Annesi: "O daracık pantolonla dışarı çıkmayacaksın inşallah"
Kızı : "Anne burası İstanbul!"
Koca: "Seni bu kıyafetle gören olursa benim karım olduğunu sakın söyleme"
Karısı: "Hayatım alış artık.. Burası İstanbul!"
"Mavi Jeans"ın reklamından bahsediyoruz.
"Burası İstanbul" diye bir reklam yapmışlar. Yukarıdaki diyaloglar her gün onlarca kez ekrana gelen Mavi Jeans reklamından.
Dizilerde ahlak zaten dibe vurmuş durumda. Gayri meşru ilişkiler, aldatmalar, yasak aşklar... Yeğen yengesiyle, baldız eniştesiyle düşüp kalkıyor. Affınıza sığınarak ve çok çok özür dileyerek yazıyoruz; en çok izlenen bir dizide "Kızını hamile bırakan baba" vardı...
Neyse reklama dönelim;
Açık-saçık giyinen genç kız "Anne Burası İstanbul" deyip aleme akıyor!
Kadın bütün işvesiyle dışarı çıkarken kocasına, "Hayatım alış artık.. Burası İstanbul" diyor.
Demirel'e sorsanız ağzını doldura doldura; "İşte çağdaş İstanbul" derdi ama biz diyemiyoruz.
Ne ahlaki ölçülerimizle, ne bu milletin örf ve adetleriyle alakası var.
Ama asıl dramatik olan şu:
Dün bir faks geldi. Ankara Rotary Kulübü'nden.
Bir ödül törenleri varmış. Ödülün adı; "Geleneksel Meslek Hizmet Ödülü"
Ödülü; İnsanlığa hizmet verenlere ve meslekte yüksek ahlak standartlarını destekleyenlere veriyorlarmış.
Bu yılki ödüle kimi layık görmüşler dersiniz?
Mavi Jeans Yönetim Kurulu Başkanı Sait Akarlılar!
Ahmet Yıldız'a;
Mücadele adamıydı. Gençliğinde Milli Türk Talebe Birliği'nde Komite Başkanlığı yaptı. En zor zamanlarında memur sendikacılığının kahrını ve yükünü çekti. Babacandı. Sendika çalışanlarının moralini yüksek tutmak için, hastalığının en kesif dönemlerinde bile sendika merkezine tebessüm ederek girerdi. Acısını saklayıp mutluluğunu paylaşanlardandı.
Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız önceki gün ebediyete irtihal etti.
Allah gani gani rahmet etsin.
Mekanını cennet eylesin.
İbrahim Keresteci'ye;
Memur sendikacılığının bir diğer sevilen ismi Bem-Bir-Sen Genel Sekreteri İbrahim Keresteci ağır bir trafik kazası geçirdi. Tedavisi sürüyor. Şifası için dua edelim.
SÖZÜN ÖZÜ
Başkası düştü mü, "çürük tahtaya basmasaydı" deriz.
Kendimiz düşünce, bastığımız tahtanın çürük çıkmış olmasından şikayet ederiz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




