milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DERİN SAVAŞ
  • BİLMECE YUMAĞI
  • 'ORTADA SUÇ FALAN YOK'
  • DAVASININ ERİYDİ
  • TEZKEREYLE Mİ DÖNECEK?
  • FİDAN'I KİM HARCAMAK İSTİYOR ?
  • DIŞA BAĞIMLI OLARAK BÜYÜK DEVLET OLUNAMAZ
  • BİR ÜLKENİN BAŞBAKANI, EMPERYALİST PROJE İÇERİSİNDE YER ALABİLİR Mİ?
  • FATİH'İN KARADAN YÜRÜTTÜĞÜ GEMİLERİN BELGESİ BULUNDU
  • BÇG'Yİ DE GÖRÜN

Arif olan anlasın artık...

29 TEMMUZ 2010
PER 03:50

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

1900'lerin başındaki bir raporda 300 milyonluk Hindistan'ı 900 kadar İngiliz memurun idare ettiğinden bahseder. Koskoca bir ülkenin nasıl sömürüldüğünün, boyun eğdirildiğinin çarpıcı bir örneğidir bu durum. Ticarete, sanata, siyasete, bilgiye hükmetmeye başladıktan, hamle üstünlüğüne eriştikten sonra dünyayı kendi kafalarındaki (bugünün Oryantalist zihniyeti) Batı (hükmeden ve uygarlık beşiği) ve Doğu (boyun eğmek zorunda olan ve ilkel, barbar, insani olmayan) ayrımında ele alan gayrı ahlaki ve gayrı insani bakış açısının bir sonucudur da denebilir.  Bugünkü tezahürü olarak da, "uygar ve modern güçlerin", "geri, yoz ve ilkel" toplulukları özgürleştirmesi, Batı nezdinde bir kutsallık atfedilmiş olan "yeni dünya düzenine" veya "küresel sisteme" uyumlu hale getirmesi sayılabilir. Bu noktada da, merkez ve çevre veya Batı ve Doğu ayrımı geçerlidir. Sayılar, istatistikler, oranlar değişse de roller değişmez. Birileri daima bir rol biçer, birileri de biçilen rolleri oynar.

Nasıl ki, bir ülkeyi veya kıtayı askeri güçle işgal edip, her türlü kaynağını (insan gücü, doğal rezerv vs) bilfiil kendi ülkesine gönderme metodu yerini siyasi, ekonomik, kültürel vs. manada bağımlı kılmaya ve dolayısıyla da sömürüye bıraktıysa, aynı şekilde merkezin çevreye tahakkümü ve iş gördürme şekli de değişmiştir. Önceleri görünürde pespaye bir kürek mahkumluğu gibi ayan beyan ortadayken, şimdilerde ise ortakmış gibi, aynı statü, önem ve konumdaymış gibi çeşitli roller biçilmesi durumu yaşanmakta. Birtakım projelerin, planların taşeronluğuna soyunanlar, üstüne üstlük bunu da çok büyük bir marifetmiş gibi sahiplenenler iyi bilirler bu durumu.

İyi veya kötü belli bir potansiyele sahip olan bir ülkeyi yıllar boyunca (elinde her türlü imkan ve fırsat olduğu halde) oyalayanlar, sahte imaj ve kasıtlı yanlış bilgilerle kandıranlar da bu "proje bazlı hareketin" birer unsurudurlar. Koskoca bir ülkeyi resmen üretimsizleştirmenin, genç nüfusunu iğdiş edercesine işsizliğe mahkum etmenin, "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" umdesine alenen aykırı şekilde her türlü karşıt görüşü, sesi bel altından vurmayı da işin içine katarak susturmanın, açılım diye dayatılan Türkiye'yi ayrıştırma planının bile normal gözüktüğü bir ortamda, her gün şehit olan askerlere, birbirine düşürülmeye çalışılan bu ülke insanına, milyonlarca aç, yoksul, çaresiz insana bir damla bile gözyaşı dökmeyip de, bin bir türlü azar, fırçalama ve ayar verme arasında dökülen gözyaşlarının samimiyeti sorgulanmaz mı? Her dökülen gözyaşı saygıyı hak etmek durumunda değildir.

Bunun en çarpıcı örneği, Endülüs'teki son Müslüman şehrinin Hıristiyanlarca yakılıp yıkılması sırasında yaşanır. Hırisiyanlarla anlaşıp şehri kurtarma hesapları yapan Gırnata Emiri, anlaşmaya riayet etmeyen Hıristiyanların yakıp yıktığı şehre bir tepeden bakarak göz yaşı döker. Ve annesinden şöyle bir karşılık görür: "Erkekler gibi dövüşmemenin neticesi kadınlar gibi ağlamaktır." Oradaki gözyaşı da bir çaresizliği, elden gelen bir şeyler olmamasının bir tezahürüdür ve aynı zamanda da annenin sarf ettiği cümledeki gibi bir beceriksizlik veya iş bilmezliği de belirtir.

