Hintli lider Gandi güzel ve yerinde bir tespitle, "Düşüncelerinize dikkat ediniz, davranışınız olur... Davranışlarınıza dikkat ediniz, alışkanlıklarınız olur... Alışkanlıklarınıza dikkat ediniz, karakteriniz olur... Karakterinize dikkat ediniz, kaderiniz olur!" der.
İngiliz düşünürü Francis Bacon da "Alışkanlıklar hayatımızı en çok etkileyen şeyler olduğu için, elden geldiğince iyi alışkanlıklar edinmeye bakmalıyız. Bilindiği gibi alışkanlıklar iyi bir şekilde küçük yaşta başlarsa kök salar, buna da eğitim diyoruz. Gerçekte eğitim, iyi alışkanlıklar elde etmek için yaptığımız güzel şeylerdir..." der.
İnsan için en iyi alışkanlık meraktan kaynaklanan öğrenme amaçlı araştırmalardır. "İncelik, yumuşaklık" anlamındaki Arapça merak kelimesi, Türkçe'de, "bir şeyin özünü, esasını anlama, kavrama isteği, öğrenme arzusu; bir şeyi elde etme, yapma veya bir şeyle uğraşma isteği" gibi anlamları kazanmıştır.
İlmin, sanatın, teknolojinin de ortaya çıkmasına vesile olan meraktır. Merakı olmayan bir kimsenin bir şeyler yapması, üretmesi, öğrenmesi mümkün değildir.
Merak duygusunun kaçınılmaz bir sonucu da araştırmadır. Araştırma ise bilim, sanat ve teknikle ilgili olarak yapılan yöntemli ve disiplinli çalışmalardır. Günümüz dünyasında merak ve araştırmanın önemi hemen her gün, her yerde ve her fırsatta dile getirilmektedir. Ulusların şimdide ve gelecekte var olma çabasının temelinde araştırma kaygısı ve merakı yatmaktadır.
Mâlûm "eğitim kurumları" araştırmaların yapıldığı veya yapılması gereken yerlerdir. Örgün eğitim kurumlarının yanı sıra onları destekleyen, eğitimi daha anlaşılır ve verimli hale getirmeye çalışan kurum ve kuruluşlar da vardır. Bunlardan birisi de müzelerdir.
Özellikle merak sâikiyle gezilen müzeler, ibret alabilen insanlar için geçmişten günümüze tutulmuş birer aynadır. Müzelerin soğuk salonlarında geçmişte yaşamış nice insanın emeği, alın teri teşhir edilirken içimizi ısıtmaktadır.
Türkçe'de kullandığımız şekliyle müze (museum) kelimesinin kökeni Grekçe "mousa", Latince "musa" olup, bütün Batı dillerinde aynı anlamda yer almaktadır. Sözlüklerde müze "ilim ve sanatın her dalıyla ilgili değerli eserlerin, eski çağlardan kalma kıymetli eşyaların saklandığı ve sergilendiği yer" olarak tanımlanmaktadır.
Müzeleri, sözlüklerde yer aldığı gibi bir sürü eşyanın sergilendiği binalar olarak değil de, toplumun sağlam temeller üzerine geleceğini oluşturmak için faydalanılacak birikimlerin bir arada bulunduğu, belgelerin toplandığı, toplumsal eğitim ve araştırma kurumları olarak görmek daha doğru olur.
Buraları, ibret almanın yanı sıra insanın yaratıcılığını kamçılayan, zevkle gezilen ve birçok şeyin öğrenildiği mekânlar olarak görmek gerekir. Müzelerde "tarihin ayak izleri"ni belirgin bir şekilde görmek mümkündür. Buralarda sergilenen objeleri doğru algılar, araştırır ve üzerinde düşünürsek, yapacaklarımıza kimliğimizi katabilir ve böyle bir çaba ile de gelecekte insanlık ailesi içinde kendimize iyi bir yer bulabiliriz.
Bazı toplumlar müzelerine koyacak nesne bulamazken biz müze diye yaptığımız binalara sergilenecek eşyaları sığdıramıyoruz. Bu kadar büyük bir kültürel mirasa sahip ülkemizin, buralardan çok daha iyi ve verimli bir şekilde istifade etmiş olması gerekir. Bunun için öncelikle yapmamız gereken merak edip sahip olduklarımızın farkına varmak, görmeyi öğrenmek ve bilginin heyecanını hissetmektedir.
Gerçekten merak edip gezdiğimizde görürüz ki, bir Topkapı Sarayı Müzesi müthiş bir kültürel zenginliği bünyesinde barındırmaktadır. Bunları öncelikle bizim görmemiz gerekir. Elbette bu tür kurumlar bütün insanlığın ortak malıdır. İnsanlığın ortak bilincinin oluşmasında Osmanlı Devleti'nin ve dolayısıyla bu yapının ve içinde barınan pek çok eserin katkısı vardır.
Bu birikimleri, bizden daha iyi korur ve değerlendirir diyerek emanet ettiğimiz devletin, buraları daha işlevsel hale getirmek için gayret göstermesi gerekir. Son yıllarda "müze kart"la ücret konusunda sağlanan kolaylık oldukça olumlu sonuçlar vermiş, ziyaretçe sayısı iyice artmıştır.
Günümüzde her şey ekonomik değerle ölçülür hale gelmiştir. Ekonomik değerden kasıt yalnızca para değildir. Bilgi birikimi, insan kaynakları, toplumsal eğitime katkı da sürekli ekonomik değer içerir. Bu sebeple her tür kurum ve işletme ülke ekonomisine yaptığı katkı oranında değer kazanmaktadır.
Ülkemizdeki müze ve ören yerler büyük birer ekonomik değer içermektedir. Ancak onların çalıştırılış biçimleri, yönetim organizasyonları, topluma kültürün yanı sıra ekonomik değer olarak katkıda bulunacakları yerde, devletten yardım bekleyen kurumlara dönüştürülmesi alışkanlıktan başka bir şey değildir.
Ah şu alışkanlıklar!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



