Önümüzdeki yıl Hazreti Mevlana’nın 800. doğum yıldönümü münasebetiyle UNESCO tarafından ‘2007 Mevlana Yılı’ olarak çeşitli faaliyetlerle kutlama programları yapılacak.. Benim dikkatimi çeken şey ise bu etkinliklerde konser ve sema gösterisi ile şekli sunumlar olmakta.. Acaba kaç kişi Mevlanayı okuma ve anlama cihetine gitmekte.. Çünkü o yaşadığı sürece ve verdiği eserlerinde hep Efendimizi ve Kur’an’ı anlatmış.. Yani İslam’ı.. Artık O’nu oraya buraya çekiştirmenin bir anlamı yok.. En başta bir medrese alimi idi..
Fıkhullahı Ekber
Hazreti Pir kendi eseri Mesnevi’yi giriş bölümünde Arapça cümlelerle açıklarken bu eserinin ancak Hazreti peygambere Cebrail vasıtasıyla vahyedileni açıklamaktan ibaret bir çalışma olduğunu belirtmiştir.. Şöyleki:
“Men bendei Kur’anem eger candarem
Men haki rehi Muhammed muhtarem”
Yani ‘Ben hayatım süresince Kur’an’ın kölesiyim. Ben Muhammed(a.s)’in yolunun tozuyum’ diyerek sadece Efendimiz aleyhisselama atfettiğini beyan etmiştir..
Mesnevi’den dersler...
Okul yıllarından beri ismini hayranlıkla duyduğumuz Mevlana’yı okumaya karar verdim..Ne yazık ki çoğu tanıdığımız ismini duyduğumuz kişileri eserleri ile tanımıyoruz. Uzaktan bir hayranlık.. Elimde Mehmet Zeren’in Mesnevi’den Hikayeler kitabı var.. Anlatılan her bir menkıbe ya da kıssa ya bir ayet ya da bir hadisi şerife dayanan ibretli öyküler.. İnşaallah önümüzdeki günlerde bunlardan seçme yapı sahneye aktarmaya çalışacağım, siz değerli okurlarımın duaları ve Hazreti Pir’in himmetleriyle..
Medeniyet dili
“Osmanlı İslam medeniyetini anlamak ve onu yaşamak için üç dili iyi bilmek gerekiyordu. Bunlar Kur’an’ın da lisanı olan Arapça, sanat ve şiirsellik lisanı Farsça ve Türkçe.. En basitinden bir mektuba Arapça dua ve ayetlerle başlanır, Türkçe hatır gönül sorulur arada da Farsça Mesneviden bir beyitle süsleme yapılırdı.. Zaten bu üç lisan birbirini öylesine besler olmuş ki çoğu kelimeler alışveriş halinde birbirine geçiş yapmıştı…” Dün akşam Tüneldeki Tarık Zafer Salonu’nda katıldığım Mahmut Erol Kılıç hocanın Mesnevi Okumaları aylık sohbetinden alıntıdır…
Mevlana’dan…
Okul yıllarında yapılan ezberler ömür boyu hafızamızda kalmaya devam ediyor.
“Kabe bunyadı Halili Azerest,
Dil nazargahı Celili Ekberest”…
“Doğru olsam ok gibi yayla atarlar beni,
Yay gibi eğri olsam elde tutarlar beni
Doğruda aç görmedim, Eğride görmedim tok,
Eğri yay elde kalır, Menzil alır doğru ok”…
Filistinli Fatma Nine
İsrail devlet teröristlerinin evini yakıp torununu öldüren suikastına karşı şehadet saldırısında kendini, canlı bomba fitilini ateşleyerek feda eden 65 yaşındaki 30 torun sahibi Fatma Enneccar dün Gazze’de üç İsrail askerini yaralamış oldu.. O yaştaki bir ninenin duygularını buradan anlamak kimbilir ne kadar zor!. Yazdık tarih sayfasına… Ne diyelim? Yazdık tarih sayfasına…


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



