Sokağa çıkıp insanlara Türkiye Cumhuriyeti'nin sıra dışı valilerini sayın deseniz; rahmetli Recep Yazıcıoğlu'ndan başlarlar. Fakat bu sıradışı ifadesinin ilk muhatabı aslında Hazım Oktay Başer'dir. Valiliği kadar yaşam öyküsü de sıradışılıklarla doludur.
Daha çocukluğunun baharında babasını kaybedince, hayata tutunmak için gösterdiği gayreti ne kadar sıradışıysa...
1959 yılında mülkiyeden iyi bir derece ile mezun olarak, 1963 yılında Ankara'nın Çamlıdere ilçesine kaymakam olarak atanması da o kadar sıradışıdır.
Şanlıurfa'nın Bozova ilçesine tayin edildiğinde, "sakın oraya gitme" diyenlere karşı çıkarak Bozova'nın yolunu tutması ne kadar sıradışıysa...
Yakası kirli halkın arasına karışması, namazlarda alnını onlarla secdeye koyması, işleri zorlaştıran memurları yola getirmesi, doktor hanımını hasta köylünün emrine vermesi ve "artık buradan gidiyorum" deyince arkasından herkesi hüngür hüngür ağlatması o kadar sıradışıdır.
Kars Vali Yardımcılığı ve Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı sırasında sistemle halk arasındaki arızalara getirdiği çözümler ne kadar sıra dışıysa...
Vali olarak atandığı Konya'da, sabah namazına gelmeyen imamın cübbesini giyip cemaate namaz kıldırması da o kadar sıra dışıdır.
Valiliğinin 4. ayında izine ayrılarak, hanımıyla birlikte kara yoluyla Hicaz yollarına düşmesi ne kadar sıra dışıysa...
Dönüşünde "Türkiye Cumhuriyeti'nin valisi nasıl Hacca gider?!.." diye feveranlar koparan basına, ertesi yıl bir daha Hacca giderek cevap vermesi o kadar sıradışıdır.
Hazım Oktay Başer doğruluğun yanında, yanlışların karşısında duruşuyla ne kadar sıradışıysa...
Bu ender yetişen hizmet ve devlet adamının Merkez Valiliği'ne çekilip, elinin kolunun bağlanarak emekliliğe zorlanması da o kadar sıradışıdır.
Ve uzunca yıllar Millî Gazete, Yeni Devir ve Milsan Basın Sanayii A.Ş.'nin Genel Müdürlüğü'dür aslında bana Oktay amca hakkında bu satırları yazdıran. O bizim Oktay ağabeyimiz, o bizim vali amcamız, o bizim dert ortağımız ve bunların nihayetinde o bizim genel müdürümüzdü.
O bize; hizmet aşkıyla ve ümmet şuuruyla hep yanımızda olduğunu hissettirdi. "Son Cuma"ya geldiğinde "efendim nasılsınız?.." sorularının cevabında "biraz rahatsızım, dua edin..." tebessümüyle birlikte bir burukluk vardı yüzünde.
Oktay amca 72 yıllık bir hayattan sonra, geçtiğimiz senenin Haziran'ının ilk Pazartesi günü aramızdan ayrılarak, sonu olan hayattan sonsuzluk âlemine gitti. Bugün vali amcamızın ebediyete irtihalinin birinci yıldönümü. Bir kez daha rahmetle anıyoruz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



