milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Mehmed Âkif Kur’an’a aşıktı, çünkü o “Kur’an Şairi” idi…

17 OCAK 2010
PAZ 01:40

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Üstad Mehmed Âkif'in Mısır yılları - özellikle de 1926-1932 yılları - Kur'ân tercümesiyle geçtiği için artık Kur'ân onun bütün kalbini, bütün ruhunu, bütün mevcudiyetini kaplamıştı. Gücü kuvveti müsâid olduğu zamana kadar her gün mutlaka Kur'ân okurdu. Evvelce günde birkaç cüz okuyabilirken sonraları hastalığı sebebiyle birkaç sahifeye kadar indi. Hiç okuyamayacak kadar hastalanınca, hâfız dostları onu Kur'ân'sız bırakmadı. Her gün başı ucunda, sâkin ve sessiz odasında, hazin hazin Kur'an okudular. O da gözleri kapalı, hazin hazin onları dinledi.

Üstad, Kur'ân'ın her âyetiyle, her kelimesiyle, hattâ harfleriyle günlerce, senelerce uğraştığı için artık gönlünü oraya vermiş, bütün zevki o olmuştu. Bir pırlanta üzerinde işleyen sanatkâr gibi, o, Kur'ân'ın muazzam âyetleri üzerinde senelerce çalışmış, onu anlamaya uğraşmıştı. Peygamberimizin devrinde olsaydı, o, bir Kâtib-i Vahy olurdu. Aradan on üç asır geçmiş olsa da Hazreti Peygamber onu o pâyeye mazhar olanlar derecesine is'âd buyurmuş olsalar gerek.

Kur'ân'ı Türkçe'ye onun kadar güzel tercüme edebilecek yeryüzünde bir kişinin daha bulunmaması, elbette büyük bir mevhibe-i İlâhiye'dir. Hayatının son senelerini Kur'ân'a hasretmesi, hiç şüphe yok ki, bir sâik-i mânevînin taht-ı tesirindedir.

Bütün hayatı şiir içinde geçmiş olmakla beraber şairliği o kadar faydalı bir şey görmezdi. Onu bir süs gibi, bir lüks eğlence gibi telâkki ederdi. O kadar güzel şiirler yazmış olmakla beraber, bunları ehemmiyetsiz görür, "Ben daha faydalı şeyler yapmış olmalıydım." derdi. Şairliği kimseye tavsiye etmezdi. Ömrünün son senelerinde şiir ile iştigâle vakit bulamayarak, bütün zamanını Kur'ân'a hasretmesi onun için büyük bir mazhariyet, çok feyizli bir âkıbet olmuştu.

Üstad Âkif "Kur'an Şairi" olunca pek tabii ki en sevdiği insanların başında hâfızlar gelirdi. Nitekim kendisi de hâfızdı. Fakat hâfızlardan Kur'ân dinlemesini pek severdi. İstanbul'da dinlemediği hâfız yoktu. Kur'ân okumadığı gün hemen yoktu. Bu, Kur'ân okumak ve dinlemek, onun için en büyük mânevî bir zevk idi.

İstanbul'da hastalığının son döneminde çok sevdiği hafızlarda onu yalnız bırakmamıştı. Sözgelimi Hafız Necati... Hâfız Necati ona vefat edinceye kadar hemen her gün, bazen gün aşırı geldi, Kur'ân okudu. En sıkıntılı dakikalarında onun yanından ayrılmadı, onu yalnız bırakmadı. Eskiden tanışmadığı hâlde, büyük dostluk, vefakârlık gösterdi. Üstad'ı çok memnun etti. Üstad'ın ruhunu, ruhanî neş'elerle doldurdu. Öldüğü gün de en son hizmetlerini gördü. Hasta olduğu hâlde, havanın müthiş soğuk ve fırtınalı olmasına rağmen, cenazesinin yanından ayrılmadı. Herkes çekilip gittikten sonra da kabri başında kaldı, ona Kur'ân okudu.

Hâfız Necati okurken Üstad şöyle diyordu:

"- Ben bu zatı dinlerken, Kur'ân yeni nâzil oluyormuş gibi geliyor bana. Bu, ne müeddeb okuyuş! Bu, ne muhrik sadâ! Sonra her şey yerli yerinde. Bu adam, Allah'ın vermiş olduğu nimeti, ilimle de tezyin etmiş. An'ilmin okuyor. Allah râzı olsun."