Eldeki tüm imkanları seferber edip, göbekten bağlı ve omurgasız basın gücünü de her türlü yanlış bilgilendirme vasfına uygun kullanarak dahi insanların hoşnutsuzluklarını bertaraf edemeyen, tatmin edilememiş beklentilerini karşılamaktan aciz bir otoritenin gözyaşını da bir rant veya istismar vasıtası yapması anormal sayılmaz. Bu ülkenin insanlarını, toplumunu haftalarca, aylarca saçma sapan tartışmalarla, dış kaynaklı projelerle, yapay gündem maddeleriyle oyalayarak büyük sorunları gözlerden ırak tutan bir anlayışın samimiyeti üzerine iki defa düşünmek gerekir. Bu ülkenin temel meselelerinden hiçbirini gerçek manada çözememiş bir yapı, sadece ve sadece üç beş ay sonra yarılacak olan duble yollardan ve konut projelerinden medet umacaktır elbet. Devlet, bir belediye değildir ancak.

Son birkaç senedir proaktif olduğu söylenen ve kerameti kendinden menkul bir ataklıkla kendi milli çıkarlarını savunmak haricinde her şeyi beceren bir dış politika da bu yapıyı tamamlar. Afrika'nın bilmemne ülkesiyle vizeleri kaldırmak, Kuzey Irak'taki aşiret reisine "ağabey" diye hitap ederek "sıfır sorun" şeklinde formüle edilen müthiş stratejiyi gözümüzün içine sokan anlayış, Türkiye'nin güneydoğusunun fiili olarak ayrışmasını mı beklemektedir acaba, yoksa daha 7-8 sene öncesine kadar "kırmızı çizgi" kabul edilen bazı hususların zamanla silinip gitmesi gibi bunun da toplumca sindirilmesini mi bekler, bilinmez. Açılım diyerek yere göğe koyamadıkları, ancak içinde hiç bir şeyin olmadığını da kendilerinin de itiraf ettiği Mr.President patentli terörü neredeyse legalize edecek ve terörü destekleyenleri de günbegün cesaretlendiren girişim de başarı (!) hanelerinde duruyor. Gerçi meydana gelen her toplumsal tepkiyi veya eylemi de bir punduna getirip bilmemkimin komplosu veya millet iradesine (!) karşı bir tuzak gibi takdim edeceklerdir yine. Ne de olsa, kendilerine karşı oln herkes provokatör, birilerinin vazifeli elemanı vs. olrak yaftalanır. Ancak, her ne hikmese, ortaya konan fiyasko hiç bir şekilde sorgulanmaz, felakete doğru giden sonuçları üzerine en ufak bir aykırı laf söylenmez.

İnternet üzerinden bir nevi muhalif bir örgütlenme gibi hareket eden ve hemen her şeye karşıt olmalarıyla nam salan (ki bazen işin tadını da kaçırdıklar oluyormuş, küfür vs gibi) bir grubun, bu belirtilen felsefelerine koşut olarak iktidar partisinin internet sitesindeki referandum anketine yaptıklarıyla bitirelim. Toplu halde oy kullanarak  yüzde 97 oranında "hayır" oyuna sebep olmuşlar (1200 tane oy bir anda kullanılmış) ve bunun üzerine ilgililer de bu toplu oy kullanarak halkı kandıranların mahkemeye verileceğini söylemişler. Tamamen iktidar partisinin meşruiyeti zeminine çekilmeye çalışılan bu referandum oylamasında kafası karışıklar için yol gösterici bir örnektir bu durum ve halkı kandırmanın daha profesyonel yolları üzerine çalışmaları gerekmektedir internetteki eylemcilerin. (Bu arada, Ankara'daki Türkiye-İsrail voleybol maçında İsrail takımı antrenörü ve iki Mossad ajanının tepki çekmemek amaçlı Türkiye tişörtü giymeleri de mevcut siyasi iktidarın İsrail ile ilişkilerinin bir özetidir. Kamuoyu tepkisi üzerine toplumun önünde aslan kesil, ancak perde gerisinde ve gizli kapaklı olarak her türlü ilişkinin muhafazasını sağla. İnsanları kandırmak değil de nedir bu? Mavi Marmara olayından sonra alınan en sert (!) tedbir, o tarihteki bir hazırlık maçının iptaliymiş demek) Arif olan anlar.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 29.07.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: akp, parti, ekonomi,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 1 yorum|yorum rssrss

