Bir günlük bir Maraş günlüğünde, bir çırpıda gezilip görülen yerler, bellekte tutulmaya çalışılan isimler, aşırı ve yoğun bir yüklenmenin ardından geriye kalanlara baktığımda, bir kültür kentinin henüz çok azını özümsediğim görülecektir. Maraş’ı soluyan ve yaşayan biri için belki de kanıksamışlığın getirdiği duyguyla anlatılanların bir değeri de olmayabilir.
Maraş dünü ve bugünüyle iç içe geçenler arasında kısmen de olsa bize bir şeyler bıraktığı kesin. Ancak bazı şeyler vardır ki, iyice sırıtır. Bunlardan biri de Sütçü İmam adına yapılan türbede ben hiçbir sıcaklık göremedim. Kendimi bir mermer lahitin önünde bulunca metafizik bir ürperti hissedemedim. Adı ve onun etrafında geçen olaylar, meseller çok da ilgi çekiyor. Söz konusu olan hamamın yerinde yeller esiyor. Korunmamış, korunamamış. Kültür tarihini yaşatmamada mahiriz. Hatta yıkmada üstümüze yoktur.
Maraş Kalesi’nde kaleye ait olan dehlizler, odalar, kale içindeki şeylerin çoğu yok artık. Bir tepe üstünde bir park ve çay ocağı… İnsanda geçmişe ait bir duygu uyandırmıyor. Anlatılanlara bakılırsa, yapılan çalışmalarda ortaya çıkan odalar, kale altındaki geçitler, kalenin altında bulunan hamam ile olan bağlantıların hiçbiri yok. Söz konusu edilenler ortaya çıkarılabilinseydi, o döneme ilişkin hayat anlayışı ve bakışı daha belirginleşmiş olacaktı.
Fransız işgalinin betimlenişi de öyle. Maraş insanının duyguları çok daha titizdir. Fransız işgalinde, kalede dalgalanan Fransız bayrağı altında özgür olunamayacağı, Cuma namazının kılınamayacağı duygusu, kurtuluşu getirmiştir. Bu duygu, hamasetten öte, hem metafizik bir ruhtan yansıyış, hem de bir milletin özgürlük tutkusunun belirginliğini göstermesi bakımından anlamlıdır. Bugün için böyle bir değerden söz etmek bile olası görünmüyor. Küresel dünya psikolojisi yeni bir yenilgi bakışıdır.
Çınar ağaçları kültür tarihimizin simgelerinden biridir. Çınar ağaçları, camilerle özdeş bir durum. Fakat burada bir çelişkiyi de vurgulamak durumundayım. Kemalettin Erbakan beyle çınar ağacı üzerine olan sohbetimizde, altını çizdiği ve vurguladığı önemli bir şey var. “Çınar ağaçları meyve vermiyor. Meyvesiz bir ağaç ne işe yarar?” sorusu o günden beri zihnimi kurcalamıyor değil.
Bir başka çelişki ve açmaz da, Milli Görüş tarihinde ve sürecinde Maraş’ın özel bir yer ve konumu vardır. Ruhuyla ve özellikleriyle Maraş, Milli Görüş ruhu taşır. Bu ifade edişte bunu salt Milli Görüş siyasal partileri açısından kastedilmiyor. Milli Görüş, medeniyet tarihimizde, bu yüzyıldaki ifadesidir, adlandırılışıdır. Siyasal anlamda da bu yüzyılda gerektiği kadar kendisini Milli Görüş ruhu içinde ifade etmiştir. Milli Görüş partileri son dönem hariç hemen bütün dönemlerde söz sahibi olmuştur, özellikle yerel yönetimlerde.
Milli Görüş’ün sürekli olarak iktidar olduğu bu kültür kentinde Milli Görüş lideri Erbakan hocaya dolaylı bir haksızlık vardır. İttifak döneminde Alparslan Türkeş adı, Türk siyasal hayatında henüz söz sahibi olan başbakanın adı birer bulvara verilirken, Erbakan Hoca’nın esamesi okunmuyor. Bu, bir zihni kırılmanın ve vefasızlığın en belirgin örneğidir.
Sultan Abdülhamid han adına yapılan caminin temelini Erbakan hoca atıyor. Kültür ve düşünce tarihimiz açısından bu çok daha önemlidir. Bulvarlara isim vermek o kadar önemli bir olay değildir, belki de iyi olmuştur, ancak zihni kırılma, çarpıklık ve tutum bakımından olan durumları görmek bakımından önemsiyorum.
Maraş’ın yer isimlerinde, çağrışımlarla insanı düşündüren özellikler taşıyor. ‘Boğazkesen’, ‘Bayezit Camii’, ‘Müşir’, ‘Kumarbaz’, ‘Tekke mahallesi’, ‘Ulu Camii’, ‘Çukur Hamam’, ‘Malik Ejder’, ‘Hatuniye Camii’, ‘Sütçü İmam’, ‘Çınaraltı Camii’, ‘Şeyh Camii’, ‘Bahtiyar Yokuşu’, ‘Şekerli Camii’, ‘Kümbet’, ‘Divanlı Camii’, ‘Şizet Çağlaları’, ‘Güzlek’ gibi sadece birkaç ismi anmak bile yeterli.
Evlerle birlikte küçücük bahçelere sığdırılan birkaç ağaççık, dut, asma, erik vs. Bir evin bahçesiz olması düşünülmez. Nane tarlalarında hâlâ nane yetişiyor mu?
Sıcacık dostluklarına doyamadığım Saadet Partisi İl Başkanı Ahmet Bahar ile Ali Büyükçapar, Serdar Yakar, Adem, Mehmet beylerin, AGD kız ve erkek öğrenci yurdundaki genç kardeşlerimi sevgiyle anıyorum. Oraya davet edilmem için, il başkanımızla birlikte, Sabahattin bey’in merhum babasını burada rahmetle anıyorum. Oraya gitmemizi çok arzulayan, ama bizden bir günce Sevgiliye kavuşmak için bekleyemeyen merhumu. Saadet Partisi’ne kurucu üyelik için müracaat edip, kabulünü bir çerçeve içinde evinin kapısına asan gönül ve dava adamı…
Maraş çok güzel bir rüya olarak kaldı bende.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



