Yeni ve sivil bir anayasanın yapılmasının gerekliliği konusunda, toplumun bütün kesimleri ittifak halindedir.
Aslında, millet, 2002 ve 2007 seçimlerinde, oyunu Ak Parti' ye bunun için vermiştir. Yüzde 47 oyun manası budur!
Millet, bu kadar yüksek oranda oy verirken, Ak Parti' ye demiştir ki "Al bu oyu, git anayasayı değiştir, özgürlüklerin üzerindeki kısıtlamaları kaldır, gelir dağılımındaki adaletsizliği gider!"
Daha doğrusu, milletin beklentisi bu yöndedir.
Ancak yaşananlar, göstermiştir ki, Ak Parti, bu meseleyi temelinden halledecek adımları atmak yerine, orasından, burasından bir takım rötuş düzenlemelerle vaziyeti idare etmeye, günü kurtarmaya çalışmaktadır.
Ayrıca, bu rötuşlar yapılırken, toplumun ihtiyaçlarına göre değil de, Ak Parti' nin o günkü ihtiyaçlarına göre adım atılması da, bir diğer ve çok önemli bir yanlıştır.
Bu yüzden de, hükümetin bu yönde yapmaya çalıştığı her türlü değişiklik çabası, yeni bir tartışmanın, yeni bir gerilimin konusu olmaktadır.
Son anayasa değişikliği girişiminde de, aynı yanlışın içerisine düşülmüştür.
Hükümet, HSYK' ya kızmış ve düğmeye basmıştır. Yani, bu değişiklik girişiminde, hükümetin yargı çevreleri ile olan çekişmesi, etkin olmuştur.
Hükümet, yine sayısal gücüne güvenerek ve "Sen öyle yaparsan ben de yaparım" gibi tepkisel bir tavırla yola çıkmıştır.
Hal böyle olunca da, yapılmak istenen doğru bile olsa, yapılış tarzının ve üslubunun yanlış olması sebebiyle, neticesi yanlış olmaktadır.
Dolayısıyla, gelinen bu noktada da, hükümetin yapacağı bir değişiklik, sadece yeni bir gerilimin konusunu oluşturmaktan öte, bir netice hâsıl etmeyecektir.
Hâlbuki bu kadar büyük bir oy desteğine karşısında, iktidar partisine düşen, tüm toplum kesimlerini bir araya getirip, gereken toplumsal mutabakatı sağlayarak, özlenen sivil bir anayasayı yapmaktır.
Ama maalesef Ak Parti, aradan 8 yıl geçmesine rağmen bunu yapmamıştır.
Bakın yapamamıştır demiyorum, yapmamıştır diyorum. Kanımca, bu bilinçli bir tercihtir.
Ak Parti, tercihini hep statükodan yana kullanmıştır.
Aslında milletin, kendisine oy veren kitlelerin beklentilerine cevap verme iradesini, hiçbir zaman ortaya koymamıştır.
Milletten oy almış ama statükoyla uzlaşmayı tercih etmiştir.
Milleti de gerilim politikaları ile kandırmakta ve oyalamaktadır. Anayasa değişikliği konusunda da, Ak Parti, yine istiyormuş gibi davranmaktadır.
Çünkü kendisi de bilmektedir ki, bu şartlar altında yapılan bir değişiklik, yine yargı engeline takılacak, ya da yeni bir kavga ve gerilimin konusunu oluşturacaktır. Belki iktidar partisinin asıl istediği de budur. Yeni bir kavga ve gerilimle oy desteğini artırmak!
Zira seçim yaklaşmaktadır. Birçok alandaki başarısızlıkları örtmenin yolu, anlaşılan o ki, yine kavgadan geçmektedir!
Yani maksat üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir.
Yukarı da, iktidarın tavrı için "İstiyormuş gibi" tabirini kullandım!
Milletin istediği ve beklediği yönde reformları yapmak veya bunun için gerekli adımları atmak yerine, bir takım rötuşlar yapılıyorsa, bunun adı, aslında yapıyormuş gibi yapmaktır, istiyormuş gibi davranmaktır.
Hükümete düşen, anayasa yapmak istemiyorsa, bunu açıkça söylemektir. Yok, yapmak istiyorsa da, bunun usulünü ve gereklerini ortaya koymaktır.
Çünkü büyük olana, iktidarda bulunana düşen budur!
Bu noktada, bir konuya daha dikkatinizi çekmek istiyorum!
Ak Parti, sanki bazı şeylerin imkânsızlığını, topluma ispatlamak için de, özel bir gayret içerisindedir!
Kalıcı düzenlemelerle, meseleleri kökten halletmek yerine, rötuş tarzında bir takım günü birlik değişiklikler yapmakta; bunlar, başta yargı olmak üzere diğer bazı engellere takılınca da, hemen "Ne yapalım bakın biz yaptık ama engelliyorlar" mazeretinin ardına sığınmaktadırlar.
Sanki bu konuda da, dertleri, meseleyi halletmek değil, milleti ikna etmektir.
Nitekim toplumun bir kesiminde de "Ne yapsınlar, bırakmıyorlar ki" mazereti etkin olmaya, durum kabullenilmeye başlanmıştır.
Başörtüsü, katsayı, insan hakları, özgürlükler, üniversiteye giriş gibi birçok konuda da böyle olmuştur.
Bu yüzden de yapılması gereken, bunlar değil kalıcı düzenlemelerdir. Ancak iktidar partisinin, böyle bir şeye niyeti ve cesareti de olmadığı aşikârdır.
Netice olarak, Ak Parti, yüzde 47' nin hakkını verememiştir!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