  • çok güzel analiz

    Her zaman olduğu gibi yine çok güzel bir analiz açılım açılım diye bu ülkeye ayrıştırmak isteyen terörü meşrulaştıran,ödüllendiren zihniyeti inegöl ve dörtyol bırakıtlarıyla beraber görüyoruz...çok haklı ve yerinde bir analiz yapmışsın sayın yazar her gün demokrasi,insan hakları,darbe diye kafamızı ütüleyen yazarlardan olmadın,çizginde devam çok iyi,cesurca,gerçekçi

    müslüm | KatılıyorumKatılmıyorum (6.7/10 puan) | 29 Temmuz 2010 16:06

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Burak Kıllıoğlu

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. "Sadece Allah vardı"
    2. Kapitalizm: Başarısızlara "başarı" hikayeleri anlatmak
    3. Kapitalizmin temsilcisi
    4. Mevzu "sıfır sorun" ise gerisi teferruat
    5. Lehistan Sefiri
    6. Siyasette 12 Eylül, ekonomide 24 Ocak
    7. Sigorta, sıcak para ve İstanbul
    8. Bir anda kötü olan "faiz lobisi"
    9. Kendini inkar etmek
    10. Dünya ile zehirlenmek
    1. ABD 2008 Başkanlık Seçimi Üzerine Bir Değerlendirme:
    2. 31 Mart olayı ve bugünkü rol değişimi
    3. Fotokopi çekilir, vatandaş çoğaltılır!
    4. 24 Ocak 1980: Küresel pranganın takılması...
    5. Tepkini sevsinler...
    6. Neo-Köylü!
    7. Geldi yine üç harfli, zaten hiç gitmemişti ki…
    8. Son zamanlar için güncel sözlük
    9. Oyları böl ki, oyun bozulsun!
    10. AKP niçin Saadet’ten korkuyor?
    1. Borsa işsizlikten önemlidir
    2. Son zamanlar için güncel sözlük
    3. Hasan çalışacak, İzak yiyecek
    4. Kafası karışık muhafazakârların halleri
    5. Lüks herkesin hakkıymış!
    6. Yine mi ses etmeyelim?
    7. Ahlâk da bitti, insanlık da
    8. İşsiz Adam ağlıyor
    9. Darbecisi de birdir gözümüzde, gizli gündemlisi de...
    10. Bir aceminin kongre izlenimleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    2. İrtica.org kuradan çıktı
    3. 'Sanki savaşa gidermiş gibi konuşuyor'
    4. Darbecilerin kıydığı hayatlar
    5. MHP'li vekil, Bahçeli'nin disipline sevkini istiyor
    6. Görevimiz Meclisi çalıştırmak
    7. İktidar savaşı
    8. Doğan'a göre dava yanlışlıkla açıldı
    9. Tarihçi Yılmaz Öztuna vefat etti
    10. Derin savaş
  • Diğer

    1. Yunanistan acı ilacı içmek üzere
    2. 2011'de 10 bin 822 milyoner daha
    3. "Bazı rötuşlara ihtiyaç var"
    4. Otomotiv tasarım konuşmaları üniversitelerde
    5. Çin'in enflasyonu yeniden sıçradı
    6. Otomotiv ihracatının yüzde 35'i Bursa'dan
    7. "150 avrodan yüksek hediye kabul edilemez''
    8. Kartlarla 546 milyar lira harcadık
    9. OPEC, petrol talebi tahminini düşürdü
    10. Kapıkule Sınır Kapısı araç trafiğine açıldı
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    3. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    4. Tezkereyle mi dönecek?
    5. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    6. BÇG'yi de görün
    7. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    8. Bir ülkenin başbakanı, emperyalist proje içerisinde yer alabilir mi?
    9. "Erbakan'ın etkisi hiç bitmeyecek"
    10. 'Yeşil'e yakalama kararı!
  • Çok Yorumlanan

    1. Haniye İran'a gidiyor
    2. İstifa eden başkana tutuklama
    3. Uluslararası Af Örgütü endişeli
    4. Sinemanın Ankara'sı
    5. Humus'ta kan durmuyor
    6. Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti...
    7. Polonya'da 62 ölü var!
    8. İsrail'le sımsıkı biçimde birlikte çalışacağız
    9. Hamas ve El Fetih anlaştı; hükümeti Abbas kuracak
    10. 'Suriye ciddi bölünme tehlikesi geçiriyor'
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek