Kazasker Abdurrahman Camii.. İstanbul Aksaray'dan Millet Caddesi'ne doğru ilerlerken Çapa Tıp Merkezi'ne daha gelmeden hemen köşede. Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi'nin hemen yanıbaşında.
Yapımı 1555 yılında tamamlandı.
Koca Sinan'ın listelerine göre Kazasker Abdurrahman Camii bir Mimar Sinan Camii. Ancak başka rivayetler de var.
1918'deki Büyük Haliç Yangını'nda büyük oranda tahrip oluyor.
1950 yılına kadar bu tarihi camiye bir çivi bile çakılmıyor. Öyle harabe vaziyette, kaderine terk ediliyor. 1950'li yıllarda toplanan bağışlarla onarılarak ibadete açılıyor.
Ancak bu kez de 1956-1957 yıllarındaki ünlü 'Menderes İstimlakleri'ne kurban ediliyor Kazasker Abdurrahman Camii... Millet Caddesi genişletilirken bu camii de ortadan kaldırılıyor.
Ta ki 2008 yılına dek..
3 yıl önce Veysel Karani Hırka-i Şerif Camii Hizmet Vakfı konuya el atıyor.
Vakıf, Dr. Mimar Hamit Pilehvarian'a aslına uygun projesini çizdirerek işe başlıyor.
Ve mutlu son...
Kazasker Abdurrahman Camii geçtiğimiz hafta gözlerden uzak sade bir törenle ibadete açılıyor.
Camii'nin hemen girişine konulan ziyaretçi defterinde yazılanlar da milletimizin ecdad yadigarına olan sadakatinin bir göstergesi..
Tüm emeği geçenlere buradan şükranlarımı ve tebriklerimi iletiyorum.
Başkan Yusuf Yeşilbağ'ın büyük acısı
Erzincan-Üzümlü eski Belediye Başkanı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Bakanlık Müşaviri Yusuf Yeşilbağ Babalar Günü'nde kızını, bir gün önce de annesini kaybetti .
Yıllardır tanırım Yusuf beyi. Hoş sohbeti ve delikanlı duruşu ile bilinir çevresinde. Şimdi Star Gazetesi ve Kanal24'ün patronu olan Tevhit Karakaya Refah Partisi ve Fazilet Partisi milletvekili ilen Yeşilbağ da onun Meclis danışmanlığını üstlenmişti.
Babalar gününden bir gün önce annesi Hüsniye Yeşilbağ mekan-ı cennet oldu.
Anne acısı henüz dinmemişken bu kez kara haber Bolu'dan geldi.
Kendisi de öğretmen kökenli olan Yusuf bey 7 yıllık öğretmen kızı Gökçen Yeşilbağ'ın (31) trafik kazası haberiyle iyice sarsıldı.
Gökçen hanım Gerede'den Bolu' ya giderken geçirdiği kaza sonrası ağır yaralı olarak Bolu Köroğlu Devlet Hastanesi'ne kaldırılıyor ama kurtarılamıyor.
Yeşilbağ'ın yıllarca danışmanlığını yaptığı Tevhit Karakaya cenaze töreninde hemen yanıbaşındaydı..
Yusuf bey metanetli bir mümin. İnanıyorum, bu ağır travmayı da atlatacaktır.
Kendisine ve yakınlarına başsağlığı, merhume anne ve Gökçen hanıma Allah'tan rahmet diliyorum.
Bakan Nimet Çubukçu'ya açık mektup
Yaklaşık bir haftadır özellikle sosyal paylaşım sitelerinden -yoğun demek hafif kalır- bombardıman şeklinde feryatlar alıyorum; Ne olur bizim de sesimizi duyurun!
Peki nedir olay?
Efendim, 2011 Haziran seçimlerinden önce Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, 2009 ve 2010 KPSS sınavında sıraya giren öğretmen adayları için bir müjde verdi: "28 Haziran-4 Temmuz arasında başvurularınızı yapın. Kadroya aldığımız 14 bin 227 sözleşmeli öğretmen yerine, sırası gelenleri sözleşmeli öğretmen olarak atayacağız."
Bakan Çubukçu'nun bu değerlendirmesi kadro bekleyen öğretmen adaylarında büyük bir umut ve beklenti ortaya çıkardı.
30 bin öğretmen kadrosu açıldı.
Ancak bu 30 bin kadronun, 14 bin 227'si zaten görevde olan sözleşmeli öğretmenlere verildi.
Çubukçu, 2009 ve 2010 KPSS sınavına giren ve atama bekleyen öğretmenlere o tarihte dedi ki, "Merak etmeyin, kadro verilen sözleşmeliler yerine, sizi tayin edeceğiz."
Tam bir hayal kırıklığı işte bu noktadan sonra yaşandı.
Bütün sözleşmeliler, verilen vaad üzerine Kanun Hükmündeki Kararname (KHK) ile kadroya geçirilince, bu defa, sözleşmeli olarak atanmayı bekleyen 2009-2010 KPSS sınavına girmiş olanlar açıkta kaldı.
6 Temmuz'da tayinlerinin çıkmasını bekleyenler şok oldu.
Bu haklı beklenti içinde olanlara, "14 bin 227 değil, 6 bin kişiyi kadroya alalım" şeklinde bir öneri yapılıyor.
Bu da vaad edilenin tam yarısı demek..
Nimet Çubukçu verdiği sözlerin arkasında duran bir Bakan.
Ben eminim kadro bekleyen öğretmen adaylarının sesine kulak verecektir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



