Doğu Türkistan'daki 5 Temmuz katliamı sırasında 11 Temmuz'da bu köşede yayımlanan "Çin'i durduracak tek güç var" ( 11 Temmuz 2009) başlıklı makalemde, (http://www.milligazete.com.tr/makale/cini-durduracak-tek-guc-var- 132138.htm) şöyle demiştim:
"...Müslüman Uygurlar çaresizlik içerisinde...
Batılı devletlerden ve BM'den beklentisi olmayan Müslümanlar, yaşanan zulmün durdurulması konusunda ülkelerinden etkili adım atmalarını bekliyor.
Ancak maalesef, mevcut koşullarda tek başına herhangi bir İslam ülkesinin Çin'e baskı yapmasıyla sonuca ulaşmak mümkün değil.
Niçin mi?
Çünkü; Hiç bir İslam ülkesinin tek başına askeri ve ekonomik bakımdan ABD ile her kulvarda yarışan Çin'e direkt olarak baskı yapma gücü yok.
Örneğin Türkiye...
Çin'den milyarlarca dolar kredi aldığı belirtilen Türkiye, Pekin'e baskı yapabilir mi?
Hayır.
İran da Pekin'e baskı yapamaz.
Çünkü; Nükleer programı dolayısıyla Batılı ülkelerin yaptırım hatta askeri müdahale tehdidi altındaki İran, Çin'in BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto gücüne ihtiyaç duyuyor.
Pakistan da Pekin'e baskı yapamaz.
Çünkü; İslamabad yönetimi de Hindistan'a karşı Çin'in desteğine ihtiyaç duyuyor.
Ülkesindeki doğal gaz yataklarının işletilmesini Çin'e veren Sudan da Pekin'e baskı yapamaz. ÇÜNKÜ; Hartum'un da Çin'in veto gücüne ihtiyacı var.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün...
Bu zulmün durması için yapılacak en etkili adımın İslam ülkelerinin ortak tavır belirlemesiyle olacağı, muhakkak.
Ortak tavrın belirlenmesini sağlayacak yegane kuruluş da BM'den sonra en çok üyeye sahip olan İslam Konferansı Teşkilatı (İKT)'dır."
Bu tespitler, İHH'nın öncülüğünde düzenlenen " Hür Doğu Türkistan" konferansında konuşan "Mazlumların sesi" Mazlum-Der'in Başkanı Faruk Ünsal'ın tespitleriyle birebir örtüşüyordu.
Zira Ünsal, konferansta şu tespitlerde bulundu:
-İslam ülkeleri stratejik ve politik desteğine ihtiyaç duyduğu için Çin'e gereken tepkiyi gösterememektedir.
-Pakistan, Hindistan'a karşı destek beklediği için ülkesine kaçan Uygurları, Çin'e iade ediyor. İade edilenlerin hepsi idam ediliyor.
-Şangay İşbirliği Teşkilatı kuralları gereğince, üye ülkeler olan Türkî Cumhuriyetler de aynı şekilde zulümden kaçan Uygurları Çin'e teslim ediyor.
-Çin üzerinde en etkili olabilecek güç, Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun genel sekreteri olduğu İslam Konferansı Teşkilatı'dır.
-Mazlum-Der Genel Başkanı Faruk Ünsal, bu tespitlerinin yanı sıra çok önemli önerilerde bulundu. Ünsal'ın önerileri şöyleydi:
-Doğu Türkistan sorunu, büyük aşama kaydedilmesine rağmen geçmişte olduğu gibi ülkemizde bir partinin meselesi halinden çıkarılarak, tüm insanlığın meselesi haline dönüştürülmeli.
-Çin kökenli Müslümanlar olan Hui'lerle Uygur Müslümanları aralarındaki mesafeli duruşa son vererek, daha yakın ilişki kurmaya çalışmalıdır.
-Sincan ismi, gayrı meşru bir isimdir. Bunu tüm dünyaya ilan etmeliyiz.
-Doğu Türkistan meselesine ilgisizliğin temelinde, bu sorun konusundaki bilgisizlik yatmaktadır. Çin'in kalın duvarları arkasından bilgi sızmamaktadır. Bu konuda dünyayı bilgilendirmeliyiz.
Çin, yönetiminin tüm dinlere mesafeli oluşu dolayısıyla camilere giriş yasağı koyduğu yönündeki iddialar gerçek dışıdır. Camilere konulan listelerin benzerleri Konfüçyus ibadethanelerine konulmamaktadır. Dolayısıyla Çin'in bu yasakçı tutumu sadece Müslümanlara karşıdır.
-Çin'in öne sürdüğü "istatistikî veriler, tamamen sanal gerçeklerden" oluşmaktadır.
-Dalay Lama'nın popülaritesi dolayısıyla Tibet'e ilgi var, ancak dünyanın Doğu Türkistan'a olan ilgisini çekmenin yolları aranmalı.
Doğu Türkistan konusunda ayrıntılı bilgilerin, çarpıcı görüşlerin yer aldığı söyleşileri yarından itibaren yayımlayacağız...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



