Zaman zaman Saadet Partisi ve Anadolu Gençlik Derneği tarafından Anadolu'nun çeşitli kentlerinde organize edilen "Türkiye'de Medya Gerçeği" konferansımızda, şahsımıza yöneltilen ilginç sorulardan birisi de şudur: "Milli Gazete, Hakk'ın, hukukun, adaletin sesi, soluğu olmasına rağmen, neden daha çok okuyucuya ulaşamıyor?"
Bu sorunun iki cephesi vardır. Birinci cephesi elbette bizimle ilgili olan, gazetemizin üzerine düşen görevler. İkinci cephesi ise Türkiye'deki medya zihniyetinin insanlarımızın zihinlerinde yaptığı dönüşüm ve medya profilinin oluşturduğu insan prototipi. Türkiye'deki medya zihniyeti, düşünmeyen, konuşmayan, sorgulamayan, analiz etmeyen, hiçbir şeye karışmayan, suya sabuna dokunmayan bir insan prototipi oluşturmak için özellikle kurgulanmıştır. Bu insan prototipi, etrafını algılamaktan aciz, başına gelen veya gelecek belalara tepki göstermeyen, yarını ile ilgili endişesi olmayan, tarih kültürü ve algısı oluşmamış, sadece bugününü yaşayan materyalist bir tiptir. Kendisine dayatılan popüler kültürün kahramanlarıyla hayatını şekillendiren, kendi kısır dünyasını oluşturan, tartışmalarını, endişelerini, geleceğe yönelik kaygılarını hep yaşadığı kısır kavramlar üzerine bina eden bu insan tipi, mesela dolu dolu bir gazete kavramından hep habersiz yaşamıştır. Düşünceden, estetikten, kültürden, bilgiden, gerçek yorumdan uzak, dünyaya "gerçeklerin penceresinden" bakma konusunda beyni dejenere edilmiş bu insan prototipinin "afyonlanmış" ve "narkozlanmış" yapısının gerçeğe dönüştürülmesi şarttır.
Eğer beyinleri şartlandırılmış bu insanlarımız Milli Gazete'nin logosunda bulunan "Hak Geldi Batıl Zail Oldu" ayeti kerimesinin sırrına vakıf olabilseler, Milli Gazete'nin değerini, kadrü kıymetini, medya dünyasındaki yerini algılayabilseler, Milli Gazete matbaasında bir adet bassa bile o gün bayilerde bu gazeteyi bulabilmek ve okuyabilmek için birbirleriyle yarış ederlerdi. Milli Gazete, işte bundan 40 yıl önce, toplumumuzun üzerinde yapılan büyük dönüşüm harekatını ortadan kaldırmak, sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan sihirli kavramlar etrafında şekillendirilen insanlarımızın algısını, Hak'ka, hukuka, adalete, güzelliğe ayarlayabilmek için yola çıktı. Milli Gazete, yayın hayatına başladığı günden beri doğru bildiği yolda, şimdiye kadar hiçbir dönemece sapmadan bugünlere gelmiş, çizgisinden taviz vermemiş müsbet bir yayın organıdır. Milli Gazete'nin temellerindeki en büyük harcın sahibi Milli Görüş Lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Milli Gazete'yi müsbet medyanın temeli olarak nitelendirmiş ve bu yönde gösterdiği istikametle gazetemize yön ve ufuk çizmiştir. Hocamızın gösterdiği istikamette şimdiye kadar devam ettik, bundan sonra da inşallah yolumuza devam edeceğiz.
Milli Gazete, gerek habercilik anlayışıyla gerekse reklam potansiyeliyle gazetecilikte bir devrim olmuş, her gerçeği saptırmadan vererek ve zihinlerdeki karmaşayı ortadan kaldıracak bir habercilik biçimiyle "insanlarımızı" Hakk'a yönlendirmiştir.
Milli Gazete, gücü değil, Hakk'ı ve Haklıyı üstün tutan anlayışıyla, bağımsız ve bağlantısız bir yayıncılığı esas ve ilke almıştır. Gazetemiz, 40.yıl arefesinde Pazar gününden beri yepyeni yüzüyle sizlerle buluşuyor. Gazetemizin bu estetik kaygısının, okuyucularımız nezdinde de heyecan oluşturduğunu, bundan böyle gazetemizi daha çok insana ulaştırma noktasında bizi her zamankinden daha çok destekleyeceklerinden kuşkumuz yok. Allah (c.c.) hepimizin yardımcısı olsun!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



