Yaklaşık 33 yıldır bu mesleğin içerisindeyim. Bu zaman zarfında değerli simalarla tanıştım, ahbap oldum, bazılarıyla birlikte mesâi yaptık. Hepsini zikretmem mümkün değil. İşte bazıları:
Yıllarca gazetenin mutfağında birlikte ter döktüğümüz arkadaşlarım: Selahaddin Tercan, Hüseyin Demirel (merhum) Bünyamin Ateş, Mustafa Kaplan, Tahir Aka, Ali Fuat Ural, Kemal Çekal, Murat Öztürk, Nedim Polat, Ali Tok, Şaban Ok, Mustafa Aydın... Muhasebeden Süleyman Demirkapı ve Recep Arslan Özdemir...
Mutfak kısmında olmasa da aynı çatı altında birlikte olduğumuz değerli simaları hatırlamamak mümkün mü? Meselâ, Erol Erşenkal, Ahmed Şahin, Mehmed Dikmen, Bilal Eren ve Salih Suruç’u... Gürbüz Azak, Can Alpgüvenç, Niyazi Birinci, Muammer Erkul, M. Nuri Yardım’ı...
Bir de gazeteye gelmeyen, ama yazı veren, yazılarını Osmanlıca yazdıkları için çözdüğüm o vesile ile dostluğu ilerlettiğim pek muhterem simalar var: Merhum İbrahim Hakkı Konyalı ve Şeyh Şamil’in torunu merhum Said Şamil gibi...
Merhum İbrahim Hakkı Konyalı, canlı tarih idi. Muazzam bir kütüphanesi vardı ve onu adına kurulan kütüphaneye bağışlamıştı. “Mesai arkadaşlığımızın” hatırası olması için bir gün bana değerli bir armağan verdi: Fatih Sultan Mehmed’in Ayasofya ile ilgili vakfiyesinin bir nüshasının fotoğrafını çektirmiş ve bana hediye etmişti. Cennetmekan Sultan o vakfiyesinde Ayasofya’nın camilikten çıkarılmamasını vasiyet ediyordu.
Gazetecilik hayatımda yüzlerce sima ile karşılaştım. Bunlardan bir kısmı, ilim, irfan, edeb cihetinden gerçekten müstesna kimselerdi. Onlardan çok şey öğrendim. Cenab-ı Hak âhirete intikal etmiş olanların kabrini pürnûr eylesin.
Bu zaman zarfında, MGV ve AGD başta olmak üzere birçok gönüllü kültür kuruluşlarının değerli yöneticileri ve onların tertipledikleri programlara katılan değerli simalarla tanışma fırsatını buldum.
Dayım Mehmed Bozgeyik MSP milletvekili idi. Yolum Ankara’ya düştükçe kendilerini ziyaret ederdim. O arada kendisi gibi milletvekili olan kapı komşusu Ali Acar Bey’le muhterem Lütfü Doğan Hocaefendi ile ve diğer dostlarıyla tanışma fırsatını buldum.
Kitap çalışmalarım dolayısiyle muhtelif yayınevleri ile irtibatım oldu. Bu müesseselerin değerli yöneticileri ve çalışanları ile ahbap olduk. Başta Türdav, Timaş, Erhan, Bedir, Tahşiye, Risale, İlke, Yeni Asya, Çile olmak üzere hepsini güzel duygularla hatırlıyor ve muhabbetle yâd ediyorum.
Bir gün yazı işlerinde otururken yaşlı bir zat gelmiş ve bize, “Sizler inşaallah ilerde İttihad-ı İslâm’a hizmet edeceksiniz” demişti. Biz ise o sıralarda bir grup arkadaşla birlikte Müslümanların birbiriyle çekişmesini sorguluyor ve bu yanlışlığa son vermek gerektiğini belirtiyorduk. Ondan sonra anlatması uzun sürecek hâdiseler yaşadık. İşte başta muhterem Ekrem Kızıltaş olmak üzere, Millî Gazete camiâsı ile yakından tanışmamız o yıllara rastlar. Güvenlikçisinden santralde çalışan arkadaşlara, aşçısından çaycısına, matbaada çalışanından, yazı işleri çalışanlarına, muhasebede çalışanlarından ilan servisindekilere, elhasıl gazetenin bütün personeline derin muhabbetim var. Onlar benim her zaman muhabbetle, duâ ile yad edeceğim ve tanışmaktan çok mutlu olduğum, yekdiğerini “Allah rızası için seven” dostlarımdı...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



