Büyük küçük herkes bu beyitleri pek çok beğendiği için Süleyman Çelebi, şevklenmiş ve tam bir Mevlid meydana getirmiştir.
Süleyman Çelebi'nin eserini, Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimizin öbür peygamberlerden üstün olduğunu göstermek maksadıyla yazdığı gerçektir. Bütün eserde bu özellik bütün açıklığıyla görülmektedir. Süleyman Çelebi'nin Mevlid'i yazmasındaki ikinci amaç, ehl-i sünnet inancını yıkmak isteyenlerin ve bâtınîlik yani Kur'an-ı Kerim'i tamamıyla içe yönelik te'vil ve yorumlarda bulunma faaliyetleri propagandası yapanların tesirini azaltmak, hatta ortadan kaldırmaktır. Osmanlı imparatorluğunun zayıf sayılabilecek bir devrinde yani Fetret'ten yeni çıktığı bir sırada siyasî, fikrî, dinî her türlü hareketlerin kaynaştığı ve etrafı karıştırdığı bir zamanda Süleyman çelebi, ehl-i sünnet tarafını tutmuş ve devletin yıkılmasını önlemekte yardımcı olmuştur. Süleyman Çelebi, inanç meselelerinde ve diğer konularda hep ehl-i sünnet görüşünü ortaya koymuş ve eserinde baştan sona ehl-i sünnet inancının müdafaasını yapmıştır.
Mevlid'in adı, yazılış tarihi:
Eskiden beri ve bugün Mevlid olarak tanınan ve şöhret bulan eserin asıl adı "Vesiletün Necât" yani Kurtuluş yolu, sebebidir. Yazar bunu kitabın sonunda şu betiyle açıklamaktadır.
"İşbu kân-ı şehd ki şîrindür dadı
Bil Vesiletün Necât oldı adı."
Vesiletün-Necât 812/1409-1410 yılında yazılmıştır. Bu konuda herhangi bir tereddüt yoktur. Eserin son bölümünde şu beyit bulunmaktadır.
"Hem sekiz yüz on ikide tarihi
Bursa'da oldı tamam bu iy ahi."
Mevlid; baştan sona kadar Ehl-i sünnet itikadını, ALLAH Teâlâ'nın mutlak iradesini, alemi yoktan var ettiğini ve Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin hiçbir mahlukta bulunmayan üstün, yüksek ve emsalsiz vasıflarını anlatır. Her kelimesinde gönlü Resûlullah (S.A.V.) efendimizin aşkı ile yanan bir Mü'minin engin aşk ve muhabbet kokuları vardır. Diğer peygamberlere olan bütün üstünlükler de en güzel ve en veciz kelime ve ifadelerle anlatılmıştır.
Mevlid, yalnızca Müslüman Türkler arasında değil, bütün İslâm dünyâsında çok beğenilmiştir. Arnavutça, Rumca ve İngilizce'ye de tercüme edilmiştir. Asırlar boyunca bütün İslâm dünyâsında mübârek gün ve gecelerde, sünnet, düğün gibi toplantılarda ve diğer vesîlelerle sevilerek okunmuş ve dinlenmiştir. Müslümanların Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimize olan aşk ve muhabbetlerine tercüman olmuştur. Mevlidin yazılış sebebi de Süleymân Çelebinin Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimize duyduğu engin muhabbettir.
Mevlid; "münâcât" yani ALLAH Teâlâ'ya yalvarma, "vilâdet" yani Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin doğumu, "risâlet" yani Peygamber oluşu, "mîrâc" yani göklere çıkışı, Cenneti ve Cehennemi görmesi, "rıhlet" yani Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimizin vefâtı ve "duâ" bölümlerinden ibârettir.
Söze ALLAH Teâlâ'nın ism-i şerîfi ile başlayan Süleymân Çelebi, Hz. Âdem (A.S.) dan Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimize kadar bütün peygamberlerin alınlarında nûr parladığını ve bu nûrun Hz. Muhammed (S.A.V.) efendimize intikâl ettiğini anlatır. Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin doğuşuna geniş bir yer ayırarak, O doğarken annesinin neler duyup, neler gördüğünü, bu anda bütün varlıkların engin bir neşe içinde kaldıklarını, bütün zerrelerin O'nu büyük neşe içinde karşıladığını söyler. Mevlidde bundan sonra, Hz. Muhammed (S.A.V.) efendimize peygamberliğin nasıl geldiğini ve mîrâc hâdisesinin nasıl olduğunu anlatır. Derin üzüntü içinde yazdığı rıhlet ve daha sonra duâ ile mevlidini bitirmiştir. Hz. Muhammed (S.A.V.) efendimizin her varlığın yaratılış sebebi, bütün yaratılmışların en şereflisi olduğunu ifâde ederken, O'nu bütün peygamberlere üstün kılan ALLAH Teâlâ'ya şükürler etmektedir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



