konusunda bu iki partinin görüşleri farklı. Bu görüşlerin farklı olması elbette ittifak ya da birleşmeye engel değildir. Ancak benim iki partiden aldığım izlenim bu birlikteliğin zor olduğu yolunda.
Bununda ötesinde BBP içerisinde bulunan Muhsin Yazıcıoğlu Bey'in eski arkadaşları bu birlikteliğe karşılar. Ayrıca BBP'nin son kongresinde Genel Başkan Topçu'ya karşı eski ocak başkanı Tuna Koç aday olmuştu. Koç, Mahir Damatlar, Ökkeş Şendiller, Saffet Topaktaş tarafından desteklenmişti. Bu grup olası birleşme yada ittifak olması halinde Muhsin Yazıcıoğlu Bey'in mirasının korunamadığı ya da ihanet edildiği görüşünü dile getireceklerdir. MHP cephesi açısından bakıldığı zaman özellikle Deniz Bölükbaşı ve ekibinin BBP çizgisi ile sorunu olduğunu biliyoruz. Bu grup dinden soyutlanmış bir milliyetçilik ve devletçilik anlayış öngörüyorlar. Demokratikleşme ve yargı reformu konusunda mevcut yapının devamından yanadırlar. Keşke Deniz Bölükbaşı yerine Vedat Bilgin çizgisi partide hakim olsa. O zaman MHP daha çok oy alır. Bilgin'in çizgisi değişim ve demokratikleşmeye daha uygun. Şu an partide Deniz Bölükbaşı'nın görüşleri etkin o nedenle BBP'ye sıcak bakılmayacaktır.
Bu arada bana gelen bir bilgiyi paylaşmak istiyorum. BBP Genel Başkanı Sayın Yalçın Topçu ve bir grup arkadaşı MHP'yi ziyaret etmişler. Bu ziyaret esnasında doğrusu sıcak bir dialog yaşanmamış. 15 dakikalık görüşme esnasında sayın Bahçeli çok az konuşmuş. Bu konuşmanın 13 dakikalık bölümünde Yalçın bey konuşmuş Devlet bey ise 2 dakikalık bir konuşma yapmış. Hatta Yalçın bey hocam, abi şeklinde seslenişte bulunmuş ancak Sayın Bahçeli gerekli sıcaklığı göstermemiş. Ya da Sayın Bahçeli'nin uslubu yanlış anlaşılmış olabilir. Devlet bey genelde konuşmayı pek sevmeyen bir yapıya sahip.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




