Birinci adım: İsrail ve Mahmud Abbas yönetimi ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi George Mitchell'in arabulucuğuyla yeniden dolaylı barış görüşmeleri yapma kararlarını açıkladı...
İkinci adım: ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Crowley de ABD himayesinde dolaylı müzakerelerin başladığını ilan etmekte gecikmedi.
Üçüncü adım: İsrail'in Suriye ile uzun zamandır başlatmak istediği barış görüşmelerindeyse Türkiye'nin arabulucuğu yeniden gündeme geldi. Başbakan Erdoğan, Suriye ile İsrail arasında görüşmelerin her an başlayabileceğini açıkladı.
Dördüncü adım: İsrail Başbakan Yardımcısı Silvan Şalom , "Türkiye, İsrail'in iyi dostuydu ve hâlâ da iyi dostu" sözleriyle Türkiye'nin arabuluculuğunun İsrail tarafından memnuniyetle karşılandığını vurguladı.
Beşinci adım: ABD Başkan Yardımcısı Joseph Biden Ortadoğu Barış Sürecini yeniden başlatmak için soluğu İsrail'de aldı ve Amerikan yönetimlerinin "İsrail'in güvenliği sözkonusu olduğunda Amerika ile İsrail arasında hiçbir görüş ayrılığı olamayacağı" biatını yineledi.
Tayyip Erdoğan'ın 'eşbaşkanlığını' yürüttüğü BOP'un iflasından sonra Ortadoğu'da başlatılan yeni sürecin adımları bunlar. Hepsi de son bir haftada atılan adım. Sürece öyle hızlı girildi ki, 'alçak koltuk krizi' de o hızla aşıldı. Öyle ki, Türkiye yeni rolüne çoktan soyundu bile. Tayyip Bey'in yeni hizmet misyonu Suriye'yi İsrail ile barıştırmak. Senaryonun baş yardımcı rolünü Tayyip Bey kapmış gibi görünüyor.
Peki yeni sürecin başrol oyuncusu kim olacak? Bunu anlamak için Beşinci adıma bakmamız yetecek. Obama yönetiminin İsrail'i ziyaret eden en üst düzey yetkilisi olan ABD Başkan Yardımcısı Joseph (Joe) Biden hiç kuşkusuz yeni süreçte başrol oynayacak. Anlayacağınız Joseph Biden ismine en az Bush'un Başkan Yardımcısı Dick Cheney kadar aşina olacağız.
Peki kim bu Joe Biden? İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Biden'i "İsrail'in büyük dostu" diye karşılaması boş değil. Zira, Biden İsrail'e olan sevgi ve ilgisini her fırsatta dile getiren bir isim. Yediot Ahronot Gazetesi'ne İsrail seyahati öncesinde verdiği demeç ise oldukça ilginç:
"İsrail ile ABD'nin bağları sadece siyasi ve askeri değil aynı zamanda kültürel ve tarihseldir. Her zaman söylediğim gibi Siyonist olmak için Yahudi olmak şart değil."
ABD Başkan Yardımcısı Biden'in gelini bir yahudi. Gelini dolayısıyla torunlarının bir Yahudi evinde yetiştirildiğinden de övgüyle bahsediyor.
Bush ve Cheney Irak'a özgürlük için gelmişti. Obama ve Biden ise bölgeye barış için geliyor.
Irak'a 'haçlı seferi' diyerek girildi. Yeni sürece ise "Siyonist olmak için Yahudi olmak şart değil" sözleriyle soyunuluyor... Ne diyelim, son adım eğer Irak'a özgürlük projesine dönerse vah ümmetin haline...
Magosa Sancaktarı nasıl Mason Sancaktarı oldu?
Hem bir yazımızın kulisini hem de düzeltmesini kaleme alacağız bugün. 'Kulisin de kulisi olur mu' demeyin. Meğer oluyormuş...
12 Şubat 2010 tarihli Kulis Ankara'daki 'Mason Sancaktarı emekli albay!' başlıklı yazımızı hatırlayacaksınız. "Loca mensuplarının tercih ettiği gazetenin ilan sayfalarında dikkatimizi çeken bir ölüm ilanı"nı konu edinmiştik bu yazımızda. Zira, Hürriyet gazetesinde çıkan Emekli bir albaya dair ölüm ilanındaki 'Mason Sancaktarı' ibaresi dikkatimizden kaçacak cinsten değildi. Bir albay ve mason sancaktarlığı yanyana gelince böyle bir ilanı göz ardı etmek de mümkün olmazdı doğrusu. Biz de göz ardı etmedik doğal olarak. Ama yazıdan sonra albayın torunun kaleme aldığı maille yazımıza konu olan ölüm ilanının ilginç seyrini öğrendik. Bakın neler olmuş:
"Yazıda bahsi geçen Emekli Albay dedemdir. Ailemizin masonlara karşı bir düşmanlığı yoktur ancak dedemin masonlukla alakası yoktur. 6 Şubat'ta yayınlanan ilan tamamen Hürriyet gazetesine verilen ilan için aracılık eden ajansın hatasıdır. Başarılarından ve becerilerinden dolayı dedem, "Magosa Sancaktarı" olmaya layık görülmüştür. Bu sıfatına ilanda yer vermek istedik. Ancak maalesef ajans korkunç bir hataya imza atarak "Mason Sancaktarı" ifadesini kullandı."
Tuhaf hatalar zinciri Magosa Sancaktarı'nı, Mason Sancaktarı yapmış. Bu e-maili alınca üzüldük elbette. Ama yazıyı kişisel düzlemde değil de fikirsel düzlemde ele almış olmamıza da sevindik. Çünkü ilana konu olan emekli albayın ismini özellikle vermemiş, hatta ilanın kupürünü kullanırken ismi bantlamıştık. Fakat fotoğraflı ilanda fotoğraf için böyle bir uygulama yapma şansımız olmamıştı. Bizimle bir ilgisi olmadığı halde bu hatamızı telafi etme imkanı verdiği için Magosa Sancaktarı albayın torununa teşekkür borçluyuz. Ama hatırlatmadan geçmeyelim: Birilerine ya da masonlara düşmanlık değil mesele. Mesele kurulu bir mekanizmayla insanlığın sömürülmesi, bozgunculuğun tetiklenmesi meselesidir.
Cihat tuğlası...
Yavuz Sultan Selim'in babası Sultan II. Bayezid'in, İla-yı kelimetullah için çıktığı seferlerde üstüne bulaşan tozları silkip, biriktirerek bunlardan bir tuğla döktürdüğünü ve böylece Allah'ın "cihat" emrine uyduğunun işareti olarak bu tuğlayı yanından ayırmadığını... biliyor muydunuz?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



