Hürriyet yazarı Ahmet Hakan pazar günkü yazısında Başbakan Erdoğan ile Millî Gazete ilişkilerini irdeleyen bir yazı kaleme almış!
Hakan'a göre Erdoğan ilk iktidar döneminde güne Millî Gazete okumadan başlamıyormuş! Günlük gazete tomarının içinden Millî Gazete'yi çıkarıp okuyor ve çoğu kez de "Şunlara bak ya, neler de yazıyorlar" diye acayip öfkeleniyormuş!
Erdoğan ikinci iktidar döneminde ise güne Millî Gazete ile başlamayı terk etmiş! Hakan'ın ifadesine göre Millî Gazete'yi görmezden gelmeyi tercih etmeye başlamış!
Görmezden gelmekle kalmamış!
Yok saymış!
Uçağına falan da Millî Gazete'den kimseyi almamış!
Açıkçası ambargo uygulamış!
Ahmet Hakan bu tespitlerde bulunduktan sonra "Millî Gazete de bu uygulamayı hiç takmadı" diyerek bir hakkı teslim ediyor!
Ahmet Hakan'ın Başbakan Erdoğan'ın güne artık Millî Gazete okumayarak başladığı yolundaki iddiası gerçeği ne kadar yansıtıyor bilemiyoruz!
Ama Başbakan Erdoğan'ın Millî Gazete'yi her zaman dikkatle okumasında yarar gördüğümüzü ifade etmek istiyoruz! Zira bu gazetede Erdoğan'ın hoşuna gitmese de "dost acı söyler" denilerek "sadece doğrular" ifade edilmektedir!
Ahmet Hakan, Erdoğan'ın Millî Gazete'yi görmezden gelme politikasına karşı Cumhurbaşkanı Gül'ün gezilerinde uçağına Millî Gazete'den Reşat Nuri Erol'u alarak cevap verdiğini savunuyor ve "Bakalım Gül'ün bu "Millî Gazete açılımına" Başbakan Erdoğan karşılık verecek mi?" dedikten sonra soruyor!
Bakalım Zeki Ceyhan'ı yakında Başbakanlık uçağında görecek miyiz?
Ahmet Hakan bu soruyu sorduktan sonra işin peşinde olacağını da "Takipteyim" sözüyle açıklıyor!
Yazının buraya kadar olan bölümünde Başbakan Erdoğan ile Millî Gazete ilişkileri irdelenirken bu noktadan itibaren tartışmaya ismimiz dahil edilmiş oluyor!
Ve bize de bir şeyler söyleme hakkı doğuyor!
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan boş yere yorulmasın, takiple vaktini boş yere öldürmesin diye bu açıklamayı yapıyoruz!
Ahmetçiğim, hiç kendini yorma! Daha doğrusu benim için kendini yormana gerek yok! Zira bizim başbakan uçaklarında işimiz yok!
Bugüne kadar hangi başbakanın uçağında ikbal aramışız ki, bundan sonra Erdoğan'ın uçağına binmek için can atalım!
Başbakan'ın uçağına binenleri asla kınamayız ama kendimiz de o uçakta hiç bulunmak istemeyiz!
Buna ister mizaç meselesi de, ister kafa ve gönül meselesi de!
Hem Başbakan Erdoğan ile yollarımız o kadar ayrı ki, O'nun uçağı bizi gitmek istediğimiz yere götüremez! O uçağın gittiği yere de biz gitmek istemeyiz!
Bilmem meramımızı anlatabildik mi?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




