Medya vaizi kimdir? Başbakan'ın Diyanet'e 'milleti bunlardan kurtarın' diye şikâyette bulunduğu lafazan takımı mı?
O kadar çok medya vaizi var ki ne din ne de Diyanet bunlara yetişebilir.
Spor yazarından magazin muhabirine kadar herkes din konusunda vaaz veriyor aslında.
Din konusu derken, öyle sınırları belli, amentüsü şekillenmiş bir din falan sanmayın.
Bu din her anlatıcının kendi dünyasına göre doğru yanlış cetveli hazırlayıp piyasaya sürdüğü bir din.
Öyle kaynaklarına bakılmaya gerek duyulmayan, vicdanlarda yanıp sönen biraz Mevlana biraz Yunus rengi spot ışıkları.
Beyaz bir gömleğin üzerinde şık duran temiz bir kalp.
Her şeyin aşırısı zarardırlar tarzında sürüp giden genellemeler bütünü.
En dünyevi görüntüye sahip gazete ve televizyonlar bile konuyu dönüp dolaştırıp din noktasına taşımıyor mu?
Üstelik hiçbirinde 'bir bilene soralım' gibi had bilmeye yönelik bir yaklaşım da yok.
Din vaizlerini bu derece geveze yapan bu seküler vaizlerden başkası değildir.
Ne yapsın bizim mübarekler de her tartışmaya sahaya giren yabancı cismi çıkarma marifetiyle balıklama dalıveriyorlar.
Dinin değil bizim müdafaaya ihtiyacımız var aslında. Bu gerçeği bilsek öyle halaskaran edasıyla kanal kanal dolaşır mıydık hiç.
Din ne vakit tartışılan bir malzemeye dönüşür, işte o zaman kabukla uğraşmaktan öze ulaşmaya ne zamanımız ne de imkânımız kalır. Manzara bugün tam da böyle bir durum arz ediyor.
Ortada sürekli tartışma konusu yaptığımız ya da sanık sandalyesine oturttuğumuz bir din var. Tartışma konuları belli bir merkezden ülkeye dağılıyor. Bu tür medyatik dini tartışma ve sohbetlerde genellikle mesajcı mesajın üstünde seyretmektedir.
Seyirci konumundaki kişi dini meseleden ziyade konunun aktörü olan görüntüyle ilgilenmektedir. Onun yayacağı muhtemel dalgalandırıcı içerik karşısında teyakkuz halindedir. Her din anlatıcısı serbest piyasaya dayalı bir yorum sepeti uzatmaktadır izleyicilerine.
Zira izleyici cemaat olmadığı gibi cemaat olmaya en uzak konumdan anlatıya yaklaşmaktadır. Ekran karşısı dediğimiz yer ne minberdir ne de kürsü.
Böyle olmadığı için televizyonun karşısında din programı-tartışması- seyreden (çünkü en kritik en trajik mesele bile ekran karşısında seyirliktir) kişi son derece kaygısız ve meselesizdir.
Aslında umumiyetle medyadaki din anlatıcıları da meselesi olanlardan ziyade mesele oluşturmakta yetenekli olanlardan tercih edilir.
Ekran karşısında görünürlük din anlatıcısını aynı zamanda bir dinsel figüre dönüştürmektedir. Bu figüratif taraf medya vaizlerini ister istemez sekülerleştirmektedir. Zira görünürlük beraberinde vizyonu ve şöhreti bununla beraber de parasal imkânı da getirmektedir.
Kimi medya vaizlerinin ekranda bir saatlik dini sohbet karşılığında ses sanatçılarını bile kıskandıracak yüksek paralar alması mesajın mesajcının avuçlarından kayması ya da elinde patlaması gibidir.
Görüldüğü gibi medya vaizliği memlekette iki şekilde icra ediliyor. Biri medya mensuplarının din mevzularına ehliyetsizce dalıp meseleyi sulandırıp, derme çatma bilgilerle reyting uğruna ciddiyeti kundaklamaları. İkincisi ise uzun yıllar camii avlularının dışına çıkamamış çıktığı en yüksek yer minareyle sınırlı olan bazı vaizlerin arkasındaki hinliği sezemeyecek denli bir uyuşuklukla televizyon stüdyolarına zıplayarak gitmeleri. Oysa görsel medya bu vaizleri kullanıp kullanıp tükettikten sonra ekrandan aşağıya doğru fırlatıp atmaktadır. Bu kadar zamandır televizyonlarda din tartışmalarına bilirkişilik yapan bu vaizler acaba kaç kişinin kapanan ya da işgal edilen idrak yollarının açılmasına vesile olmuştur? Ben bu konuda hiç iyimser değilim. Eğer televizyon bu kişiler eliyle dinsel beslenmeye katkı sağlamış olsaydı toplumda az bile olsa bunun tezahürlerini görmüş olurduk. Bir gencin Cuma namazında hatibi dinlerken alacağı bilgi, görgü ve bilinç bütün bu televizyon programlarından yansıyanların topuna bedeldir.
Modern zamanlarda hakikat ses ve söz içerisinde değil sükûnet ve örneklikle yeşerip kök salmaya daha çok ihtiyaç hissetmektedir. Konuşmak nerdeyse bir deformasyon aracı haline gelmiştir. İnsanlar numunelere, ideallerle ve örnek şahsiyetlere muhtaçtır. Millet olarak başta medya vaizleri olmak üzere birazcık sussak dinin ne dediği ahlakın ne söylediği daha iyi anlaşılacaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



