Büyük ve güçlü şairlerin, gerek kendi çağı, gerekse sonraki çağların üzerinde hatırı sayılır hakları vardır. Bu haklar, yol ve ufuk açma, yeni imkânlar hazırlama, en nihayet etki oluşturma gibi nispeten izafî hallerden ötürü doğmuştur.
Olağanüstü nitelikte bir büyük şair olarak Mehmet Âkif, bu bakımlardan incelenmeye en layık şairlerden birisidir. Zira, bu yolculuğa çıkacak olanlar için, Âkif, zengin kaynaklar sunacaktır.
Hemen belirtelim, etkileme yahut ilham verme nokta-i nazarından Âkif'e göz attığınızda, kuşkunuz olmasın, farklı boyutlarla karşılaşacaksınız. Zira Âkif, kimi şairde fikrî ve aksiyoner bir örnek tip şeklinde görünürken, kimi şairde bir ilham kaynağı şeklinde vücut bulmaktadır. Başka bir mukayese cümlesi kurarak şöyle de diyebiliriz: Kimilerinde yüzeysel bir taklit şeklinde kendisini ele veren Âkif etkisi, bir kısım ustalarda bambaşka bir hal ile, sözgelimi, derinlerde ve örtük bir eda ile hissedilebilmektedir.
Bu noktada geriye dönerek şu tespitimizi belirgin kılalım: Âkif'in 'etki' dalgalarını dikkate alıp inceleyenler şimdiye kadar genellikle onun, fikrî ve aksiyoner örnek tip oluşunu merkezîleştirmiştir. Bu, problemli bir durumdur. Çünkü, 'aksiyoner'lik, hatta onda vücut bulmuş 'fikrî' duruş, sadece Âkif'e mahsus bir şey değildir. Onun fikrî teati yöntemini yahut fiiliyat biçimini, Âkif'i hiç tanımayan birisinde, hatta farklı dünyaların sahibi bir kişide de görebiliriz. Sözgelimi, Âkif'in yaşadığı çağa ve topluma benzer bir çağ ve toplumda yaşayan 'cemiyetçi' her şair, yaklaşık olarak aynı yahut benzer normlarla hareket edecektir. Bu bağlamda Âkif'le, sözgelimi Pablo Neruda, Ahmed Cevat, Luis Aragon, Mirza Elekber Sabir, Nazım Hikmet, Lorca, Necip Fazıl Kısakürek, Bahtiyar Vahapzade, Ahmet Arif, İsmet Özel, Yılmaz Odabaşı, vb. birbirine yaklaşan formlara imza atabilecek isimlerden sadece bir kaçıdır. Doğal olarak, bunların eserlerinde de huy, karakter, üslup, hatta şekil benzerliklerine rastlanılırsa, şaşmamak gerekir.
Fikrî ve aksiyoner tutuma bağlanmak, diğer bir ifade ile, bir öncüyü bu yönleriyle takip etmek sonradan gelen bir şair için elbette anlaşılabilir bir yoldur. Bunun tespit edilmesi de kayda değer bir araştırma gayretidir. Sözgelimi, işinin ehli bir akademisyen pekâla, Namık Kemal'den Mehmet Âkif'e, Âkif'ten Metin Önal Mengüşoğlu'na bir çizgi uzatabilir. Bu çizginin içini doldurmak için, eminim pek çok materyali de kolaylıkla bulabilir...
Fakat şunu da söylemeden geçmemelidir: Kanaatim odur ki, edebiyat araştırmacılığında bu tarz bir 'iz takipçiliği' artık demode olmaya doğru evrilmiştir. Bu hükmü, bu tarz çalışmalarda içine düşünülen tekrarcılığa işaret etmek için vermiş değilim. Biz biliyoruz ki, edebiyat eserini ele alış ve kıymetlendirişte kullanılabilecek yeni imkânlar 'saha'ya inmiştir. Araştırmacının hassas ve dinamik bir okur olarak metinler arası ilişki ağlarını çözmeye yönelik teşebbüsleri, bugün bu çerçevede izlenebilecek yola tekabül eder.
Peki, böyle bir okuma serüvenine giriştiğimizde Âkif'in etki alanına girdiğini iddia edebileceğimiz (ispat ayrı bir durum!) şairler var mıdır? Bunlar kimlerdir? Sözgelimi Sezai Karakoç, Cemal Süreya yahut başka bir isim, ne oranda bu etkiye uğramışlardır? Bu ve benzeri soruların kesin cevaplarına ve ayrıntılara şimdilik girmeyeceğim. Fakat, 11-13 Mart 2011 tarihleri arasında TYB tarafından Ankara'da düzenlenecek olan sempozyumun 5. oturumunda (12 Mart Cumartesi, saat 17.30) konuya aydınlık getireceğim. Meraklı okurlarımızla ve hassas edebiyat adamlarımızla bu meseleyi önce orada konuşmak isterim.
NOT: Ayrıca, 13 Mart 2011 Pazar günü saat 12-00-14.00'te Tüyap Bursa Kitap Fuarı- TYB Bursa Şubesi standında imza günü ve söyleşimiz vardır.
www.edebiyathayatmemat.blogcu.com
P. K. 205, Ulucami, Bursa


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