Hafız Necati'nin yanı sıra onun sevdiği hâfızlardan biri de Hâfız İdris idi. Hasta günlerinde O da Üstad'ı ziyaret eder, hazin ve müessir okuyuşuyla Üstad'ı vecd içinde bırakırdı. Üstad, Hâfız İdris'i ilk gördüğü zaman gülerek:

"- Hâfız Efendi, dedi, maaşallah bıraktığım gibi duruyorsun. Hiç ihtiyarlamamışsın."

Hâfız İdris tebessüm ederek:

"- Teveccühünüz Üstad'ım," dedi.

Biraz konuştuktan sonra Üstad:

"- Hâfız Efendi, biraz Kur'ân dinleyebilir miyiz?" dedi.

Hâfız İdris okumaya başladı. Kur'ân'dan bazı şifa âyetlerini okumaya başladı..

Üstad Âkif ağlıyordu. Farklı heyecan içinde idi. Hâfız İdris gittikçe coşuyordu.   Okudukça sesi güzelleşiyor, heyecanlanıyordu. Üstad'ın teessür ve heyecanından korktuk. Hâfız İdris'e işaret ettik, kesti.  Hiç konuşmuyorduk. Derin bir sükûnet odayı kaplamıştı. Üstad gözlerini kapamış, dalgın yatıyordu.

"- Âsım evlâdım, dedi, bu çocuklar hep beni severler, beni görmek arzu ederlerdi. Fakat onlara sen rehber oldun, buraya getirdin. Berhudar ol. Bütün yaptıklarından ziyade beni bunlar memnun etti. Allah hepinizden râzı olsun."

Hâfız Âsım'ın ise Üstad Âkif'in yanında büyük bir ayrıcalığı vardı. Diğer hâfızları sevdiği gibi Hâfız Âsım'ı da pek severdi. Vefatından iki gün evvel cereyan eden şu konuşma bunun bir göstergesidir:

Üstad Âkif üç dört günlük baygınlıktan sonra biraz kendine gelebilmişti. Başı ucunda büyük kerimesi Cemile oturmuş, ağlıyordu. Derken yine Âsım geldi. Üstad başını bile çevirecek kudrette değildi. Çok tâkatsizdi. Gözlerinin rengi değişmiş, feri kalmamıştı. Çenesi sarkmış, dili ağırlaşmıştı. Sözleri güç anlaşılıyordu. Kelimeleri tamam edemiyordu. Ancak karîne ile bazı sözlerini anlamak mümkün oluyordu. Çok sözleri de anlaşılmıyordu.

Âsım'ı görünce fersiz gözlerini O'na tevcih etti. Bir şey söylemek istiyordu. Fakat dili kalkmıyordu. Anlaşılır anlaşılmaz hafif bir sesle, sanki bir işaretle:

"- Âsım nerdesin?" dedi.

"- Buradayım Üstad."

"- Çoktan beri gözükmedin."

"- Her gün ben buradayım. Ama siz istirahat ediyordunuz. Uyandırmak istemedim."

O sırada Fuad Şemsi geldi:

"- Âsım, sen artık bize okumaz oldun, dedi. Sen gâlibâ kendini bilmiyorsun. Biz seni hiç kimse ile bir tutamayız."

Sonra Üstad'a döndü:

"- Değil mi Üstad? Âsım'ın okuyuşu bambaşka bir şey! Rica ederim, söyleyiniz de okusun."

Fuad Şemsi en tehlikeli dakikalarında metanetini muhâfaza eder, hastalığının ağırlığını Üstad'a hissettirmemek için hoş sözler söyler, Üstad'ı avutmaya, kendini düşünmeye meydan bırakmamağa çalışırdı. Üstad o kadar tâkatsiz idi ki artık başını çeviremiyordu. Yalnız gözlerini oynatabiliyor, söyleyeni gözleriyle dinliyordu. Bu kadar tâkatsizliğe rağmen yine dimağı yerinde idi. Söyleyemiyor, fakat her şeyi hissediyor, anlıyordu.

Fuad Şemsi öyle iyi zamanlarındaki konuştukları lisanla Üstad'a:

"- Rica ederim, söyleyiniz de okusun," deyince, Üstad hakikaten canlanır gibi oldu. Yine dudaklarını oynattı. Kulağımızı vererek dikkat ettik:

"- Hele dinlensin, uzaktan geldi," diyordu. Âsım:

"- Yorgun değilim Üstad," dedi. Eûzü- Besmele çekti. Biraz durdu. Üstad'ın hangi âyeti işaret edeceğini bekliyordu. Üstad çok hafif bir sesle:

"Ve's-sâbikunel-evvelûne mine'lmuhâcirîne ve'l-ensâri..."*  dedi. Âsım oradan okumaya başladı. Birkaç sahife okudu. Üstad çok mütehassis olmuştu. Dalgın dalgın dinliyordu. Bitirdikten sonra Üstad Fuad Şemsi'ye baktı. Ona bir şey söylemek istiyordu. Fuad Şemsi daha yakınlaştı. Kulağını ona verdi. Üstad şunu anlatmak istiyordu:

"- Fuad Bey, Âsım'daki başkalık nedir bilir misin? Âsım okuyacağı âyetleri zemin ve zamana münasip intihab eder. O, benim hoşuma giden yerleri bilir. Bu vâdide O'na hizmet etmişimdir."

Fuad Şemsi Üstad'ın ne demek istediğini anlayarak sözü aldı. Üstad'ın yorulmasına meydan vermemek için Üstad'ın maksadını îzâh etti. Üstad gözleriyle Fuad Şemsi'yi tasdik ediyordu.**

* Tercümesi: "Muhacirlerden, Ensâr'dan en ileri ve evvel gelenlerle iyilikte onlara uyanlardan Allah hoşnut oldu, onlar da hoşnut oldular. Allah onlara altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. Onlar orada ebedî kalırlar. En büyük muvaffakiyet de budur." (Ömer Rızâ Doğrul, Tanrı Buyruğu, c. I, Üçüncü baskı, İstanbul 1955, Tevbe: 9/ 100).

** Bkz. Eşref Edib, Mehmed Âkif: Hayatı, Eserleri ve Yetmiş Muharririn Yazıları, İstanbul 1938.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 17.01.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: mehmet akif, abdülhamid, fetva, tiyatro, agd, mezar, eğitim bir sen, ilyas tongüç, cami,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Fahri Güven

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Üç farklı Said Nursî
    2. Allah'ın sözü olan Kur'an'ın önemini çocuklara kavratmak...
    3. Çocuklara Allah inancı şöyle anlatılmalıdır...
    4. Çocuklara Allah sevgisi nasıl anlatılmalıdır?
    5. "Kıblesiz bir dünyada yaşıyoruz ama bizim kıblemiz var..."
    6. Şiir sağanağı…
    7. Padişahların ölümleri...
    8. Hacca gidemiyorsanız Hazreti Peygamber'e mektup yazın...
    9. Said Nursî'nin 1940 sonrasında gördüğü zulüm ve işkenceler...
    10. Bediüzzaman Said Nursî'den kadınlara tavsiyeler...
    1. İstiklâl Marşı’nın yazılış hikâyesi… (1)
    2. Hz. Peygamber: “Cennet’in kokusunu duymak isteyenler çocuklarını koklasın...”
    3. Metin Yüksel'in şehid edilişinde teselli...
    4. Çocuk eğitimi anne karnında başlar…
    5. “İstiklâl Marşı”nın yazılış hikâyesi… -II-
    6. Hz. Enes’in Hz. Peygamber’le ilgili bir hatırası…
    7. “İzmir Kestane Pazarı Üniversitesinde” yaprak dökümü…
    8. Bir mebusumuzun anlattığı Ömer Seyfettin’in “Üç nasihat”i…
    9. Çocuk sevgisinin Sevgili Peygamberimizdeki yansıması…
    10. Üstad İsmet Özel ve “İstiklâl Marşı Derneği…”
    1. Hz. Ali’den üç mektup…
    2. Bedduanın da böylesi...
    3. İsmet Özel mi haklı, yoksa İhsan Süreyya Hoca mı?
    4. Başbakan, teamül ve tahammül…
    5. Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın alnına yazılan hat…
    6. Toptancılığa destek vermek düşüncemizi tasfiye etmek değil midir?
    7. Bir tokat bir çocuğun da, bir ülkenin de hayatını söndürebilir…
    8. Döşeği yere sert atmanın anlamı…
    9. Ahmet Muhtar Büyükçınar Hoca Efendi’yi ziyaret…
    10. Hz. Ömer’den ibret dersleri...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yasa geri çekilsin
    10. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek