Güzel hasletler Asr-ı Saadette mesuliyet üstlenme ve onu yerine getirme ile ilgili, en fazla yâd edilmeyi hak eden çocuklardan biri şüphesiz Hz. Ebubekir'in oğlu Abdullah (ra)'tır.
Abdullah (ra) hicret sırasında henüz çocuk denecek yaşlardadır. Onun hicret sırasında üstlendiği ve hakkıyla yerine getirdiği sorumluluk hepimizin hayranlık duyacağı, her çocuğun örnek alması ve unutmaması gereken güzellikte ve değerdedir.
Resûlullah (sav) Efendimiz ve Ebubekir (ra) müşrikleri hem yanıltmak hem de ilk hızlarını kesmek için aksi istikamete yönelmişler ve gelerek Sevr Dağı'nın zirvesinde bulunan mağaraya saklanmışlardı. Abdullah onların saklandığı yeri biliyordu.
Yaşının küçüklüğünden de istifade ederek kimsenin dikkatini çekmeden Mekke'de dolaşıyor; her toplantıyı, her konuşmayı takip ediyor; hangi istikametlere ekipler çıkarıldı, hangi güzergâhlarda kimler arama yapıyor, neler düşünülüyor, neler planlıyorlar? Bütün bu bilgileri topluyor, gecenin karanlığından istifade ederek Mekke ile Sevr arasındaki yamaçları, tepeleri aşıp dağa tırmanıyor, topladığı bilgileri Allah Rasûlü'ne (sav) ulaştırıyordu. [1]
Bir küçük yiğit!
Onun bu unutulmaz hizmeti, gayret ve cesareti mağarada kalınan üç gün devam etmiştir. Geceleri bir süre mağarada dinlendiğini biliyoruz. Bunun dışında ne zaman dinlendiği, ne zaman karnını doyurduğu, buna nasıl fırsat bulduğu konusunda fazla bilgimiz yok. Ancak bu küçük yiğit Mekke'de yapılan toplantıları, hazırlanan ekipleri, neler konuşulup neler düşünüldüğünü, neler yapıldığını takip etmiş, topladığı bilgileri her gece Allah Rasûlü'ne (sav) ulaştırmıştır.
Üçüncü gece, bu küçük yiğit mağaraya yine gelmiş, müşriklerin artık ümitsizliğe kapıldıklarını, takibe çıkanların eli boş ve yorgun döndüklerini, arama hızlarının kesildiğini, Allah Rasûlü'ne (sav) haber vermişti. Onun getirdiği bu haber üzerine Resûlullah (sav) Efendimiz yol rehberleri Abdullah İbn Uraykıt'a gelmesi için haber göndermiştir. Yol rehberine haberi de yine bu küçük delikanlı götürmüştür.
Rehber yanında iki yedek deve ile birlikte gece yarısı dağın eteklerine gelmiş, yamaçlardan aşağı inen Resûlullah (sav) Efendimiz ile sâdık dostu Ebu Bekir'(ra) develere biniyorlardı. Ebu Bekir'in(ra) terkisine fedakâr Âmir İbn Füheyre'yi (ra) bindiriyordu. Yol boyu Allah Rasûlü'ne hizmet etsin istiyordu. Böylece küçük kafile hicret yolculuğu başlıyordu.
Yüklendiği emanet!
Abdullah (ra) o günlerde çocuk denecek yaştaydı ama gerçekleştirdiği iş çok büyüktü. Onun böyle bir kıvrak zekâya sahip oluşu [2], yorulmadan, çekinmeden azimle görevine devam etmesi, gecenin karanlığında korkmadan, ürkmeden tepeler aşıp her gün Sevr'e çıkması, unutulmaması, gıbta edilmesi gereken bir hizmettir. Sabrı, sebatı, dayanıklılığı, cesâreti Allah Rasûlü'nün ona duyduğu güven ayrı ayrı üzerinde düşünülmesi gereken hasletlerdendir.
Abdullah ve inandığı dâvâ için yaptıkları, çocuklarımız için gerçekten güzel bir örnek, çocuklarımızı nasıl yetiştirmemiz gerektiğine dair İslam tarihinde yer almış güzel bir ibret levhasıdır. [3]
Ayrıca Abdullah'ın bu gayreti, bizlere istihbarat çalışmasının da ne derece önemli bir çalışma olduğunu vurgular. İslâm'ın hayrını düşünmeyenlerin neler düşündükleri ve neler planladıkları, milletimizi, ülkemizi, İslâm âlemini nereye sürüklemeye çalıştıkları hakkında neler bekleyip, nelerden çekindikleri veya onlara cesaret veren şeyler üzerinde kesin ve net bilgilere ihtiyacımız olduğunda şüphe yoktur.
Küçük Abdullah'ı hayırla yâd ediyoruz...
NOTLAR
[1] El-Bidâye ve'n-Nihâye (3/ 182), Sahih-i Buhârî, Fedâil (14/ 26-27)
[2] İmam Buhârî, Allah Rasûlü'nün(ra) hicreti ile ilgili hadisleri naklederken, Âişe Vâlidemizin onun hakkında; "Abdullah, çabuk anlayıp çabuk kavrayan son derece zekî, terbiyeli ve bilgili bir çocuktu," diyerek zekâ ve zekâ kıvraklığına vurgu yaptığını nakleder. Bak: Sahih-i Buhârî, Fedâil (16/ 26-27)
[3] Abdullah İbn Ebî Bekr (ra)'ın hayatı hakkında bilgi için bak: Üsdü'l-Ğâbe (3/ 299-300), El-İsâbe, İbn Hacer (2/ 283).


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



