Medya; kamuoyunu bilgilendirmek, aydınlatmak, doğru haber vermekle yükümlüdür. Gazeteciliğin birinci yükümlülüğü gerçek haberdir. Sadakatle bağlı kalacağı ilk mercii halktır. Gazeteciler bağımsız bir gözlemci görevi görmeli; kamuoyuna açık bir eleştiri ve uzlaşma platformu sağlamalıdır. Vatandaşlara özgür olabilmeleri ve kendi kendilerini yönetebilmeleri için ihtiyaç duyacakları bilgiyi vermek, gazetecilerin temel amacı olmalıdır.
Kurumsal olarak medya, bireysel olarak da gazeteciler bu saydığımız görevlerini geçmişte çoğu kere başarıyla yerine getirdiler. Doğru haber peşinde koştular, gerçeğe sadık kaldılar, kamuoyunu aydınlatmak için büyük çaba harcadılar.
Ancak özellikle son yirmi yılda medya çok büyük bir endüstri haline dönüştü; gazete çıkarmak, televizyon kurmak, dergi yayınlamak, bunları dağıtmak/izletmek, finansal açıdan ayakta tutabilmek ciddi bir sermaye gücü gerektirmeye başladı.
Medyanın bilgi aktarma, haberdar etme, gelişmeleri duyurma fonksiyonu da yavaş yavaş eğlendirme işlevine dönüştü. Endüstrileşen medya, kimi zaman kendi çıkarları için, kimi zaman da siyasal erkin talebi doğrultusunda haberleri sakladı, eksik yayınladı, çarpıttı hatta hiç yayınlamamayı tercih etti.
İletişim bilimci Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, Star Gazetesi'ne verdiği söyleşisinde bu duruma şöyle dikkat çekiyor: "Tüm dünyayı idare eden global ölçekteki medya 1980'li yıllarda 80-100 şirketken, şimdi bu güce 2000'li yıllarda sadece 8-10 şirket sahip. Bu tamamen yatay, dikey, çapraz tekelleşme, daha doğrusu oligopolleşme demek. Disney, News Corporation, AOL Time Warner, Viacom, General Electric sadece haber vermek için çalışmıyor. Bunlar silah, otomotiv sanayi, savaş sanayi birçok medya dışı sektörde de söz sahibi. Dolayısıyla yurttaşın, dünya vatandaşının bilgi edinme hakkı ihlal edilmiş oluyor. Çünkü bunların çıkarları var, zaten başka sektörlerde güç sahibi olmak, silahlanmak için medyaya sahip olmak istiyorlar. Dolayısıyla burada en çok mağdur durumda kalanlar dünya kamuoyu, dünya vatandaşlarıdır..."
Bu durumun beraberinde getirdiği ise elbette medya tekellerine, çok uluslu şirketlerin çıkarlarına mahkumiyetten başka bir şey değildi.
Kamuoyu, medya kartellerinin verdiği bilgiyle yetinmek, onların istediği kadarıyla gelişmelerden haberdar olmak zorundaydı. İstedikleri bilgiyi, arzu ettikleri şekilde çarpıtmak da cabası tabii ki...
Medyanın bu düzeni, yeni yüzyılda değişti; iletişim teknolojilerinde devrim niteliğindeki gelişmeler alternatif medya kanallarına imkan sağladı. İnternet üzerinden gelişen sosyal medya, çok uluslu şirketlerin medya kartellerine kafa tutmaya başladı.
Wikileaks olayı 21. yüzyılın, medya kartellerini nasıl sarsacağını göstermesi bakımından çok değerli bir örnek.
Medya kartellerinin sakladığı, çarpıttığı, yok saydığı haberleri artık sosyal medya kanalları aracılığıyla kamuoyuna iletebilmek mümkün. Bu aynı zamanda medyanın demokratikleşmesi açısından da stratejik bir fırsat.
Prof. İnceoğlu'nun bu konudaki görüşleri de kayda değer: "Daha önce dikey, tepeden, yukarıdan aşağıya dikte edici bir medya düzeni vardı. Şimdi daha demokratik, daha yatay, paylaşımcı, katılımcı bir medya doğuyor. Katılımcı kısmı çok önemli; farklı, kendi sesini duyuramayanlar açısından. Alternatifi medyanın önemi burada. Geleneksel medyanın marjinalleştirdiği, hatta dışladığı kesimler bunlar. Çünkü global ölçekte ve ulusal ölçekte geleneksel medyanın bir "biz"lik tanımı vardır. ABD'de bu WASP diye geçer. White, Anglo Sakson Protestan. Bunun dışında olanlar ötekidir. Medya da bu zihniyettedir, çünkü var olan egemen zihniyet budur. Louis Althusser'in dediği de budur; Devletin ideolojik aygıtı gibi çalışır medya. Var olan hegemonik, egemen söylemin yeniden üretilmesinde, meşrulaştırılmasında çok ciddi görev alır. Dolayısıyla Wikileaks tipi sosyal medya mecraları bu tip engellemelerin, dışlamaların etkisini azaltacaktır."
Wikileaks gerçeğinden sonra medya düzeninde artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz.
Elbette medya kartelleri, egemen güçler, çok uluslu şirketler, mevcut düzenin yıkılmaması için büyük çaba harcayacaklardır ama artık dijital bir çağ açılmıştır. Bu süreç belki birtakım engellemelerle yavaşlatılabilir ancak asla engellenemez.
Wikileaks benzeri pek çok eylemle bundan sonra daha sık karşılaşacağız. Hiçbir şey gizli kalamayacak; kamuoyu haber alma, gerçekleri öğrenme hakkını alternatif medya araçlarıyla rahatlıkla kullanabilecek.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




