Memlekette seçim var! Ekranlarda korkunç rakamlara malolan parti reklam filmleri. Memlekette seçim var... Bilboardlar yetmedi şimdi dev gökdelenlerde Hitler Almanyasını hatırlatan devasa lider resimlerinin donattığı vinil afişler. Memlekette seçim var!.. Sabah kahvaltımızda daha ağzımıza lokmayı koymadan evin camlarını zangırdatan dev anons otobüslerinin çığırtkanlığı... Vaadi bol, uygulanırlığı muhal seçim ilanları. Memlekette seçim var!.. Ajans haberlerinde merhum Erbakan Hoca'nın tabiriyle 'horoz döğüşü' tarzı incir çekirdeğini doldurmayan ağız dalaşı yapan parti liderleri. Memlekette seçim var! FB GS futbol karşılaşmasına indirgenen ve tercih hakkını düşünmesine adeta fırsat verilmeden bilinçsizce taraf olmaya itilen kitleler. Memlekette seçim var. Bir diğer partinin mitinglerde 7-8 kişi ölse de gerilimden etkilenen duygusallık güdüsüyle kitlelerin oyunu çeksek senaryoları imalatı. Memlekette seçim var! Geçen hafta gittiğimiz Avrupa ülkesi gezimizin bulunduğu ülkede de seçim vardı ama inanın bir kaç köşedeki afişten başka ne ses ne gürültü... Darısı başımıza dedim kendi kendime. Ne diyelim. Milletler neye layıksa öyle yönetilirmiş. Rabbim sonumuzu hayreyleye. Selamet ve saadetle kalın inşaallah...
Benjamin Karaoğlu
Sanatçı yönüyle tanıdığımız sevgili Ömer Karaoğlu'nun tadından bir nefeste okuyacağınız Cuma yazıları gazetemize renk katmaya başladı. Bu hafta okurlarına tanıttığı yazı-partneri 'Benjamin' ise sözlü ve yazılı kültürümüzde varolan ikili diyaloğun cazibesini ustalıkla kullanması tuzu biberi olmuş meramını anlatmada. Bu güzel gelenek sahne sanatlarımızda da kavuklu ile pişekar, Hacıvat Karagöz gibi muhavere tarzı hep olagelmiştir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de de 'qaale' diye başlayan diyaloglar hep müsbet ile menfinin karşılıklı sözleriyle muhataplarına sözü kolayca anlatmada en iyi yöntem olarak kullanılagelmiştir. Biz burada bir kez daha yazı refikimiz Ömer Karaoğlu ve Benjamin'ine hoşamedi diyelim...
Yaz hediyesi
Çocukluğumdaki yaz ayları benim için mahallemizdeki en büyük sosyal kuruluş olan camimizde 3-12 yaş arası tüm çocukların katıldığı ve sabahtan ikindi vaktine kadar süren yaz Kur'an kursları idi. Ne internet kafeler, ne spor tesisleri, ne çay bahçeleri, ne de kültür merkezleri mevcut idi. Tek ve yegane sosyal tesisimiz mahallemizin camisi idi. Bir de onun tek tabanca elemanı hem imamı hem müezzini ve de hem de eğitim hocası Hafız Rahmi hocamızdı. Üstelik Üsküdar'ın Ferah mahallesinin tek camisinde vazife yapmasına rağmen kadrosu bile olmayıp mahalleliden hem evlerini bizzat her ay dolaşarak aidatlarını toplayarak maişetini temini de kendisine aitti. (Ne günlermiş Ya Rabbi! Tarih de bundan yaklaşık 40 sene önceki İstanbul)... O zamanların tek Kur'an öğrenme mercii olan camimiz daha sonra İmam Hatip okullarının açılması, yazılı eserlerin çoğalması ve de giderek kaset ve cd'lerden hocaefendilerin eserlerini takipten sonra da internet dünyasında bilgisayarla önümüze kadar ve hatta cep telefonumuza kadar ayet ve surelerin gelmesi vahyin ne denli içimize kadar rahatlıkla ulaştığının nimetleri...
Şimdi bir de Milli Gazetemizin hele ki çocuklara sempatik gelecek resim ve seslerle yaz hediyesi olarak dağıttığı elif -ba cüzü hiç de kaçırılacak cinsten değil. Ben bile gazeteyi evime ve elime parayla alırken bu haftadan itibaren bu güzel esere sahip olmak için abone olmaya başvurduğum gibi bir de bir kardeşimizi abone yapmaya karar verdim. Darısı başınıza... Hayırlı tatil hediyesi olsun çocuklarımıza ve büyük çocuklarımıza tabii.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



