milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Memleketi Kurtarmak

19 MART 2011
CMT 03:50

[-] Normal [+]
  • Kültür
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Hangi gazeteyi açsak gazetedeki köşe yazarları, hangi televizyon kanalına baksak kanaldaki tartışma programlarının konukları, dahası ilgili internet sitelerindeki yazan çizen herkes iki dakkada memleketi kurtarıyor. Sokağa çıkıyoruz aynı, mahallenin kahvehanesine uğruyoruz aynı, marketten alışveriş yapıyoruz aynı, durakta otobüs bekliyoruz aynı, otobüse biniyoruz aynı, üniversiteye gidiyoruz aynı. Herkes çok değil iki dakkada memleketi kurtarıyor. Kahvehanedeki ilkokul mezunu inşaat amelesiyle ulusal bir kanalda tartışma programında konuşan profesör doktorun kurduğu cümle arasında hiçbir fark yok; amele ve profesör eğer devletin başındaki hükümete yandaşsalar onlara göre hükümet iyi, eğer karşı iseler onlara göre hükümet kötü. İyi ile kötü yandaş ve karşı olmaya göre yön değiştiriyor. Üstelik yön değiştirirken de eğitim düzeyi arasında herhangi bir fark olmuyor; ha ilkokul mezunu ha üniversite.

Memleketi kurtarmak için eline fırsat verilse her vatandaşımız iki dakkada memleketi kurtaracak ama işte fırsat verilmiyor. Oysa kimsenin kendi kendisinin hakkında yorumu yok.

Bir programda bir profesör sanayinin Marmara Bölgesi'ne yığılmış olmasını kötü politikalara bağlıyor. Siirt'te fabrika olsa benim babam çalışmak için İstanbul'a gelir miydi, gelmezdi diyor. Alkışın en büyüğünü kapıyor. Cümlenin önü boş, arkası boş; bunu kimse düşünmüyor. Sorunu tespit etti ya güya, alkışı hemen hak ediyor. Millet olarak alkışa merakımız atalarımızdan devraldığımız birkaç genetik özellikten biridir. Coşkulu milletiz. İki cümle damarlarımıza hitap etseler hitabın içeriğine göre hemen ağlarız ya da hemen kahkahayı basarız. Göçebe özelliğimizden dolayı milletçe biraz kafadan kontak olmamız olur olmaz yerde coşmamızı gerektiriyor. Davul tak dese halaya duran bir milletiz.

Memleket sorunlarını sıralayan sıralayana; iki vatandaşımız bir araya gelse memleketi kurtarıp bir kenara çıkıyorlar. Nedense memleketi kurtarırken hep eleştiriyorlar, eleştiri sözcüğünü sözün gelişi kullanıyorum yoksa düşüncelerine eleştiri denilemez, yani sorunları ardı ardına sıralıyorlar. Kestirme çözümleri de hemen ortaya koyuyorlar. Mütedeyyin kesimdense ABD ve İsrail'le ilişkileri kestiğimizde ülke güllük gülistanlık oluyor. Aynı şeyi sosyal demokrat veya solcu geçinen koca koca köşe yazarları da söylüyor yazıyor. Bir kısım solculara kalsa ülkeden dincileri kaldıralım memleket en âlâ bayındır bir memleket olur çıkar. Bir kısım milliyetçilere göre ise şu Kürtleri bitirsek bizden iyi memleket olmaz. Derin devletin partisi CHP'lilere kalsa hepimiz laik olsak memleket iki dakkaya kalmaz düzelir.

Milletçe memleketi kurtarma hastalığına kapılmışız. Kimse kendi kendisine bakmıyor. Kimse yanına yöresine bakmıyor. Kimse eşine dostuna akrabasına bakmıyor. Kimse inandığı ideolojiye bakmıyor. Kimse partisine bakmıyor. Herkes başkasını suçluyor. Herkes hatanın alayını ötekinde buluyor. Bir Allah'ın kulu da ben insanım arkadaş kendim de hata yapabilirim demiyor. Bir Allah'ın kulu ben ne yapıyorum şu memleket için demiyor. Herkes başkasında buluyor hatayı. Herkes başkasından bekliyor dürüst olmayı. Kendisinden bir şey bekleyen kimse yok. Anlı şanlı köşe yazarları da başkasından bekliyor, anlı şanlı sanatçılar da başkasından bekliyor, anlı şanlı profesörler de başkasından bekliyor, ansız şansız sokaktaki insan da başkasından bekliyor. Bir nokta büyüklüğünde bile olsa ben kendim bu memleket için ne yaptım diyen tek kişi yok. Bu cümleyi okuyanlardan bazıları ben hiçbirşey yapmadımsa askerlik yaptım en azından bu vatan için diyecektir, desin. Zorunlu askerlik olmasın bakalım askere giderler miydi? Başbakanlık, bakanlık, milletvekilliği yapmış ve yapmakta olanlar memleket için şunu yaptım bunu yaptım diyeceklerdir. Bu işleri yaparken ceplerine milyon dolarlar indiriyorlar; devletin kasasından aldıklarıyla yetinmiyor bir de ihaleleri kendi çıkarlarına çeviriyorlar. Söz siyasilerden açılmışken, seçim atmosferine götürülen ülkemizde siyasiler en pespaye yalanları insanların gözünün içine baka baka söylüyor; dinleyen insanlar (partililer) da onları alkışlıyorlar. Hangi parti olursa olsun; politik hayatımda hiç yalan söylemedim diyecek politikacının alnını karışlarım. Yok böyle bir politikacı. Biz millet olarak çalan çırpan başbakanlara alıştırılmışız. Şimdi ne diyoruz; başımızdaki hükümetin başbakanı da yiyor ama en azından ülkeye hizmet ediyor diyoruz. Bizi, suyu verip sıtmaya razı etmişler. Çal ama bize de azıcık ver diyoruz millet olarak. Oysa çalma kardeşim bir vatandaş olarak bana da çalma fırsatı verme, çaldığımda ne ceza gerekiyorsa ver diyecek düzeyde bir tek vatandaşımız yok. Suç vatandaşta mı? Hayır.

Türkiye'de halka rağmen halka dayatılmış bir rejim var. Doksan yıldır ne şekilde bir devlet olacağımıza bir türlü karar veremedik; kafamızdaki devlet düşüncesi başkasına ait düşüncenin kötü bir kopyası. Bir devletin Anayasa'sında 'değiştirilemez' maddeler olur mu yahu. Bu, tabiat ve insanın doğasına ters. O kadar tutucu bir devletimiz var ki; sistem, seksen yıl önceki maddeleri bugün bize dayatmakta ısrar ediyor. Bu yüzden de herhangi bir meselede ne oluyor? Olan şu; şeker var, un var, yağ var ama helva yapamıyoruz. Neden? Çünkü eğitim sistemimiz bozuk. Bugün bozulmadı; eğitim sistemimiz Cumhuriyet tarihi boyunca sakat bir eğitim sistemidir. Türkiye'de bir profesörle bir ilkokul mezunu aynı cümleyi kuruyorsa bunun suçlusu profesör olamaz; profesörü profesör yapan eğitim sistemidir. Eğitim sistemini düzeltecek bir eğitimcimiz de yok.

Bir çay getir oğlum! Başlarım memleketi kurtaranlara!

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Kültür bölümü’nde 19.03.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: edebiyat, türkiye, kültür,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Cafer Keklikçi

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Bizim O Suskun Yoksulluğumuz
    2. 1990 Kuşağı Şairleri
    3. Örgütlü Kötülük
    4. Devrimci ve Muhafazakâr
    5. Şehir Tiyatroları veYılın Esprisi
    6. Türkiye Kültürü
    7. Suriye Meselesi
    8. "Biz kırıldık daha da kırılırız"
    9. Eğitimde Dershanelerin Yeri
    10. 2000 Kuşağı Şairleri
    1. Kitap İsimleri
    2. Bana bir tutam şiir ver
    3. Edebiyatın Değişmezleri
    4. Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı
    5. Ayakkabı Numarası
    6. Fitne
    7. Evet, kibirli şair
    8. Yoksulluğa Zam
    9. 2010'un Kitapları
    10. Hafız Hoca
    1. Yarımca
    2. “Şapkamı kaldırıyorum İstanbul’dan Maraş’a”*
    3. Türkiye İçin Evet
    4. Çılgın Proje
    5. Anlık Değişimler
    6. Yeni bir yolculuk
    7. Vaktin boşlukları
    8. Özgürlük için kitap
    9. Ayak sesleri
    10. Bana bir tutam şiir ver
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Kültür

    1. Hece dergisinde Kalmak
    2. Tasavvuf Seni Çağırıyor
    3. Tarım ve İnsan Ulusal Fotoğraf Yarışması için başvurular başladı
    4. Goethe Enstitüsü 2012 Grimm Yılı Edebiyat Çeviri Yarışması yapıyor
    5. Altın Koza Film Festivali jüri başkanı belli oldu
    6. Van Kalesi surları restore ediliyor
    7. Tekkeler niye kapatıldı?
    8. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    9. Zile Kalesi restore ediliyor
    10. Üstad Necip Fazıl anılıyor
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yasa geri çekilsin
    10. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek